tonyahaber @ hotmail.com

“Yeraltı Dünyası” deniyordu, yer üstüne çıktı.

Sistem, dayanacağı karanlık güçleri kendi yaratıyor.

Osmanlı’nın son döneminde suikastçılar vardı, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında da sürdürdüler varlıkları.

Sonra kabadayılar türedi…

Kentleri aralarında bölüştüler, haraç aldılar.

Küçüklü büyüklüydüler.

Büyükleri “Baba”ydı, dediği dedikti.

Filmlere konu oldular.

Kral oldular, mafya oldular…

Her türlü yasal olmayan işlere burun soktular. Kadın ticareti, uyuşturucu ticareti, daha neler…

Güçleri ve paraları arttıkça çevreleri genişledi.

Piyasa serbestleşince onlar da “Baron”laştı.

Devletin içlerine doğru el atmaya başladılar, bürokrasinin küçüğüyle değil, büyüğü ile iş tuttular.

Gümrük kapılarına istedikleri adamları tayin ettirdiler.

Cezaevlerinden özel aflarla adam çıkardılar…

Siyasete karıştılar, partileşmediler ama partileri etkileri altına aldılar.

Reis oldular…

Adları değişti ama racon kesmeleri değişmedi…

Filmler yetmedi, dizi filmlere konu oldular.

Ekonomi, hukuk, adalet bozuldukça onlar büyüdü.

Dünyanın dört bir tarafında benzerleri var. Amerika’da, Orta ve Güney Amerika’da, Ortadoğu’da, Rusya’da…

Demokrasinin, hukukun zayıfladığı her yerde güçlenen onlar oldu.

***

Mayıs ayını, “Organize Suç Örgütü Lideri” Sedat Peker’in videoları ile geçirdik. Haziran ve daha sonrası da böyle geçecek gibi görünüyor.

Kamuoyu araştırmacıları, yayımlanan videolarla ilgili anketler düzenler oldular.

Ben, öyle çok da abonesi olmadın Peker videolarının.

Ne diyeyim, toplumu, siyaseti sarstı mafya liderinin açıklamaları.

Devlet görevlilerine kadar uzanan, geçmiş faili meçhul cinayetleri yeniden gündeme getiren açıklamalar…

Çoğu, bilinen, ama söylenmeyen/söylenemeyen şeylerdi bunlar aslında.

Peker videoları, toplumun muhalefete olan açlığını da ortaya koydu.

Hani, bir söz var halk arasında: “İt yese kudurur.” diye...

Tam da o cinsten!…

Buna karşın devlet görevlileri suskun, açıklamaların muhatapları suskun…

Yanıtlarsak altından daha çok pislik mi çıkar diye düşünüyorlar acaba?

Mafya-Siyaset-Ticaret arasında oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni kimleri yutacak, bekleyip göreceğiz.

Binlerce dolar rüşvet, çantalar dolusu para!...

Asıl konu, paylaşım… Öyle anlaşılıyor ki, paylaşım nedeniyle kavga çıktı. Hırsızlar birbirini ifşa etmeye başladı. Kirli çamaşırlar sokağa döküldü.

Karanlık yollarla kazanılan para o kadar çok ki, her şey iç içe geçmiş. Mafya, tarikat, siyaset, aşiret, medya ilişkileri toz duman…

Pudra şekercileri de unutmayalım…

Şimdi…

Hesaplaşmaya mı geldi sıra?...

Belki Peker susturulacak, belki de kendisiyle uzlaşmaya varılacak. Sonra da yaşanan güzel(!) günlerine geri dönecekler, bizim balık hafızamızda kalan izleri de silecekler.

Seksenli, doksanlı yıllarda yaşananlar da öyle olmadı mı?

Son elli yıldan beri siyasetle iç içe geçmiş “mafyokrasi” yi temizlemek, kirli üçgeni kırıp dağıtmak için İtalya’daki “Temiz eller” operasyonu örneğinde olduğu gibi bir Di Petro mu lazım?

Ne dersiniz?...