Fener Mahallesindeki SİT Alanında olduğu belirtilen arazinin Türkiye Taşkömürleri Kurumu’nca (TTK) TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı) adlı vakfa alelacele tahsis edilmesi çeşitli itirazlara neden oldu. Şehrin sadece sakini değil, sahibi olma sorumluluğu taşıyan duyarlı insanları geçtiğimiz hafta Fener’de toplandı, “Fener halkındır, satılamaz” pankartı altında yürüyüş yaptı, TTK’nın kapısına “siyah çelenk” bıraktı. CHP Milletvekili Deniz Yavuzylmaz’ın da katıldığı ve konuşma yaptığı etkinlikte işin peşinin bırakılmıyacağı dile getirildi. Fener Mahallesi sakinlerinin tüm itirazlarına rağmen SİT alanında bulunan ve kentin en değerli yerlerinden olan bölgenin aylık 3.500.-TL gibi düşük bir rakamla merkezi İstanbul’daki bir vakfa verilmesi basına da yansıyan çeşitli yorumlara da neden oldu.

TTK’nın GEREKÇESİ NEDİR?

TTK Genel Müdürlüğü bu karara nasıl ve hangi gerekçelerle varmıştır. Sit alanı olduğu bilinen bir yeri, kiraya verirken TTK Genel Yönetim Kurulundan, Hukuk Müşavirliğinden, İnşaat ve Emlak Müdürlüğünden, Etüd, Plan-Proje ve Tesis Müdürlüğünden, İşletmeler, Pazarlama ve Satış Dairesinden “görüş” alınmış mıdır? Alınmış da hiçbir daire başkanlığı “Sit alanındaki bir yerin kiraya verilemiyeceği” şeklinde bir itirazda bulunmamış mıdır?

“Ne alakası varmış!” denilebilir.Daha önce şehirde faaliyet gösteren “Kamu yararına bir derneğin başvurusu” sümen altında dururken, bu “ikram”ın gerekçelerini biz de öğrenme hakıına sahip olduğumuzu düşünüyoruz.

Dr. Tunç Çelebi’yi TTK üst yönetimi bilir, tanır mı bilemem, ama şu satırları o yazmıştır: “Fener Mahallemiz Cumhuriyet tarihimizin şehir planlama ilkelerine göre planlanmış ilk mahallesiydi. Geçmişinde koyu bir Fransız kültür ve mimarisinin izleri vardı; bu nedenle evlerimizin bir kısmı “Fransız Evleri” veya “Fransızlar’dan Kalma Evler” olarak adlandırılırdı. Bu kültürün getirdiği; İstanbul’un o zamanki Nişantaşı, Suadiye, Moda’sının kültür ve sosyal yaşamından belki de daha seçkin bilgi, görgü, kültürü ile beraber insanları arasındaki sosyal ilişkileri mahallemizi ayrıcalıklı kılıyordu.”

Şimdi bir lokma da Behçet Kalaycı’yı dinleyelim: “Fener semti Zonguldak’ın PERA’sı idi. Loş ormanların içinde çan sesleriyle ürperirdiniz. Orman içine döşenmiş dar kaldırımlarda bazen bir papaz silüetiyle, bazen de aralarında fiskos eden rahibelerin ekzotik görüntüleriyle karşılaşırdınız.

Fransız stilindeki dik çatılı, panjurlu evlerin bahçeleri küçük parklar gibi bakımlıydı. Gökyüzünü bir tünel gibi örten sık ağaçların altındaki dar bir şoseden Maden Mektebi’ne gidilirdi. Tenis kortunda bembeyaz giysileri içinde şık hanımlarla beyler aralarında Fransızca konuşurlardı. Burası kentin en uygar yeriydi. Çevre yaz-kış yeşili solmayan defnelerle kaplıydı.”

 

Bu niteliklere sahip bir mahalle mutlaka, “UNESCO Dünya Miras Listesi”ne kayıt ettirilmeli, tarihsel ve kültürel dokusuyla, gelecek kuşaklara aktarılması sağlanmalıdır.

*****

LİMAN ARKASI

Geçtiğimiz hafta kentin sahibi olma yükümlülüğünü omuzlarında taşıyan bir çok insan, bu kez meşhur “Liman Arkası” yolunun trafiğe kapatılması ile yeniden yollara çıktı ve liman arkasında geniş bir toplantı yaparak durumu protesto etti. Fener Mahallesi’ndeki “Tügva’ya tahsis” tartışması sürerken, Zonguldaklı için özel bir anlamı olan Liman Arkası, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından demir kapıyla kapandı, bölgeye giriş yasaklandı. Aynı bölgedeki Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait bina da komutanlığa tahsis edildi.

Kentlinin gezi yolu ve denize girdiği Liman Arkası’nın bir bölümünün ani bir kararla Sahil Güvenlik Komutanlığı’na verilmesi ve Liman Arkası’na giden yolun kapatılması üzerine konuyla ilgilenen CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz “70 yıldır Zonguldaklı’nın soluk aldığı gezi yolunun demir kapılarla kapatılması ve hiçbir açıklama yapılmamasının arkasındaki sır perdesinin kaldırılması için girişimlerde bulunduk. Bu Valiliğin kararıdır, Valimizi ziyaret edeceğiz. Bu konu siyasi bir konu değildir. Sahil Güvenlik personelimizin güvenliği halkımıza aittir, başımızın tacıdırlar. Ancak burada özel güvenlik bölgesinin oluşturulmasına gerek yoktur. Bu düşüncelerimizi Valimizle paylaşacağız.” dedi.

*****

YÖNETİCİDEN BEKLENEN

Şehir yöneticilerinden beklenen; şehrin doğal, tarihsel ve kültürel dokusunu koruyarak, şehir yaşamını, halkın istek ve dilekleri de göz önüne alınarak kolaylaştırmak olmalıdır.

Eğer bu şehir; Yeni Cumhuriyet’in ilk kenti Zonguldak ise, “Demir ağlarla ördük Anadolu’yu dört baştan” dizelerinin ilham kaynağı olan şehir ise, Türkiye’nin iki katlı tek kenti ise, topraklarında 4 bin yıllık bir tarihsel geçmişin izleri var ise, dağlarında binlerce maden şehidinin mezarları var ise, bu şehrin yöneticileri daha duyarlı olmak zorunda olmalıdırlar

*****

DEĞERLİ OKUYUCULARIM,

Bazı meşguliyetlerim nedeniyle bir süre köşeyazılarımı yazamıyacağım. Beni anlayışla karşılayacağınıza inanıyorum.Hepinize sağlık, esenlik ve iyilikler diliyorum.