Para, günümüzde çok önemlidir, değil mi?

Değil, desem herkes bana kızar. Demiyorum, onun için.

Elbette para önemli, ama her şey değildir para.

İnsanların onuru vardır, gururu vardır, şerefi, şahsiyeti vardır.

Adamlığı, adam gibi adamlığı vardır, kalitesi vardır.

Vardır da vardır, vardır da vardır.

Ayrıca para her kapıyı açmaz, her şey de değildir para.

Unutmamalıyız ki para, Sümerler tarafından kullanılmadan önce de yeryüzünde insanlar yaşardı.

Sizler, gönül zenginliğini parayla mukayese edebilir misiniz?

Fakirin onurunu parayla satın alabilir misiniz?

Sevginin ederini parayla hesaplayabilir misiniz?

Gönüllülüğün karşısında paranın ne kıymeti var.

Allah rızası için yapılan işin değeri parayla ölçülebilir mi?

Maddi ya da manevi aşkın karşısında para darmadağın olmaz mı?

Basına da yansıyan bir haberle konuyu örneklendireyim.

İzmir'de hurda toplayarak geçimini sağlayan Hüseyin Aydoğdu, kendisine çarpıp kaçan tekstilci iş adamı Metin Kurtulmuş hakkındaki şikâyetinden vazgeçmek için 100 çocuğa mont bağışlamasını şart koştu

İzmirli Hüseyin Aydoğdu (56), önceki yıl kasım ayında (2015) hurda topladığı el arabasıyla evine dönerken, otobüs durağı yakınında bir aracın çarpıp kaçması sonucunda yaralandı. Beline hurda arabasının demiri saplanan ve hastanede tedavi gören Aydoğdu, kendisine çarpıp kaçan sürücüden şikâyetçi oldu. Dosya, dava sürecine girmeden önce Uzlaştırma Bürosuna iletildi. Uzlaştırmacı bilirkişi Canan Selvi, kazayı yapan Metin Kurtulmuş'u ve mağdur Hüseyin Aydoğdu'yu buluşturdu. Aydoğdu, tekstilci işadamı Metin Kurtulmuş'un uzlaşma talebini kabul etti. Ancak para istemedi, sadece ihtiyaç sahibi 100 çocuğa mont bağışlamasını şart koştu. Aydoğdu'nun isteğini kabul eden işadamı Kurtulmuş, ihtiyaç sahibi öğrencilerin okuduğu bir okula 100 mont bağışında bulundu. Kurtulmuş, Aydoğdu'nun kazada zarar gören hurda arabasının tamirini de üstlendi.

Hüseyin Aydoğdu, şunları söyledi:

"Günde ortalama 20 TL kazanıyorum. Allah bin bereket versin. Bugüne kadar haram lokma yemedim. Kazanın olduğu gün, sobada yakmak için bir şeyler toplamıştım. Karşıdan karşıya geçmek için kaldırımın kenarında bekliyordum, yoldan geçen araç el arabama ve bana çarptı. Kazadır, insanlık hali, hepimizin başına gelebilir' dedim. Uzlaştırmacı Canan Hanım bana haklarımı anlatınca, şikâyetten vazgeçmek için Metin Bey'den para değil, 100 çocuğa mont bağışlamasını istedim. Hakkım olmayan bir parayı, onun gönlünün rızası olmadan alsaydım, bunun günahını taşıyamazdım. 3 kız evlat büyüttüm, yoksulluğu iyi bilirim. Şimdi 100 çocuk sıcak monta kavuştu. Bundan güzel bir şey var mı?"

Metin Kurtulmuş ise, " Hüseyin Bey, bana büyük bir hayat dersi verdi. Hakkını helal etmek için sadece ihtiyaç sahibi öğrencilere mont bağışlamamı istedi. Zarar gören el arabasının tamir masrafını karşılamayı teklif ettiğimde bile, gönül rızamla yapacaksam kabul edeceğini söyledi. Böyle güzel bir dost kazandığım için çok mutluyum. Bundan sonra işyerimdeki tüm hurda işleri Hüseyin ağabeye emanet" dedi.

Bak, gördünüz mü, bu dünyada ne güzel insanlar var. Para, onların yanında mum gibi erir.

Ben, sadece insanlar için her zaman çok önemli diye lanse edilen paraya farklı bir açıdan bakmaya çalıştım.

Hepsi bu…