Yer  yüzünde  düzenli  ve teşkilatlı  insan  topluluklarının  görülmeye başlanıldığı ilk  devirlerden  günümüze  kadar güçlü  devletler kurmuş  topluluk  ve milletlerin ,kendilerinden güçsüz  ve  zayıf olan devletleri sömürdükleri, o devletler üzerinde askeri, ekonomik kültürel  baskı kurarak  ezdikleri  tarihi  bir gerçektir..

   Adına emperyalizm dediğimiz bu durum  günümüzde  devletler  üzerinde de  aynen uygulanmaktadır.  Emperyalizm acımasızca  güçsüz  ülkeler üzerinde  varlığını  göstermektedir.  

   Güçlü  ve süper  devletler ;bazen  askeri,  bazen  ekonomik, bazen kültürel bazen de  eğitim  alanlarında zayıf  devletleri  boyunduruğu  altında kıvrandırmaktadır. Sömürülen  ülkeler üzerinde  acımasız  eylemler görülüyor.  Vahşi  kapitalizmin sömürü  aracı  emperyalizmdir.

   Yaşadığımız  yüz  yılda   Afrika  Kıta’sı  Güney Amerika Kıta’sı,   Asya  kıta ’sının  büyük  bir bölümü  ve  özellikle  Orta  Doğu adını  verdiğimiz  bölge  ,bu bölgeye Türkiye’de  dahil  emperyalizm kıskacı altında olduğu  inkar edilemeyecek  bir  gerçektir. 

   Emperyalizm ,aynen  kan  emici  vampir  gibidir.  Hakimiyet kurduğu  ülkelerin  tüm kaynaklarını  vampir gibi emer,  kanını  emdiği ülkede  yaşayan halkın sıkıntılarını  asla  görmez. 

   Günümüzde  emperyalizm şekli  kültür  alanında etkisi daha  açık  ve  nettir..  En tehlikeli  emperyalist  uygulama  kültür alanında  kendisini  gösterir..

   Kültür saldırısı ve istilası şeklinde  gelişen emperyalist  baskı ülke  aydınlarından başlayarak bir toplumun  bütün unsurlarına  kadar tesirlerini ileterek ,  böylece  o  toplumun her şeyini  acımasızca  ve  ahlaksızca  sömüren    bir yapı oluşturur  emperyalizm.

    Birkaç yıl önce  YALOVA’DA   ,Yalova Kent Konseyi  tarafından  düzenlenen bir konferansa  katılan  bir profesör ve O gün  doçent  olan bir akademisyenin şu sözlerini  asla unutmadım  ve unutmayacağım..

   Aynen  şöyle  diyordu   ünlü profesör” ”BANA HİÇ KİMSE  ABD’NİN TÜRKİYE  ALEYHİNDE  TEK  BİR KARARINI  GÖSTEREMEZ.”” Bu  sözleri salonda yanındaki  doçent  ve salondaki  dinleyiciler tarafından  alkışlanmıştı..

   Ayağa kalkarak  ünlü profesöre ve alkışlayan  dinleyicilere aynen  şu  sözleri  söylemiştim. ”SAYIN PROFESÖR SİZ  BU ÜLKENİN ÜNİVERSİTELERİNDE OKUDUNUZ…ÜSTELİK  PROF  OLDUNUZ. SİZLER YALAN  SÖYLÜYORSUNUZ.  YAZIKLAR OLSUN.”” 

Aynı  konuşmacıya  salondan sadece  orada bulunan bir siyasi partinin il başkanı benimle  birlikte tepki  göstermişti.  Tepki  karşısında  sunucu  “”ismi bende saklı””  toplantıyı  sona erdirmişti.  Emperyalizmin kültür  alanındaki  resmi karşımızda..

    Kendi öz değerlerine , Türk Milletinin Kültür vasıflarına yabancılaşmış ,nemelazımcı, kafası  satılmış bir çok  Prof. unvanlı akademisyen sıfatlı sözde  aydınlar bu gün yine  aramızda. Bunlar  değişik  vakıf  ve  dernekler tarafından maddi olarak ta  desteklenmektedir.

   Emperyalizme  hizmet etmek amacıyla ülkemizde  kurulmuş  ve faaliyetlerini hızlıca  ve aleni olarak  sürdüren  bir çok dernek ve vakıf var. Ülkemizi yönetenlerin tamamı da şer otlaklarının faaliyetlerinden haberdardır. Her nedense  yerli ve milli olduklarını söyleyen  siyasi kuruluşlarda ;ülkemize  düşmanlık  eden bu tür sözde sivil toplum kuruluşlarına seslerini çıkarmıyorlar.

   Liberalizm  sözünü çokça duymuşsunuzdur. Bu  kavram emperyalizmin yeni  versiyonudur. Millî  düşünmeyenler, millî olmayanlar liberalizmin aşırı  savunucusudurlar. Kısaca  liberalizm   vahşi kapitalizmin sempatik  örtüsüdür. Bu  örtünün altında  kirli amaçlar Var. İnsanlık  düşmanı emperyalist  devletlerin  planları  var.

   Bir başka uygulamayı da  hatırlatmak  istiyorum. Lütfen  herkes  hatırlasın. Bundan birkaç yıl önce  “”ÖZELLEŞTİRME “” furyası vardı. Devlet bütün  ekonomik  kurumlardan derhal  elini çekmeli, deniyordu.  Ülkemizde  de  özelleştirme taraftarları  adeta  bayram havası  estiriyorlardı. Devletin hantal yapısından kurtulmanın  tek  yolunun  özelleştirme  olduğunu söylüyorlardı. Özelleştirme  yarışı başlatılmıştı.  Neredeyse  özelleştirmeye karşı çıkanlar ””HAİN”” ilan ediliyordu. Karlı olmayan ,zarar  eden şirketler  mutlaka  satılmalı, diyorlardı. Sonra ne  oldu?    Zarar   eden kuruluşlar  değil de  Türkiye’nin  en köklü  ve karlı  kuruluşları  satıldı. Satılan   bir çok kuruluş  kapatıldı. Üretim  tamamen  yabancılaştırıldı. Bankalarımızın  % 75 ‘i yerli ve Milli olmayan sermayenin emrine verildi.

   Özelleştirilen  karlı kuruluşların bazılarının  içi  boşaltılarak  ,sermaye  yurt  dışına  götürüldü. En  yakın  örneği  karşımızda  duruyor…TÜRK  TELEKOM… 

    Emperyalistler  bir kez  daha planladıklarını  sömürü oyununda  ülkemizde  başarılı oldular.  Ne  yazık ki  Türk Milliyetçisi olduklarını  söyleyenlerin  önderleri  dahi liberalizmin  örtüsü altındaki  karanlık tabloyu  görmemezlikten geldiler.

   Bir  başka acı ama  gerçek olan şeyde  Atatürkçü  olduklarını  söyleyenlerde  emperyalistlerin  oyununu görmelerine rağmen engel olmadıkları  gibi  bu oyuna destek  oldular. Bunlar  ATATÜRK’Ü anlamadılar. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasında ATATÜRK’ÜN tam bağımsız Türkiye  söylevini  rafa kaldırdılar. Hala  aynı  yolda yürümeye  devam  ediyorlar.

    Yerli ve Milli olmaktan  uzak olanlar iş başına gelince  emperyalistler, emperyalizmin  kurallarını  uygulamada  en rahat dönemini  yaşadılar. Hala  yaşamaya da  devam   ediyorlar..

    Üretmeden  ,tüketen  bir toplum  haline gelmişsek ve  bu  gün ekonomik sıkıntı  yaşıyorsak , bunun tek sorumlusu  yerli  ve  milli olmayanların  kafa yapısıdır.  Yerli ve Milli düşünenleri  emperyalizm  kolay kolay sömüremez.  Yerli ve Milli olmak  söz  ile  olmaz. Hayatınızın  her alanında uygulama yerli ve milli  olduğunuzu göstermelisiniz. 

  Yerli  ve Milli olanlar emperyalizme  şiddetle  karşı  duruş gösterir. Emperyalistlerin  oyunlarını önceden  gören ve  oyunların sahnelenmesine  fırsat vermeyen fikir sahibi insanları ancak  yerli ve Milli olarak  tanımlayabiliriz.

   Yerli ve Milli olanların devletleri de  MİLLİ olur. Devletleri Milli  olan toplumların  sömürmek mümkün  değildir.

   Milli Devletler ; Sömürgeci  emperyalistlerin emrinde  olmazlar.

   Milli Devletler ;öncelikle kendi insanının haysiyetini, onurunu, şerefini korumakla  mükelleftir, GÖREVLİDİR.

   Milli Devletleri  yönetenler ;yönettiği  insanların çıkarlarını korumak  zorundadır.

   Milli  Devletleri  yönetenler  sadece ve yalnızca ,YÖNETTİĞİ  MİLLETTEN  emir alırlar.  Başka bir Ülkenin yöneticilerinin  arzu  ve isteklerini yerine getiremezler,   dış  güçlerin  isteklerini  emir  telakki edemezler,  kabul  edemezler.

   Emperyalistlere  karşı amansız mücadele  ederek Türkiye Cumhuriyetini  kuran Gazi Mustafa  Kemal Atatürk’ün Milli Devletin nasıl olması  gerektiğini öğrenmenin  yolu  Ata’yı  tanımaktır.

   Her şeye rağmen  diyorum ki  biz Türk Milliyetçileri  ve Türk-İslam  Ülkücüleri olarak Yurdumuza  karşı girişilen emperyalist  saldırı  ve  istilaya karşı amansız mücadele etmeye kararlıyız. Dun bir  başka kültür emperyalizmi  karşında  nasıl  direnmiş-sek  bu günde  kan  emici  kapitalizmin  sömürü  düzeni olan  emperyalizm  karşısında ölümüne direneceğim izden hiç  bir vatan severin  kuşkusu  olmasın.

   Türk Milliyetçileri ; samimi  ve kararlı   duruşlarıyla bu toprakların emperyalistlerin istilasına uğramaması için yeminlidir..

   Ne Mutlu Samimi Müslümanım ve Türk'üm diyebilene…