CIA eski Türkiye şefi Paul Bernard Henze 2006 yılında Beyaz Saray’a sunduğu Türkiye Raporu’nda aynen şöyle demiş:

“Türkiye’nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Bu ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar.

Hükumeti ikna ettiğimizde, Meclis;

Meclisi ikna ettiğimizde, Ordu;

Ordu’yu ikna ettiğimizde Yargı,

karşımıza geçebiliyor…

Eğer Amerika’nın çıkarı, Türkiye’de bir federalizm, yani “federal devlet kurulması” ise, ana planımızda bu federasyonun adı bile konulmuşsa, (İstanbul başkentli yakın doğu federasyonu) mutlaka ve öncelikle Yargı, Ordu, Meclis ve Hükumeti, tek elde toplayan başkanlık rejimine Türkiye’de geçilmeli…

Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse; Bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.!.”

*****

Bir çok kez yayınlanan, tartışma konusu edilen ama tekzip de edilmeyen bu raporun içeriğine göre Amerika, Türkiye’de ne yapmak istiyor?

“Türkiye’de bir federalizm” ne demektir?

Türkiye toprakları parçalara ayrılmalı, küçük federal devletçikler kurulmalıdır.

Asya ile Avrupa’nın birleştiği yerde, stratejik açıdan çok önemli olan bu bölgede; Ortadoğu ve Balkanlar’ın en büyük ve güçlü devleti Türkiye’nin toprak bütünlüğünü yok sayıp, parçalayarak Amerika’nın uydusu olan devletçikler oluşturulmalıdır.

Başka ne istiyor Amerika Türkiye’de?

Adı ne olursa olsun “Tek Adam” yönetimine geçilmesini, devlet ve millet için her türlü kararı tek başına verebilecek bir rejim değişikliğine gidilmesini istiyor. Yani;

“Meclis, Hükumet, Yargı, Ordu güçlerini, Tek Adam’da, tek elde toplayan bir yönetim sistemi”ne geçilmesi.

Türkiye’de nasıl bir sistem var?

Yasama (Millet Meclisi), Yürütme (Hükümet), Yargı (bağımsız ve tarafsız), olduğu “Güçler ayrılığı” ilkesine dayalı, organları birbirini denetleyen Parlamenter demokratik sistem.

Şu andaki iktidar partisi, eğer var ise bu sistemin aksaklıklarını “Gelin birlikte düzeltelim” dedi mi? Demedi..

Aldı eline çubuğu, derenin yukarısına gitti, deynekle suyu karıştırdı, karıştırdı, suyu iyice bulandırdı..Sonra da “Bu su bulanık akıyor” diye şikayete başladı.

O şikayet edince başta vekiller ile bağımlı ve yandaş haline getirilen gazeteler, televizyonlar, yazarlar durur mu? Onlar da yaygarayı bastı: “Irmak bulanık akıyor!..”

*****

16. Nisan günü yapılacak Halkoylaması (Referandum)bu rejim değişikliği için yapılacak.

Meydanlardaki bağırtıya, çağırtıya, patırtıya bakmayalım; Konu, Cumhurbaşkanı, muhalefet partileri başkanları ile ilgili değildir.

Konu, parlamenter demokratik sistemi değiştirecek rejim değişikliğidir.

Halk oylamasında;

Sandıktan HAYIR oyları çok çıkarsa; demokratik parlamenter sistem ile Cumhurbaşkanı, başbakan, hükümet yerinde kalacak, sistem değişmiyecek.

Sandıktan EVET oyları çok çıkarsa;

Türkiye’yi yöneten bütün yetkiler, kanun yapma, kararname çıkarma, yürütme, devlet ve millet adına karar verme, Meclis ve Hükümet yetkileri TEK ADAM’da toplanacak.

Başbakan olmayacak, başbakan ve hükümet yetkilerini “Tek Adam” kullanacak.

Meclis ve milletvekilleri olacak ama yönetme ve yürütmede işlevleri, etkileri olmayacak.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin işlevi kalmayacak.

Parlamenter demokratik sistem kalkacak, diktatörlüğe kadar gidebilecek yetkilerle donatılan “Tek Adam” yönetimi başlayacak.

Ülkemiz adına tek başına o karar verecek. Bütçeyi hazırlatacak, Ordu, Yargı ve diğer tüm devlet organları Tek Adam emrinde olacak, savaşa-barışa, devletlerarası ilişkilere, seçimlere, o karar verecek. Kanun hükmünde kararnamelerle tek başına ülkeyi yönetebilecek.

Tek Adam, hiçbir şekilde denetlenemiyecek, yargılanamıyacak.

*****

21.yüzyılın başında;

Daha ileri laik, demokratik, çağdaş bir düzen, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğünü dayalı, bağımsız ve tarafsız yargı düzeni ve mahkemeler,

Tarafsız ve çağdaş bir devlet yönetimi, liyakata dayalı görevlendirme, dinsel düşünceye değil, çağdaş normlara göre düzenlenmiş eğitim sistemi,

Poşetlerle sadaka dağıtan devlet değil, sosyal devlet anlayışını benimsemiş devlet düzeni ile, huzur ve esenlik içinde yaşama beklemek hepimizin hakkı olmalıdır.

Halkoylamasında;

Sandıktan eğer EVET oyu daha çok çıkarsa, sadece TEK ADAM neyi nasıl isterse öyle olacaktır.

Sandıktan eğer HAYIR oyu daha çok çıkarsa, insanca, hakça bir düzenin kurulması için bir kıvılcım çakılmış olunacaktır..

16 Nisan günü; ülkemiz için, devletimiz için, geleceğimiz için karar günüdür.

Mutlaka sandığa gidelim ve oyumuzu kullanalım. Bu bir yurttaşlık görevidir.