abekaroglu @ gmail.com

Trabzonspor'un zirvede olması; gerçekten lige bir güzellik ve heyecan katıyor. Zirvede olmadığında ise, bayağı bir eksiklik, yağı olmayan bir yemek gibi bir tatsızlık ve lezzetsizlik ortaya çıkıyor. Bunları amatör de olsa futbol oynayan birisi olarak değil de sadece bir futbolsever olarak söylüyorum. Konuyu şuraya getireceğim. Trabzonspor'da işler güzel giderken sayın Başkan, seyirci ve medyanın herhalde etkisinde kalarak, 'ikinci yarı rakipten neden baskı yiyoruz, bu futbol Trabzonspor'a yakışmıyor' diye basına açıklama yaptı ve bu da doğal olarak Ünal Karaman'ın keyfini kaçırdı. Kendisi ile son zamanlarda olmasa da yıllar önce sohbetim de olan Sayın Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun bu açıklaması, kusura bakmasın ama fenerbahçe kulübü başkanının kendi hocasına karşı basın aracılığı ile yaptığı eleştirinin bir benzeri gibi maalesef. Burada, Ünal Karaman Hoca’nın da, benzeri bir sertlik ve basın aracılığı ile cevap vermesi de elbette yanlış. Yahu buna ne gerek vardı? Sen ilk yarı rakibi ablukaya alıyorsun, rakip futbolcuların elleri armut toplamıyor ya, onlar da koşup oynuyorlar. Elbette onlar da pozisyon yakalayacaklar. Üstelik bu kadar sakat futbolcunun olduğu yerde takımı zirvede tutan Ünal Karaman; çok başarılıdır. Kendisini kutluyorum. Bu takımda çalışmayan yerli ya da yabancı hoca kalmadı ve hepsini de gördük, sonuç; hep hüsran oldu. Göreve gelirken, 'bize sabırla bize beş yıl lazım, en az üç yıl şampiyonluktan bahsetmeyeceğiz, yavaş yavaş ancak düzelebiliriz, pahalı transferler yapmayacağız, tek çare olan bütçede küçülmeye gidiyoruz' dendiği halde, bu süre için bile daha bir buçuk yıl varken, Ünal Hoca, takımı zirveye taşıdı. Bunda sayın başkan ve yönetimin, medya ve seyircinin de elbette büyük emekleri vardır. Tekrar ediyorum, bu yönetim; kayyuma gitmekte olan kulübü bataktan kurtarmıştır, bunda çekinmeden söyleyeyim siyasetteki Trabzonsporluların verdiği desteği de asla görmezden gelmemeliyiz.  Unutmayalım, beşiktaş 'feda yılı' ile başladıktan tam dört yıl sonra şampiyon oldu, başakşehir en az beş yıllık bir istikrar, sabır, son anda kaçan şampiyonluklara rağmen devam ettirilen destek sayesinde buralara geldi. Trabzonspor camiasında şu var; acelecilik, son anda kaybedilen şampiyonluktan sonra yaşanan ve etkisi on hatta on beş yıl süren travmalar ve bunların getirdiği başarısızlık. Sayın Başkan’ın geçen haftaki konuşması; bir duygusal patlama olarak görülmeli. Ünal Karaman da, 'duygusal anlarda söylenen sözlere itibar edilmeyeceğini' bilerek bunu duymazdan gelmelidir. Ama Ünal Hoca da elbette hata edebilir, önemli olan hatasının erkenden farkına varmasıdır. Ünal Hocayı eleştiren bizler, hangimiz kendi işimizde hata etmiyoruz ki? Elbette bizim de bir sürü hatamız oluyor, ama kimseye de 'bırakır ve gideriz' demiyoruz. Ünal Hocayı, küstürmeyelim, sonunda yeni bir kaos başlar ve bir on senelik travma dönemi de peşinden gelir. Şayet yönetim de küserse; yerine elbette yenileri de gelir ama, yeni bir başarısızlık dönemi de başlar. Bakın 2010-2011 yılı devre arasında Sayın Hayrettin Hacısalihoğlu, yönetimle anlaşmazlığa düşerek bıraktı ve gitti  -burada asla hakemlik yapmıyorum, haddime de değil, işim de değil, aralarında geçen sorunu da bilmiyorum, sadece geçmişte yaşanan bu olayı; ibret alınmaz ise; tarihin tekerrür edeceği açısından dile getiriyorum. Hiç unutmuyorum Şenol Güneş’in ayağına kadar giderek, ‘yapma-etme bu işi beraber bitirelim’ diye yalvarmasını, ama ısrarlara rağmen kendisi geri dönmemişti. Bana göre, şayet dönmüş olsa; o yıl takım açık ara şampiyon olurdu. Ve bu takıma da kuruluşunda Hayrettin Bey’in kattıkları ortadadır, bu yönetimde olmaması da kendisini tanımadığım halde söyleyeyim; büyük eksikliktir. Bugün işler iyi giderken; geçmişte yapılan bir hatanın bu sefer başkan ve hoca arasında karşılıklı olarak aynı şekilde gündeme getirilmesi taraflı tarafsız herkesi üzdüğünü dile getirmek istiyorum.  Çünkü bu durum; futbolcular ve yönetime de sıçrar. Aman ha yönetim, Ünal Hoca ile bu sorunu çözsün. Biraz da hurafevari bir ifade ile söyleyeyim, herhalde bu güzel gidişe bir nazar değdi. Ben, sabredilirse bu sene olmasa bile, çok yakın gelecekte mutlu sonun gerçekleşeceğini görür gibiyim. Ama, her ne olursa olsun; sabır ve destek şart. Çünkü istikrar olmadan asla başarı olmuyor. Trabzonspor’un kuruluşundan sonra ikinci ligde iken PTT'ye Ankara'da kaybedip de birinci lige yani bugünkü ismi ile süper lige çıkamadığı yılda yeniden yapılanmaya gidilmişti, sabır ve destek verilmişti. Ertesi yıl Kayserispor ve Anteple yarışılmıştı, son maçta Kayseri Orduspor'u 1-0 yenmiş, Gençlerbirliği de Trabzon'da sahaya çıkmamıştı, şayet çıkmış olsaydı, ligdeki durumu itibarı ile tarihi hezimet yiyecekti ve averajla Trabzonspor lige çıkacaktı, ama 3-0 hükmen galibiyet Trabzonspor’a yetmedi ve o yıl da Kayserispor birinci lige tek gol averajı ile çıkmıştı. Ama o gün travma yaşanmamıştı, inatla destek ve sabır, istikrar devam ettirilmiş ve Trabzonspor birinci lige yani bugünkü ifadesi ile Süper Lige bir sene sonra çıkmıştı. Birinci ligde ilk sene yanılmıyor isem;  dokuzuncu olunmuş, destek ve sabır devam ettirilmiş, ligdeki ikinci yılda ilk şampiyonluk gelmiş ve diğer şampiyonluklar da peşi sıra devam etmişti. Ben, o günleri yaşadım ve çok kişi de yaşamıştır. Bundan dolayı diyorum ki, sabır ve destek şart. Dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir işte başarı asla ve asla bir yılda gelmez. Ünal Hoca buna rağmen bu kısa sürede çok başarılıdır. Yönetim de çok başarılıdır. Ama başkan ve hoca arasındaki atışmalar tashih edilmeli, karşılıklı söylenenlerin yıkıcı amaçlı olmadığı ifade edilmelidir. Aksi takdirde, yıkım ve yeni bocalama dönemi; başlıyor demektir…