Herşeyi birbiriyle karşılaştırıp ve de karıştırıp hüner/başarı arayan huyumuzdan bir türlü vazgeçemiyoruz.

Küçük bir sorunu hemen çözecek yerde; büyütüp işin içinden çıkılmaz yapıyoruz.

"Pireyi deve yapar" gibi...

Ama,  devi de pire yapma gayretkeşliğinde de bulunmaz değiliz. Bunu da unutmamalıyız.

Genel seçimde öyle oldu, böyle oldu. 

Sonuç hala tartışılıyor.

Yani, "Havanda su dövülüyor." Bir sonuç alınacağı da yok.

Ne demişler; "Atı alan Üsküdar'ı geçti."

Şimdi sıra geldi, yerel seçimlere...

Belediye, il genel meclisi, köy ve mahalle muhtarlıklarına...

 

Nasıl bir ağacı kökleri ayakta tutuyorsa, demokrasimizin de örnek uygulamalarının  belediyelerde, il genel meclislerinde yaşandığına inananlardanım.

Yani, demokrasimizin kökünü yerel seçimlerdeki anlayış ve uygulamalar oluşturur.

Belediyeler ne denli halka açık olur; partizanlıktan uzak yönetilirse ve bu uygulama çoğunluk kazanırsa ülkede de dirlik düzen o denli halkalanır tüm yurda yayılır.

Belediyecilik konusunda "örnek hizmetler" üreten, particilikten uzak, belediyeleri halkın olduğunu bilen yöneticiler elbette var bu ülkede...

Ama -maalesef- çoğunluğun bu yerel hizmet birimini; partilerinin ikinci bir başkanlığı gibi görüp bu anlayışta olanlar da var.

Oysa, hangi partiden olursa olsun; seçilen başkan ve üyelerin  artık siyasal bir amaçları olmaması gerekir. 

"Tarafsızlık" ilkesine sarılıp hizmet verme yerleridir belediyeler.

Görünen o ki; bugün çoğu belediyelerde siyasal partilerle olan bağlar en sıkı şekilde yürütülüyor ne yazık ki...

Öyle ki, kimi parti başkanları kent belediyesini denetimleri altında tutmayı seviyorlar.

İşte o zaman demokrasimizin onulmaz hastalığı başlıyor.

 

Kimi belediyeler öteden beri gerek demokrasimizin ve gerekse maliyemizin kamburu oldu ne yazık ki...

Çünkü, yukarıda sözünü ettiğimiz  -yapılmamasını dilediğimi- partizan anlayış kimi belediyelerin başına çorap örmüş, hizmet veremez duruma düşürmüş olduğunu çok yaşadık.

Bakınız, şu günlerde de kimi belediyelerin borç-harç iş görebildilerini okuyor, duyuyoruz.

Yani, kimi belediyeler borçlular.

Bu sonucun iş bilmeyen, mevzuattan haberi olmaya belediye yönetiminden kaynaklandığı da aşikar.

Kim ödeyecek bu borçları?

Tabii ki, şimdiye değin olduğu gibi, çıkarılacak bir mali af... Yani genel bütçe...

 

Belediyeler "yerel yönetim" birimleri olarak ne denli disiplinli, demokratik, adil ve partizan anlayıştan uzak yönetilirse ülkede demokrasi de o denli sağlıklı gelişir, yaygınlaşır.

Mart 2019'da yerel seçimler var. Bu seçimi bırakınız belediyeyi, köy/mahalle muhtarlığına değin götürüp partizanlaştırmanın gayretinde olanlar demokrasiye hizmet değil, ihanet ediyorlar.

Şunu bilmemiz gerekiyor: Yerel seçimler, genel seçim değildir!