Uzun bir süre yazılarıma ara verdim.

Yerel seçimlerden sonra ülke gündemimiz akılları durduracak şekilde değişiyor. Aynı gün içinde  konuşulan meseleler birkaç yazı konusu olabiliyor.

Yazdığım yazıların tamamı, düşüncelerimi şiddet  içermeden, kişilere hakaret etmeden, kurumları  hedef almadan fikirlerimi kapsamaktadır.

Düşünce  özgürlüğünün olmadığı ülkelerde şahsi fikirleri toplumla paylaşmak çok kolay değildir. Kullandığınız dile ister istemez dikkat etmek zorunluluğunuz var.

Ülke yönetiminde o kadar çok hata yapıldı ki, yapılan hatalardan geri dönüş neredeyse  imkânsızlaştı.

Örnek mi istiyorsunuz?

Statüleri ne olduğu belli olmayan Suriyeliler. Sorumluluk makamında oturanlardan hiç birisi ülkemizin her yerinde dağınık halde ulunan Suriyelilerin hangi sıfatla aramızda dolaştıklarını, yaşadıklarını, barındırıldıklarını söylemiyorlar.

Suriyeliler mülteci mi, göçmen mi? Belli değil. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar göçmen veya  mülteci yok.

Aramızda dolaşan SURİYELİLERİN özel görevlerini de maalesef bilen yok. Aralarında hemen hemen her ülkenin haber alma elemanları olduğu söyleniyor. Gerçek “BEKA SORUNU” karşımızda hatta içimizde.

Ülkemizin geleceğini düşünmeyen kendi keselerini düşünen patronlar, bir başka deyişle para babaları Suriyelileri adeta köle gibi kullanma peşindedirler. Ucuz iş gücü olarak onları görüyorlar. Bunların odaları, dernekleri Suriyeliler konusunda ses çıkartmıyorlar. Çünkü bu tür kuruluşların amacı tekdir. Ne  olursa olsun, para kazanmak. Ülke batmış, ya da ülkenin geleceği tehlikede, umurlarında değil.

Birkaç içinde Anadolumuzun değişik bölgelerinde yaşayan halkımızın büyük çoğunluğu statüsü belli  olmayan Suriyelilerden rahatsızdır. Özellikle gençlerde rahatsızlık oranı çok yüksektir. Üzülerek ifade ediyorum, her an büyük bir toplumsal hareket yaşabiliriz. Allah korusun. Böyle bir hareket olursa  hepimiz zarar görürüz...

Bütün sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve  özellikle de yönetimde söz sahibi olanlar Suriyeli  “MÜLTECİ YA DA  Göçmenlerin” sorununu akıllı bir plan dahilinde çözmek zorundadırlar.

Olayın sorumlularından hesap sormayı öteleyerek, herkes taşın altına elini değil, kolunu koyarak en kısa süre içinde Suriyeliler meselesini halletmek zorunluluğu doğmuştur.