tonyahaber @ hotmail.com

Türkiye’de ortalama insan ömrü bir zamanlar 40 yıl dolayındaydı.

Günümüzde 70 yılı aştı.

Bu bir…

Geniş aile yapısı çekirdek aileye döndü.

Bu da iki…

Üçüncüsü de bir halk sözü:

“Anne-baba on uşağa bakar da; on uşak anne babaya bakamaz!”

Çevrenize bir bakın, pek çok örnek göreceksiniz.

İlerlemiş yaşında yalnız kalan insanlar… Eşleri ölmese de yaşlanınca kendilerine bakacak birine gereksinim duyarlar.

Geçim dünyası… Oğulları, kızları evlenmiş, geçinmek için bir iş tutmuş, kendi çocuklarının geleceği için uzaklara çekip gitmiş…

Anne babayı yanına alsa bir türlü, almasa bir türlü…

Anne baba ise çocuklarının ardından gitmek, yaşadığı topraklardan kopmak istemez.

Sonra da duygusal olaylar!...

Bu toplumsal gerçeklik neredeyse herkesin önüne çıkabilir.

Koşulları uygun olanlar, bazen yaşlı bakımevlerine yerleşir, ömürlerinin son yıllarını burada geçirir.

Her yaşlının bakımevine yerleşme olanağı var mı?

Bir kere, yaşlı nüfusu barındıracak sayıda bakımevi yok. Ayrıca her yaşlının böyle bir fırsat yakalaması da zor.

***
Son yıllarda yaşanan köyden kente göç olgusu, tarımı etkilemesinin yanında, kırsal kesimdeki okulların da kapanmasına neden oldu.

Tonya’da 30 dolayında ilkokul varken kapana kapana 5 okula kadar geriledi.

Bir zamanlar beş sınıfta, 250-300 öğrencisi olan okulların yerinde yeller esiyor.

Boşalan okul binalarının pek çoğu kullanılmaz hale geldi, birkaç tanesi de şimdilik ayakta.

Bunlardan biri de Karşular Mahallesi’ndeki okul binası. Dört katlı, 24 derslikli, kaloriferli, bahçesi uygun, suyu uygun…

İlçeye uzaklığı 2,5 km dolayında…

Yirmi yıllık bina, şimdilik yerinde.

Ya gelecekte?

Çatı su akıtacak, yağmur boruları delinecek, duvarların sıvası dökülecek (şu anda başladı), camlar kırılacak…

Sonra da öteki binaların kaderi ile kaderlenecek!…

***
Bir önerim var:

Bu binanın ölmünü, yanından geçerken bir enkaz yığınını görmeden binayı yeni bir hizmet için kullanalım.

Biliyorum, Milli Eğitim Bakanlığı kolay kolay binasını, arsasını, arazisini devretmez. (Şu anda okul, yol yapım işçilerinin şantiyesi oldu!...)

Buna rağmen inatla ve ısrarla öneriyorum: Milli Eğitim Bakanlığı binayı Sosyal Hizmetlere devretmeli, Sosyal Hizmetler de binadaki gerekli onarım ve değişimleri yaptıktan sonra bir yaşlı bakımevi haline getirmeli…

Sadece Tonya için değil elbette… Ülkenin dört bir yanından yaşlı kabul eder bu tür kurumlar.

Binası, bahçesi, çevresinin doğal güzelliği ile (şelalesi olan tek okuldu) bakımevi olmaya elverişli… Bir zamanlar çocukların eğitimine hizmet etmiş bina, bu kez de ömürlerinin son yıllarında yaşlıları mutlu etmeye yarasın!

Ayrıca, doktoru, hemşiresi, hizmetlisi, aşçısı, kalorifercisi ile onlarca kişiye iş alanı sağlanmış olur.

Peki kim yapacak?

Öncelikle siyasetin işi bu!... Konuya el atması gereken siyasetçiler. Yerelinden geneline kadar… Sonra da ilçenin yöneticileri… Kaymakamı, Belediye Başkanı, siyasi parti yöneticileri…

İktidarın ve muhalefetin bu konuda buluşacağına inanıyorum.

Çünkü, Tonya’ya gelecek böyle bir hizmete kimse hayır demez…

Tonyalılar, merhum milletvekili, bakan, devlet adamı Ahmet Şener’i unutmuyor.

Tonyalılar, bürokrat, milletvekili, TBMM Başkanı merhum Necmettin Karaduman’ı da unutmuyor.

Tonyalılar, Kooperatifin kuruluşunda büyük çaba gösteren, dönemin Trabzon valisi tarafından, “Kaymakam Bey, bu çabası ile Tonya’ya ışık olmuştur. ‘Işıksız’ olan soyadını ‘Işıklı’ olarak değiştiriyorum” sözüyle onurlandırdığı Kaymakam Fahir Işıksız’ı da unutmuyor.

Siyaset erbabı, yönetici, bürokrat rutinle yetinirse unutulur…

Tonya’da kalıcı bir eser bırakmak istiyorsanız, buyurun hep birlikte koşalım.

Yok, “Bu öneri Hasan Kalyoncu’dan geldi, boş ver!” diyecekseniz; o da sizin bileceğiniz iş!...

Sadece yazık olur!...