Özür dilemem gerekiyor mu bilemiyorum. Aynı konuyu yazmak bir  yazar için tekrar ama, toplumsal anlamda işin içinde yarar varsa; o zaman zorunlu bir durum var demek...
        Sanıyorum bununla birlikte RTÜK konusunu dördüncü kez konu ediniyorum.
       Allahaşkına  birisi çıksın bu RTÜK'e nasihat  verip yol mu gösterecek, ya da bir kenara çekip "Ya siz ne yapıyorsunuz!" diyecek.
       Ya da bu kamu yararı gözeten kurumu yeniden bir yasayla düzenleyecek... 
       Ne gerekiyorsa yapsın/etsin artık...
       Ya nedir bu rezalet!..
       RTÜK üyeleri tv ekranlarında "dizi" adıyla yayımlanan çirkinlikleri, eşkiyalığı, terör heveslendirmelerini, geleneklere/göreneklere ters düşen uyumsuzlukları hiç mi görmüyorlar?
       Güya dizi... Öyle ya, birşeyler öğretecek...
       Toplumsal öğreticilik, eğitim yapacak...
       Nerdeee!..
       Dizi... Eşkiya bozuntusu, suratını gören kırk yıllık yola kaçar... Tabanca taşımasına gerek yok.     Bozuk Türkçesi/argosuyla iki kelam etse şarıl-şarıl akan sular durur.
       Hayır, tabancasını çekiyor, tutsak ettiği kişiyi/kadını konuşturmak istiyor. Tabancayı  tutsağın gözüne sokarken, tehditler yağdırılıyor, konuşmasını  isteniyor.
       Ya da tutsak alınan genç kızın konuşması için boğazına bıçak dayamış, tehditler savuruyor.
       - Konuş!.. Konuş, yoksa keserim!..
       Sokakta, caddede, her yerde tabanca ile kovalamalar, karşılıklı ateş etmeler, yaralanmalar...
       Hastanelerde görevlilerle kavgalar... Kovalamacalar.
       Yani, yaşam bu Türkiye'de öyle mi?
       Hayır, kimilerince yaşam böyle olsun mu isteniyor da kimileri buna alet oluyor dersiniz!
       Kimi dizi yayınlarında ahlaki değerlerin hiçe sayıldığını gören yok herhalde... 
       Düşünce ve davranış bozukluklarını abartıp tv ekranlarından sunmak yayıncılık öyle mi?
       Ne biçim oyun bu?
       Amaç ne, ne yapılmak isteniyor?
       Sonuçta nereye varılacak?
       Yani, hak-hukuk ararken "sokakta hesaplaşma" mı yapılsın isteniliyor?
                                                                       ***
       Türkiye bir hukuk devleti diyoruz.
       Yurttaşlar bu güvenceyle yarınlara bakıyor, huzur duyup çalışıyor, çabalıyor.
       Ama görev üstlenenlerden kimileri belki  işlerinin çokluğundan; işlerinin yönetimsel anlamda "Arap saçına dönüşünden" ya da bilgi/beceri yeteneksizliğinden midir bilinmez "yeterlilik" konusunda gösterdikleri acziyet ülkede sorun yaratıyor.
       Bunu aşmak, ülkenin gelecek sorunu olarak görünüyor bize.
       Dilerim çözüm bulunur. Bulunmazsa yine yazacağım.