DP iktidara geldiği 14 Mayıs 1950 tarihinden önce Atatürk'e karşı  işlenen suç sayısını biliyorum desem yalan olur. 

"Tek Parti Dönemi" idi, olmaz diyebilirsiniz. 

Şu yaşıma geldim, Atatürk'e karşı saygısız söylem ve davranışta bulunulan bir başka  dönem anımsamıyorum.

1941 yılında getirilen Türkçe ezan okuma uygulamasını DP iktidara gelince  kaldırdı. Öyle ki, iktidara gelişinin birinci ayında 16.06.1950 tarihinde  ezan tekrar Arapça okunmaya başlandı.

Bu gelişme, halka seçim döneminde verilen sözün bir gereği oldu.

Halk Türkçe ezan istedi ve oldu!..

Bir başka gelişme daha oldu; Atatürk zamanında kapatılan tekke ve zaviyeler ile tarikat-şeyh benzeri  dini figürler de varlıklarını daha çok duyurmaya başladılar.

Çanakkale'de başgösteren Ticani tarikatı mensubu meczuplar Atatürk heykel, anıt ve büstlerine saldırılar düzenlediler. Öyle ki, bir gece de sayısı 10'dan fazla yerde Atatürk büstüne saldırı yapıldı.

Hemen yasal düzenleme yapıldı. 31 Temmuz 1951 tarihinde DP'nin iktidara gelişinden birbuçuk ay sonra; "Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kişiler" için 7872 sayılı yasa çıkarıldı. Ticaniler toplanıp hapse atıldı.

DP döneminde benzer gericilik hareketleri zaman zaman yaşandı.

27 Mayıs darbesi süresinde karanlık köşelerine sinen güçler daha sonraları yurt düzeyine yayılma amaçlarını gerçekleştirmek için gizli gizli  çalışmalarını hızlandırdılar.

Şeyh kabul edilen Saidi Nursi'nin izinden gidenler 1970'li yıllarda daha da belirgin faaliyet gösterir oldular.

1980 darbesi sonrasında ise; Atatürk devrim ve yeniliklerine karşı belirgin bir duruş başladı. En çok da kimi siyasetçilerin tarikat, cemaat çevrelerinden geldiklerini açık açık söylemeleri de toplumsal anlamda kötü örnek oldu.

Kimi bakan ve milletvekilleri devrim yasalarını hiçe sayıp çiğnerken Atatürk'e de hakaretten geri durmadılar.

Bugün gelinen noktaya bakalım:

Böylesi aleni suç işleyenlere ne yapıldı?

" Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk kabrini tahrip eden, kıran, bozan, kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis  cezası verilir."

31.07.1951 tarih ve 7872 sayılı yasa hükmü böyle...

Yasa hükmü böyle de; Atatürk'ün anısına hakaret eden, heykel, büst ve anıtına ne yazık ki tecavüz eden edene...

Böyle davrananları "İbret-i alem" kötü örnek gösterilip derhal cezalandırmalar var mı?

Bu da konunun bir başka yanı...

Diyanet İşleri Bakanlığı Atatürk tarafından kuruldu. 

Şimdi bu başkanlığın; devrim yasalarıyla yasak olan tarikat ve cemaatleri ve kurdukları sivil toplum kuruluşlarını dini denetimi altına alıp kimlik kazandırma çalışmalarını başlattığını gazeteler yazıyor.

Ya bu ne takiye böyle?

Bir yanda yasa... Öte yanda yasayı sollama çabaları...

Güzel ülkem, Türkiyem... Ne zaman içindeki bu bulanıklıktan kurtulacaksın?