Bu gün ülkemizde ciddi sarsıntılar ve bunalımlar yaşanmaktadır..

Bu sarsıntıların önemli bir bölümü dış destekli gayrı milli dış etkilerdir..Bu etkilerin yurdumuzdaki uygulayıcıları Türk Millet'inden gözüken aslında Türk Olmaktan kurtulmuş köhne zihniyet mensuplarıdır..Bunlar arasında “”MİLLİ”” olduklarını söyleyenlerin olması ise düşünmemiz gereken çok önemli bir vakadır..

Millet olma ,bir arada yaşama.ortak değerlerimizi paylaşma ,ortak ülkülerle kaynaşma şansımızı kaybetmiş durumdayız..

Ortak değerlerimiz kaldı mı ? Diye bir soruyu kendi kendimize sormak ve cevabı vermek zorundayız..

Ortak değerimiz;

vatan mı?

Bayrak mı?

Millet mi?

Din mi?

Kültür mü?

Tarih mi?

Üzülerek belirtmeliyim ki bu değerlerimiz son yıllarda çok büyük yara aldılar..Halkımızın bir bölümü ile neredeyse hiç bir ortak değerimiz kalmamış gibidir..Türk Milleti adını verdiğimiz Anadolu topraklarında yaklaşık bin yıldan beri varlığını sürdüren halk arasında büyük ve kapanması mümkün olmayan derin yaralar açılmıştır..

Anadolu Halkının sadece ayrışma sorunu da yoktur..

Üretim ,

işsizlik,

Eğitim,

sağlık,

güvenlik ,

başka bir ifadeyle asayış ,

ahlak ,

topumsal şuur,

adalet;

hürriyet,

demokrasi;

ve tüm bunların ana kaynağını inşa eden birbirimize karşı “””GÜVEN”” sorunumuz var ki kısa zaman içinde bu önemli meselelerimizi çözmek imkansız görünmektedir..Neredeyse tüm ekonomik varlıklarımızı satmış durumdayız.Özelleştrme adı altında ülkemizin tüm maddi kaynaklarını yok ettik..Üretime dönük devlet eliyle hiç bir yatırıma imkan sağlanmadığı gibi ,stratejik kurumları dahi yabancılara satmaktan da geri durmadık..Milli varlığımızı satmanın marifet sayıldığı uzun bir dönem yaşadık..Sata sata yolun sonuna gelindi.Bu günlerde satacak hemen hemen hiç bir kurumumuz kalmamıştır..

Özelleştirme sonucu ortaya büyük bir kitlenin işsiz kalmasını doğurdu..İşsiz kalan insanlar ise yaşamak için her yolu mubah görmeye başladı...Neticede ahlaki yapımız ve inanç değerlerimiz bozuldu..Halbuki Milletlerin kalkınmaları ve ileri bir düzeye ulaşmaları her şeyden önce sağlam bir ahlak yapısıyla ve sağlam bir inanç sistemiyle mümkündür.. Bu iki önemli yapı taşları yerinde oynatıldı.Hem inanç sistemimiz hem de ahlaki yapımız bozuldu..

İnanç sistemi ve Ahlak değerlerimiz bozulunca ülkemizde yolsuzluk,yoksulluk,rüşvet, ve haksız kazanç elde etme olayları ayyuka çıktı..Nerdeyse “”Devletin malı deniz,Yemeyen Domuz”” sapık düşüncesi bütün kurumların en önde gelen ilkesi oldu.

Adamı olmayanın tüm devlet kurumlarında her hangi bir işe ve ya bu kurumlardan her hangi birisiyle adalete dayalı görev alma şasının olmadığı herkes tarafından yüksek sesle söylenir bir hal aldı.

Liyakat,ehliyet ve deneyim gibi önemli ölçüler devlet teşkilatlarının tamamında yok sayıldı..

Siyasi örgütlerin tamamına yakınının güvenirlilik dereceleri en alt seviyelere indi..Daha önemlisi adalete güven neredeyse tek haneli rakamlara indi..ADALET MÜLKÜN TEMELİ olmaktan uzaklaştırıldı..Kişilere göre karar veren adliye teşkilatlarının varlığı toplumda konuşulur hal aldı.

Anayasa,kanun,yönetmenlik ,tüzük gibi demokratik Hukuk Devleti'ne ait temel yasalar yok sayıldı..Herkes kendine göre hukukçu buluyor,bu hukukçuları kendine göre konuşturuyor ve kendine göre hukuk kurallarına yorum getirerek haklı olduğunu söylüyor..

Ortak ne bir demokratik yapımız kaldı ne de evrensel hukuk kurallarına dayalı ortak bir yasamız..

Devletimizin tüm kurumlarında kaos var..

Yargıda kaos;

Yasama da kaos;

Emniyette kaos,

Eğitimde,sağlıkta kaos..

iç barışta kaos

Halk arasında kaos,

Ekonomi de kaos

Siyasette kaos

İç de ve dışta kaos

Bu kadar olumsuzluk karşısında vatan söz konusu olduğunu asla göz ardı etmeden ağır sorunlarımıza çözüm önerileri sunmak zorunluluğumuz vardır..Mevcut siyasi örgütlerin ve bu siyasi kurumların yöneticilerinin koltuk kavgası nedeniyle Türkiye'nin kangren olmuş meselelerini çözeceklerine ASLA İNANMIYORUM..

Ülkemizin bu önemli sorunlarına çözüm önerilerini projelendirerek çıkış yolu aramak hepimize düşen milli ve insani bir vazifedir.

VAZİFEMİZİ YAPMANIN TEK YOLU DA DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ VE EGEMENLİĞİN KAYITSIZ VE ŞARTSIZ MİLLET'E AİT OLDUĞU TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NİN KURUCUSU OLAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN YÜRÜDÜĞÜ YOL HARİTASIDIR..BU ANLAYIŞ HEPİMİZ İÇİN VATAN MESELESİDİR..