tonyahaber @ hotmail.com

Her yılbaşında gelecek için iyi dileklerde bulunuruz.

Bir bakıma 2019’u, 2020’ye şikayet ederiz.

Aman ha!... Sen geçen yıl gibi olma, ona benzeme…

Yine de gelecek yıl, bildiği gibi gelir geçer.

Yıl mı gelip geçer, yoksa yılı yaşanmaz hale biz mi getiririz bilinmez.

Geçmiş yıldan ders almamışsak, sonuçlar çıkarmamışsak, yılın rakamlarının kusuru ne!

Bu yılbaşında da gelecek yıldan beklentilerimi sıralamak istedim.

Ama beynime kazınan bir dizi olay izin vermedi.

Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi geldi aklıma…

Hani, Kuş Gribi diye bir salgın hastalık yüzünden tavukları gömmüştük ya... Ardından yumurta ithalatı yapmıştık… Aklınızda mı?

Necip Hablemitoğlu, Papaz Sandoro, Hrant Dink… suikastlarla yok edildi, unutmadınız değil mi?

2007’den sonra Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Eldiven, Askeri Casusluk… davaları birbirini izlemişti ya…

Aselsan’da çalışan Türk Mühendislerinin esrarengiz (!) ölümleri…

Isparta’da dağa çakılan uçakta kaybettiğimiz bilim insanları…

Genel Kurmay Başkanlarının biri sırcı, biri terörist(!) olduğu…

Terör, alıp başını giderken kaçakçılık yapan 34 köylünün terörist diye öldürüldüğü.

Ardından “PKK açılımı”… Akil adamların, şehir şehir dolaşarak açılımın ne değerli bir şey olduğunu anlatmaya çalışmaları.

Sonra hendek savaşları…

Sonuç: Elde var sıfır!...

Haa!... Unutmayalım. Ankara’da Kozmik Oda’ya girip devletin, 125 milyon sayfa sır belgesinin ortalığa saçılması…

Sonra, 17/25 Aralık… Pili çıkarılmış saatin 17.25’i gösterecek şekilde köşeye asılması. Acaba bu saat, aynı yerinde duruyor mu?

Ayakkabı kutuları dolu mu hâlâ?

İsviçre hâlâ kol saati satıyor mu?

Sonra, Reza Zarrab’la tanıştık. Megri Megriler söyledik Diyarbakır alanında. Barzani ile sarmaş dolaş olduk…

Suruç’ta, Ankara Garı’nda, bir yılbaşı gecesi İstanbul Reina’da yaşanan katliamlar…

Tarihler birbirini itiyor kafamda.

Soma’da 301 madenciyi mi yazmalıyım, Ermenek’te su altında kalan madencinin annesinin “Benim oğlum yüzme bilmezdi.” diye ağıt yakmasını mı?

Çalınan sınav sorularının çalınmadığına ikna olanları mı, mühürsüz oyların geçerli sayılmasını mı?

Bir gecede Süleyman Şah Türbesinin kaçırılmasını...

Tarikat yurtlarında yanan, tecavüze uğrayan çocukları unutmak mümkün mü?

Ya da birilerinin, “Bir kereden bir şey olmaz!” dediğini!...

Geçmesek bile parasını ödediğimiz köprüleri, oto yolları…

Tedavi olmasak bile bedelini ödediğimiz şehir hastanelerini…

Hastane kapılarında hasta olmaktan çıkıp müşteri olduğumuzu…

Yurtdışından pamuk, buğday, et, şeker, saman, en sonunda da at, katır, eşek eti ithal ettiğimizi…

Rus uçağının düşürülmesinde verilen emri paylaşamayanların, sonunda işin içinden sıyrılıp konuyu FETÖ’ye ihale ettiklerini…

Üç yıldan beri FETÖ’nün siyasi ayağının bir türlü bulunamadığını…

FETÖ’nin yerini METÖ’nün aldığını…

“Kandırıldım, Allah affetsin!” diyenleri de unutmadık, “Başı secdeye gidenlerden zarar gelmez.” diyenleri de…

Suriye’de savaş, göçmen krizi, şimdi de Libya!...

Daha neler neler!…

Siz gene de yeni yıldan bir şeyler bekleyin…

Dileklerinizi, umutlarınızı yazın...

Umut yoksa yaşam da yoktur!…