Ekonomisi siyasilerin deyimi ile  -gerçek ekonomistlerin değil-  tavan yapan bir ülkenin de sıkıntı yaşaması mümkünmüş? 

        Önü/ufku açık bir deniz... radarı olan bir gemi... rotasında uğrayacağı limanlardan önce deniz fenerleri de var. 

        Kaptanın dilinde başarı şarkıları... Arkasında kocaman bir tarım ülkesi...

        Tarım potansiyelinin dünya düzeyinde önem taşımasının mutluluğunu yaşıyor herkes.

        "İki eli, bir başı için..." durumu..

        Tarım ürünleri itibariyle kendine yeten mutlu bir ülke...

        Ama ne oldu, nasıl oldu, nasıl bir ters rüzgar esti  anlaşılır gibi değil, buğday deposu Anadolu'nun buğdayı ülke insanına yetmez oldu.

        Aslında sorunun nüfus artışından kaynaklandığı belli de... Ayırdına/farkına varacaklar nerede? 

        Çok şükür savaş yok, dış alım kapıları açık, döviz de var. Verirsin dövizi alırsın buğdayı...

        Sorun değil...

        "Parayı veren düdüğü ötürür" örneği...

                                                                   ***

        Geçende gazeteler yazdı, tarımsal pek çok ürünü dış alım yoluyla karşılıyoruz.      

        ABD'den pamuk, bezelye, Rusya'dan buğday, Fransa'dan arpa, İtalya'dan bakla, Sri Lanka'dan çay, Tayland ve Mısır'dan pirinç...

        Dünyada ülke mi yok!

        Sarımsak, nohut, mercimek, kuru fasulye, muz dış alım listemizde yer alıyor.

                                                                     ***

        Kapı komşumuz Rusya ile yaşanan gerginliğin bedelini dışsatımda ve turizmde en  olumsuz şekilde yaşadık geçen yıl.

        Hala da devam ediyor.

        Ufak ufak gelişmeler var ama bunlar bizim açımızdan yeterli değil.

        Herşeyin eskisi gibi olması için çalışmalar var şimdi...

        Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sochi'de Rusya Başkanı Putin'le buluşmasından basına yansıyan haberlerden bu konuda olumlu gelişmelerin olduğu haberi var gazetelerde...    

        Sorunun kaynağı, yani ekonomisi olumsuz etkilenen Türkiye'nin hızlı hareketle çözüm arama isteğine Rusya aynı tempoda yanıt verir mi?

        Bunu şimdiye değin test etmiş, adımlarımızı ona göre atmamız gerekirdi.

        Ülkeler böyle durumlarda ellerinde koz olmasa bile;  işi kendi çıkarları açısından değerlendirmeye aldıklarını, yavaş hareket ettiklerini biliyoruz.

        Bölgedeki olayların da yakından etkilediği  dış satım-dış alım olayının sonuçta iki ülke ekonomisini de etkilediğini göre -bizim açımızdan- Rusya pazarının önceliğini bilerek değerlendirme yapmamız gerekiyor/du.

                                                                    ***

        Türkiye tarım ürünlerini dışa pazarlama konusunda -sanki- deneyimi yokmuş gibi bir anlayışı öteden beri sergileyor. 

        Nedenini bilen varsa yazsa/söylesek de okuyup öğrensek...

        Atak değil... Öncenin deneyiminden ders çıkarmamış... 

        Yıllar yılı "Böyle gelmiş, böyle gider" havası...

        Tarım ürünlerinin ihracatında en başta, dünyada başka hiç bir ülkenin yarışmayacağı  kalitede  fındık Türkiye'de üretiliyor. Üstelik tarımda en önde gelen dış satım ürünü... 

        Ama gel gör ki, bu "altın ürün"ün iç-dış fiyatı ülkemiz dışında oluşuyor/gelişiyor.

        Fındık, Antepfıstığı,  incir, K.üzüm, K.kayısı, zeytin, çay, bu ülke topraklarının insanımıza armağanı...

       Tarım alanında sanayileşmeyi kendimize yakıştıramıyor, bu nadide ürünleri heba edip gün savıyoruz. 

       Kimi zaman da nedenini bildiğimiz halde, "ucuz etin yahnisi" örneği karnımız ağrıyor diye yakınıyor/ şikayet ediyoruz.