“Yurtseverlik, ezan, Kuran, bayrak, millet, devlet” dendiğinde mangalda kül bırakmayanlar, bu ülkenin değerleri, kanı, canı, insanları, denizleri, gölleri, akarsuları öldürülürken, seslerini çıkarmıyorlar, görmüyorlar, duymuyorlar, üç maymunları oynuyorlar.

Terör, otuz beş yıldır binlerce insanın hayatını aldı. Asker-sivil pek çok insan öldü, yaralandı, sakat kaldı. Katliamlar yapılarak yüzlerce can gitti. Ulusal bir politika ile özel bir ordu, özel yasalar ve toplumun onaylayacağı düzenlemeler yapılmadı. Terör hep iç politikada malzeme olarak kullanıldı. Teröre “askeri ve polisi ilgilendiren” olaylar diye bakıldı; ekonomik, sosyolojik, kültürel-eğitim ve pisikolojik tarafından bakılmadı. Bugün dahi öldürülen terörist sayısı üzerinde duruluyor.

Sivrisinekleri etkisiz hale getirmek önemlidir, asıl önemli olan sivrisineği yetiştiren bataklıkları kurutmaktır; bataklıkları yaratan nedenleri ortadan kaldırmaktır. O da sorunlar çözmektir, terörist yetiştiren tarlaları verimsizleştirmektir, tarlaları çoraklaştırmaktır.

Amerika’da Vietnam Savaşını anneler bitirdi. Türkiye’de anneler etkili olabilselerdi terörizmi ve teröre dayalı ölümleri ortadan kaldırırlardı. Ama analar, Amerikalı kadınlar gibi ağırlığını koyarak otuz beş yıldır süren bu savaşı durduramadılar. Terör örgütüne katılan çocukların anneleri yavaş yavaş ortaya çıkarlarken otuz beş yıldır “şehit-gazi-sakat” olan gençlerimizin anneleri-babaları bir türlü ortaya çıkamadılar.

Amerika-Vietnam savaşını durduran ne Başkan Riçhırt Niksın’dır, ne de diğer siyasilerle, diplomatlardır. Amerika-Vietnam savaşını durduran, nakliye uçaklarını doldurarak Amerika’ya tabutları taşınan binlerce gencecik ölü Amerikan askerlerinin anneleridir. Eğer o anneler olmasaydı bu savaş daha yıllarca sürecekti. Bizim çocuklarımız daha mı az değerlidir onların çocuklarından?

En az terör kadar insanımıza çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden zarar veren; ölümlerine, yaralanmalarına, sakat kalmalarına neden olan tırafik-maden kazaları var; her yıl binlerce insanımızı alıyor. Ne zaman, nerede, nasıl olacağı belli olmayan, önlem alınmadan meydana gelen katliam gibi kazalardır bunlar.

Cezalar ne kadar büyük, yasalar ne kadar güzel ve mükemmel olurlarsa olsunlar uygulanmadıktan, kuru kuruya raflarda kaldıktan sonra hiçbir işe yaramazlar.

Karadan, havadan helikopterle, yollarda kamera ve fotoğraf makineleri ile tırafiği kontrol etme ve denetleme olanağı vardır. Maden ocaklarında gaz ölçümlerini yapma, galerileri bilgisayarlarla denetleme rahat ve kolaydır. Yani kazalar, ölümler, yaralanmalar, sakat kalmalar kader değil, önlenebilirler olaylardır… Yeter ki, insana değer ve önem verilsin.

Her yıl bilerek, isteyerek, çıkarılan orman yangınları ülke için çok büyük kayıp. Doğal olaylar ve tarla açmak için yakılan ormanlar da çabası. Maden arama, çıkarma ve siyanürle zehirlenen, yok edilen ormanları, hayatları ve toprakları görmezden gelmek mümkün değil. Vatana-millete-bayrağa sahip çıkabilmek, özü gibi görebilmek, “o ağaçlar benim, o topraklar benim, o ormanlarda yaşayan tüm canlılar benim” diyebilmekten geçer. O varlıkları akılla, bilimsel ve teknolojik yöntemlerle korumak gerektir.

Günlerce süren orman yangınlarında uçaklar kullanılmadı, helikopterler kullanıldı. Oysa uçaklar daha çok su taşıdığı için yangın daha erken söndürülebilirdi.

Orman Bakanlığı yeniden örgütlenip daha çok “korucu” istihdam ederek terör, rant ve tarla için çıkarılan orman yangınlarına engel olabilir. Maden amaçlı orman kırımları çıkarılacak yasalar ve denetlemelerle en aza indirilebilir.

Denizlerde avlanma yasağı 1 Eylül’de kalktı. Hiçbir etkili ve yetkili balık tezgahlarını görmedi mi? Yazıktır, günahtır; bu ufacık hamsiler, istavritler, mezgitler, çingene palamutları avlanır mı? Ya çinekoplara ne demeli? Avlanma tam bir deniz katliamına dönüştü.

Bu gidişle denizler ölecek; değil balık çeşitleri hiçbir canlı kalmayacak. Neden balıkların büyümesine izin verilmiyor? İki ay, üç ay, bir yıl ertelensin av yasağı. Deniz ürünlerine sahip çıkılsın. Üreyip çoğalmalarına, büyümelerine fırsat tanınsın.

Vatan dediğimiz nedir? İnsanların, ağaçların, hayvanları üzerinde yaşadığı topraktır, içerisinde yaşadığı denizdir, göllerdir, akarsulardır. Yani vatan hayattır. Bu ülkede insanlara, hayvanlara, ormanlara, ağaçlara bu katliam ve bu acımasız talan neden? İnsanlar ölüyor, hayvanlar, ormanlar, denizler, akarsular ölüyor ve herkes seyrediyor…

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…