Milyonlarca sorun karşısında söyleyecek sözü kalmamışsa;

Kendine yapacak yeni iş bulamıyorsa,

Kendini yenileyip aşamıyor, tekrar ediyorsa;

Kendini betona gömüyor, gelişmek, ilerlemek için yeni yollar, yöntemler geliştiremiyorsa;

Ülke için, millet için, devlet için, gençlik için yeni heyecanlar, yeni şarkılar söyleyemiyorsa,

Hala Osmanlı örnek alınıp veriliyor, Osmanlı’ya öykünülüyor, Osmanlı’yla övünülüyorsa; kendisi övünülecek, dünyaya parmak ısırtacak işlere imza atıp başarılı olamıyorsa;

Hala aklın, bilimin, teknolojinin, gelişmenin, ilerlemenin, çağın ve çağdaşlığın gereği yoksa; düşüncede, sanatta, hukukta, ekonomide dünya devleri arasında yer alınamıyorsa;

 

Üretmiyor: Sanayide, tarımda, yakıtta, enerjide hala dışa bağımlılık sürüyorsa;

Buğdayda, pamukta, nohutta, mercimekte, samanda, hayvanda, ette çözüm dışalımda bulunuyorsa; 150(yüz elli) milyar dolar dışsatım, 300(üç yüz) milyar dolar dışalım yapılıyorsa, bu kısırdöngüden kurtulamıyorsa, aynı bataklığın gazları, dış ticaret açığı ve faizler, enflasyon, dolar, avro, yalan dolan bizi boğacaktır demektir.

 

Ekonominin, sanayinin fabrikalarla ve tarımla değil, yollarla, köprülerle, tünellerle, kanallarla, betonlarla üretmeden geliştirileceği söyleniyorsa,

Üreterek değil, tüketerek sorunların aşılacağı ve çözüleceği düşünülüyorsa;

 

İşsizliği, vergileri-insanları malından nefret ettirecek, zamları canından bezdirecek kadar çok artırıyorsa, enflasyonun, faizin, doların, avronun yükselişini durduramıyor, on altı yıldır yönettiği ülkeyi, toplumu, devleti dar boğaza sokuyorsa,

 

Hala özelleştirme adı altında Cumhuriyet’in fabrikalarını satıp Cumhuriyet’i kuranlara küfürler ve hakaretler yağdırılıyorsa ve Cumhuriyet’in kazanımlarından medet umuluyorsa;

 

Hala bağımsızlık, özgürlük, insan hakları ve kölelik anlaşılmamışsa, İslamiyet adına vahşi kapitalizmin dışında hala yeni söylemler dillendirilmiyorsa tükenildi demektir.

 

On altı yıldır, kaynağı belli olmayan sıcak paralarla günü kurtararak, yapay solunum yaptırdılar ve ekonomiyi hiçbir şey üretemez-tüketim ekonomisine getirdiler. Hep “iyi”, dediler, hep “istikrardan” söz ettiler, hatta “Avrupa ve Amerika bizi kıskanıyor” dediler. Ama hiçbir gelişmiş ülkede enflasyon % 12, faiz yüzde on yedilerde olmadı; eylülden bu yana paralarının değeri dolar ve avro karşısında %20 gibi eriyip gitmedi, halkları yoksullaşmadı. Hiçbir ülke iktidarı medyasının %97’sini ele geçirerek halkına “yalanla yoğurarak iyilik, güzellik, istikrar, gelişmişlik, masalları” anlatmadı. Çünkü o ülkelerde doğruyu, gerçeği söyleyecek-yazacak gazeteler, gazeteciler, mahkemeler, yargıçlar, bilim insanları var; doğruyu, gerçeği görecek halklar var. O ülkelerde bilim ahlakı, siyasi ahlak, evrensel ahlak var. O ülkeler sıcak paralarla, özelleştirme adı altında ülkelerini(fabrikaları, madenleri, şirketleri…) satarak kazandıkları paralarla har vurup harman savurmadılar, denizi kurutmadılar.

 

Madem iyiyiz, enflasyon neden var, faiz neden yüksek? / Madem iyiyiz, doları, avroyu neden tutamıyoruz ve paramız nede sürekli değer yitiriyor? / Madem iyiyiz, neden yüz elli milyar dolarlık mal satarken, üç yüz milyar dolarlık mal alıyoruz ve neden bu kaderi (!) tersine çeviremiyoruz? / Madem iyiyiz, neden son on yılda (içeride ve dışarıda ödediğimiz toplam faiz) üç yüz milyar doları aştı? / Madem iyiyiz, neden et ve saman ithal ediyoruz?...

 

Kanserli hücre, bulunduğu bünyeyi tüketene kadar yer. Bağışıklık sistemi çökünce de ölüm yolculuğu başlar. Bir ur gibi halkını sömürenler, neden borçlarında yeniden yapılanma talebinde bulundular, sırada kim bilir, kaç holding daha var?

 

Yanlış politikalar ve çıkar hesaplarıyla, vatandaşlara yöneltilen suçlama ve aşağılamalar, hukuksuzluk ve adaletsizlikler, özgürlüklerin kısıtlanması, ekonominin çok kötü bir duruma getirilişi ve gençliğin tutuklanışı Türkiye’yi hak etmediği çirkinliklerin içine sokmuştur. Çözüntü, çöküntü ve çürüyüşle Türkiye, her geçen gün daha da çirkinleştirilmektedir.

 

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…