ABD, "tek güç" olarak kendini görünce dünyada nicedir rahat kalktı. Böyle bir duruma/konuma geldiğini sanarak dünyada her konuya maydanoz olup burnunu sokma yanlışı yapılıyor habire.

        Dış politikasını, diğer ülkelerin içişlerini doğrudan karıştırmak üzerine kurgulayan bu ülke yönetiminin; Ortadoğu'da hayal ettiği düzeni kurmak istemesinin/hevesinin bedelini milyonlarca Müslüman canlarıyla, mallarıyla ödediler/ödüyorlar hala...

        Bu kanlı projenin adı BOP'tur. 

        Obama'nın başlattığı bu projenin Ortadoğu'daki ülkelere  refah/mutluluk getirdiğini kim söyleyebilir ki?

        Biz söyleyelim: Başta ABD ve onun dümen suyunda giden sömürgeci kafalı Batılı ülke yönetimleri; karıştırdıkları Ortadoğu'da  yeterli mutluluğu bulamadılar, hala burayı karıştırmak, kan akıtmak istiyorlar.

        Çünkü, doymak bilmeyen refah/mutluluk düzeylerini/ortamlarını sürdürmek/yaşatmak zorundalar. Yoksa, duracak/durağanlaşacak yaşamın getireceği toplumsal sorunları çok iyi biliyorlar.

        Bildikleri için de; geri kalmış, sömürülecek gariban ülkelerin başına çorap örmeyi "yaşamsal görev" biliyorlar kendilerine.

        ABD böyle bir göreve; kendini "dünya jandarması" olarak görmesi nedeniyle soyunmuş bulunuyor. O nedenle de dünyada habire huzursuzluk yaşanıyor...

        Obama gitti...  Ortadoğu'da akıttığı Müslüman kanı üzerine sıçramış olarak; öldürülen, süründürülen  milyon kişilerin vebalini yüklenerek gitti.

        Şimdi Trump geldi. Obama'nın bıraktığı noktadan devam ediyor.

        Müslüman dünyasında akıtılan/akıtılacak kanı; kan olarak görmüyor/değerlendirmiyor Batı'nın kimi "Haçlı kafalar"ı...

        ABD Başkanı Trump, Obama'dan devraldığı BOP'un gerçekleştirilmesindeki zorluğunu görünce "Müslüman dünyasının kanayan yarası Kudüs"ü kaşıyıp kaynatmayı denemeye kalktı.

        Kudüs, Ortadoğu'nun çıbanbaşı İsrail'in başkenti olmalıymış... 

        "-Hooop!.. Sayın Trump, hop!.. Ne yapmayı amaçlıyorsunuz?"

        ABD Başkanı Trump; Ortadoğu'da müslümanlar arasında yaratılmak istenen mezhepsel savaşa; yeni bir boyut kazandırıp "Dinler savaşı"na mı dönüştürmek istiyor?

                                                                    ***

         Adalet öyle kutsal bir kavramdır ki; dinsel anlamdaki  değerlendirmelerde hep "ilahi" niteliği/güzelliğiyle algılanır. Dünyaya nizam/intizam/düzen çekmek sevdasına kapılan ABD yönetimleri, adalet konusunda "güçlünün her zaman haklı olduğu yanlış anlayışı"nı sergiliyorlar ne yazık ki... 

         Eski Başkan Obama'nın müslüman kanı vebal yüklenip gittiği koltuğuna oturan Trump'un ağzından "barış, adalet, huzur, mutluluk" sözcüklerinin dökülmesini bekliyor tüm dünya... Yakışanı da budur bizce...