TÖB-DER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) Zonguldak Şubesi, öğretmenlerin toplu sözleşmeli ve grevli sendika hakkı ile ekonomik, demokratik ve özlük hakları için mücadelesini sürdürürken, bir yandan da halkın çeşitli sorunlarının çözümüne katkı vermeyi asıl görevlerinden saymıştır.

1978 yılıydı sanırım. Töb-Der Zonguldak Şubesi’nde bombalanma olayı sonrasında cam-çerçeveler taktırılmış, öğretmen arkadaşların katılımıyla küçük onarımlar ve genel bir temizlik yapılıyordu.  Arkadaşlardan biri, “Başkan, burada bir dosya var” dedi ve getirip verdi. Dosya içinde daha önceki dönemde kurulmuş bir Öğretmenler Tüketim Kooperatifi evrakları vardı. Temizlikten sonraki bir gün dosyada adları yazılı başta Erdoğan Başaran, Ömer Yavuzyılmaz (diğerleri şu an aklıma gelemedi) olmak üzere öğretmen arkadaşları toplantıya çağırdım. Sonuç olarak “Bu kooperatifin derhal faaliyete geçirilmesi” kararı aldık. Kooperatiflerin bağlı olduğu kurumlarla ilişkiye geçildi, her türlü masrafları dernek bütçesinden karşılandı. Kooperatif, kuruluşunu resmen tamamlamış oldu.

Arkadaşlar “Satış yerimiz yok” dediler. Çağırdık bir marangoz, bir gecede uzunca olan Yönetim odasını ikiye böldük, duvarlara rafları döşedik. “Alın size Satış  yeri” dedik. Töb-Der lokalinde geniş katılımlı bir toplantı yaptık. Öğretmenlerin kooperatifte nelerin satılması istedikleriyle ilgili görüşlerine başvurduk. Herkes bir şeyler söyledi. Hatta o dönem filitreli Samsun sigarası da pek bulunmuyordu. Kooperatifçilere “Hiç olmazsa sigara satın, başlayın kardeşim” dedik. İlk kez öğretmenlerin kurduğu bir tüketim kooperatifini faaliyete geçirmeyi başarmıştık.

****

Nadir Pulat  Belediye Başkanımızdı. CHP’li Ecevit iktidarına karşı, sermayedar güçler tarafından piyasada “yokluk” başlatılmıştı. Tüccarlar malların pek azını satışa çıkarıyor, gerisini saklıyordu. Buna karşılık belediye başkanları harekete geçmiş, bir TANSA projesi olan “Orta Anadolu Belediyeleri Birliği”ni kurmuşlardı. Zonguldak Belediye Başkanı Nadir Pulat da birliğin yönetim kurulu üyesiydi.  Zonguldak Belediyesi ilk “Tanzim Satış Mağazası” kuran belediyelerden biriydi. Eğer yanlış hatırlamıyorsam biri şimdiki Balık Pazarının bulunduğu yerde, diğeri Soğuksu’da idi.

Piyasada yemeklik sıvı yağ bulmak da mesele haline gelmeğe başlamıştı. Ben, Erdoğan Başaran ve birkaç kooperatifçi arkadaş ile Belediye Başkanına gittik. Kendisinden bize kefil olarak bir kamyon sıvı yağ bulmasını istedik, bunları kooperatifte öğretmenlere ve halka maliyet fiyatı üzerinden satacağımızı söyledik. On gün içinde bir kamyon sıvıyağ kapımıza dayandı. Lokalde oyunları paydos ettik, hep birlikte çeşitli boyuttaki yağları kooperatife taşıdık. Yağ tenekelerinin üzerlerine fiyatlarını yazdık, dizdik, satışa hazır hale getirdik.

Yarınki gün dersi olmayan arkadaşlar (arkadaşlar deyince bayan öğretmenler de dahildir) tezgahtar olarak görev için derneğe gelmişti. Öğretmenler ve halk sıvıyağ alabilmek için sıraya girmişti. Hatırımda kaldığına göre bizim halka 105 TL’ye verdiğimiz yağ tenekesini, esnaf 130 liraya kadar satabiliyordu. Biz halka yararlı bir iş yapıyorduk, çok keyifliydik. Satışlar düzenli bir şekilde sürüyordu. Bir kamyon yağ  bir hafta içinde bitmişti.

Bizim öğretmenlerin de gözünden bir şey kaçmıyor ha! Bir gün öğleden sonra iki öğretmen arkadaş, genç bir çocuğun ikinci kez sıraya girdiğini fark ediyorlar. Biri peşine düşüyor, bindiği minibüse binerek, gittiği semte kadar gidiyor. Genç çocuk bir bakkaldan içeri girerek, “getirdim usta!” demesini duyuyor. Bizim öğretmenler de hemen belediye zabıtasına haber veriyorlar, bakkala ceza kesilmesini sağlıyorlar.

*****

Dernek binamız, Yeni Cami arkasında, Amele Birliği Hastanesi/Göğüs Hastalıkları Hastanesi yolu üzerindeki Özel İdare binasıydı. Zeminde bir fırın vardı. Ahşap binanın 2. Katı depo olarak kullanılıyor, bazen boş duruyordu. Geniş bahçesinde fıskiyeli havuzu olan 3.katında ise TöbDer olarak biz kiracıydık. Yoldan 20 basamak kadar yukarı çıkınca bahçeye ve lokale geliniyordu. Bu katın balkonu da vardı. Hele akşam üstleri Zonguldak’a karşı  çay içmenin keyfine doyum olmazdı. Hemen üst tarafımızda ise Sıtma Savaş Merkezi vardı.

Aynı yıl Ramazan Bayramı yaklaşıyordu. Bu defa da şeker bulmak zorlaşmağa başlamıştı. Biz yine Belediye Başkanımız Nadir Pulat’ın kapısını çalmıştık. Bu kez bir kamyon şeker istemiştik. Hafta içinde şeker kamyonu dernek önüne geldi. Evet, “Oyunlar paydos, herkes iş başına!”. Şeker çuvallarını sırtımızda taşıdık derneğe ve kooperatife. Arkadaşlar,  1 kg, 2 kg, 3 kg, 5 kg şeklinde ince naylon poşetler hazırlamışlar. Etiketler üzerine kaç kg ve kaç lira olduğunu da yazmışlar. Çok düzenli bir şekilde satışlar başladı.

Sadece şehir merkezinde oturanlara değil, köylerden gelenlere de satış yapılıyordu. Arkadaşlar anlatmıştı; İkinci veya üçüncü gün yaşlıca bir köylü amca lokalden içeriye girmiş, sağına soluna bakınıp duruyormuş. Görevli arkadaş, “Buyur Amca, bir bardak çayımızı iç” demiş. Amcanın çayı geliyor, aynı tedirginlikle çayını içiyor. Arkadaş, “Ne kadar şeker lazım amca?” diye soruyor. Amca “3 kg” diyor. Arkadaş torbayı bir de amcanın gözünün önünde tartıyor. Köylü amca parayı verip çıkarken, kendisine yardımcı olan arkadaşa, “Burda komünistler varmış, dediler bana. Amma ben illa gideceğim, şeker varsa alacağım dedim” diyor. Sonra, “Allah sizden razı olsun, bana çok yardımcı oldunuz” diye duasını ederek gidiyor..

*****

Okulların açılışına yakın iki arkadaş İstanbul’a gittik. Herkes masrafını kendi cebinden karşılıyordu. Tahtakale’ydi sanırım kırtasiye toptancılarını dolaşıyoruz, fiyat alıyoruz. Elimizde 30 bin lira paramız var. Para miktarı az olduğundan kimse bize yüz vermiyor. Hatta birisi, “Siz Alaplı’da İsmail Hakkı Mandacı’yı tanır mısınız? Onun kooperatifi 150 bin liralık malzeme alıyor” deyince, şaşırıp kalmıştık. Nihayet biz de düşündüğümüz kırtasiye çeşitlerinden paramız kadar alış-veriş yapmıştık. Paketleri yüklenip akşam otobüsü ile de Zonguldak’a dönmüştük.

Yarınki gün iki arkadaşımız Zonguldak’taki kitap-kırtasiye dükkanlarını dolaşarak fiyat tespiti yapmışlardı. Şu örnek hiç aklımdan çıkmaz. Hani şu yeşil pelikan marka silgiler vardır. O gün Zonguldak piyasasında bir adet pelikan silginin, 4.50 (dört lira elli kuruştan)5.25 ile 6.50 ve 7.25 kuruşa kadar fiyatlar ile satışta olduğunu görmüştük. Biz ise o silgiyi okul kooperatiflerine 3.00 kuruştan vermiş, öğrenciye de 3.25 kuruşa mal etmiştik. O silginin sadece Çaycuma’da İhsan Bilgin kırtasiyede 3.75 kuruştan satıldığını da hafta sonu öğrenecektim.

*****

Töb-Der lokalinin bulunduğu binayı yıkılacağı için boşaltmak zorunda kalmamızdan sonra da kooperatifin Merkez Ortaokulu’nun zemin katında bir satış yeri ayarlanarak öğretmen Şendoğan Şenuzun gözetiminde çalışmasını sürdürdüğünü hatırlıyorum. Ayrıca öğretmen Selahattin Kara’nın (Muhsin Kara’nın kardeşi) görev yaptığı köy ile aynı çevredeki bir köyde daha (Karaman civarı) köylü arkadaşlarla birlikte iki tane Köy Tüketim Kooperatifi kurduğumuzu da hatırlıyorum. Açılışını da köylülerle birlikte dernek üyesi arkadaşların da katılımıyla  yapmıştık çünkü.