Yazılıyor, çiziliyor; haberler, yorumlar yapılıyor; en yüksek perdeden pırojeler havada uçuşuyor. Sanırsınız ki, essahtan Tırabzon düşünülüyor. Oy toplamak, şirin ve sevimli görünmek, “sendenim” diyebilmek için “…gibi gibi” yapılıyor. Örneğin Sayın Gümrükçüoğlu 61 pıroje ile geldi ve gitti. Şimdiki başkan da “önemli pırojelerden” söz ediyor(?).

Genel seçimler, mahalli seçimler, hay huylarıyla birlikte arkada kaldı. Etkili ve yetkili kimi kişiler değişti. İktidar partisi her seçimde olduğu gibi sildi, süpürdü, götürdü. 17 yıldır değişmeyen Tırabzon’un kaderi, bakalım bu seçimlerden sonra değişecek mi?

1) Tırabzon Doğu Karadeniz’in başkentiydi. Deniz, hava, kara yoluyla hem Doğu Anadolu’ya, Ortadoğu’ya, hem de Avrasya ve Uzak Doğuya açılan bir merkezdi. Komşu illere göre en yoğun nüfusu barındırıyor, en çok milletvekili çıkararak Türkiye siyasetinde önemli rol oynuyordu. Tırabzon’un ekonomik koşullarının geriye gitmesi ve verdiği göçle(2002-2017 yılları arasında 208 bin) milletvekili sayısı sekizden altıya indirildi. Bir de “en az nüfus artışı olan” il özelliğine kavuşturuldu(!).

2) Trabzon ekonomisinin can damarı, fındık, çay, tütün, hayvancılık, bir miktar balıkçılık ve bahçe ziraatıydı. Küçük çaplı sanayiden söz etmek istemiyorum. Bir çimento fabrikası vardı, benzeri başka fabrikalar yapılmadan, o da tarih oldu gitti.

3) Dağ ile deniz arasına sıkıştırılan Doğu Karadeniz insanı yeterli toprak olmayan bir yerde, taş üstünde yuva olmaya çalıştı. Havada uçuşan pırojelerle, Tırabzon’u besleyen kıyı ovacıklarına dikilen beton kondularla(!), iktidara verilen desteklerle, katakulliye getirilen ve aşırı miktarda borçlandırılan Tırabzonsıpor’la, yok edilen tütün tarlalarıyla, çökertilen hayvancılıkla maalesef göç durdurulamadı. Tütün gitti, toprak öldürüldü, fındık da can çekişiyor, balık açığı Batum’dan karşılanıyor. Canlı hayvan ve karkas et dışarıdan getirtiliyor.

4) Küçük ve büyükbaş hayvan üretimine o kadar destek ve kıredi verildi ki(!), nedense hayvan sayımızda artış, et fiyatlarında da düşüş olmadı; dışalımı sürüyor. Artık köylü “mahalleli oldu ya”, inek de yetiştirmiyor. Ne kadar acıdır ki, Tırabzon çocuklarını bakamıyor, besleyemiyor, gurbete yolluyor, bir daha da gelmiyorlar.

5) Bir üniversite kenti olan Tırabzon çocuklarını, askerliklerini bitirir bitirmez ya büyük kentlere, ya Amerika’ya, Avrupa’ya, ya da Rusya’ya gönderiyor. Tırabzon insanında her yıl “kitap okuma” oranı hızla düşüyor, “Tırabzon kültürü aşınıyor.

6) İş yaratacak fabrika ve işletmeler yerine, üretime hiçbir katkısı olmayan beton yığınlarıyla Tırabzon kalkındırılmaya çalışılıyor. Yılda üç kez sebze alınan kıyı ovacıklarına dikilen beton evler, Araplardan bir kez alınan paralarla yok olup gitti. Ayasofya’dan başlayan, Beşirliden devam eden bahçeler Akçaabat ve ötesine kadar sürüyordu. Toprak en güzel fabrikadır. Onu öldürdüğünüz yerde kaç fabrika, atölye, işletme var şimdi? Tırabzonsıpor gözbebeğimiz, ama Tırabzon’u kurtaramıyor.

7) Hep pırojelerden söz ediliyor da, asla büyük iş olanakları yaratacak, binlerce kişiye ekmek kapısı olacak, fındığı çok yönlü işleyip dünya pazarlarına sunacak yatırımlardan söz edilmiyor. Pıroje betona sahip çıkmak, beton vadetmek değildir; pıroje toprağı güldürmek, toprağın üstünü şenlendirmektir, yeni iş olanakları yaratmak üniversiteler, fabrikalar kurmaktır. Bunların dışındakilerse fasa fiso işlerdir.

8) Olanca yatırımlar Tırabzon’un doğusunu yapılırken, Tırabzon’un batısına yapılmıyor. Aklınıza mı gelmiyor yoksa. Siz kimin vekillerisiniz, oy istediğiniz halkı hiç mi düşünmüyorsunuz? Size oy verenlere karşı hiç mi sorumluluğunuz yok?

9) Her seçimde, temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülen “kent merkezine raylı sistem ve uluslararası demiryolları ağına bağlanma” pırojesi, yalanlarıyla birlikte göçüp gitti. Hele liman… Karadeniz’den gemiler daha geçmiyor. Dumanları, suyun üstünden kayışları yıllar var gözümüze çarpmıyor. Deniz ulaşımına, taşımacılığına ne oldu? İran dışalımını ve dışsatımını Tırabzon limanı üzerinden yapıyordu. Tırabzon’a karşı bu sorumluluğu duyan ve taşıyanlar nerede, ne konuşuyorlar şimdi?

10) Göç, fındık, çay, tütün, hayvancılık, fabrikalar, deniz taşımacılığı, kültür, sanat, kitap okuma…konuşulmuyor, yazılmıyor, çizilmiyor. A, B, C… partisi, adamları ve salt sıpor konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyor. Tırabzon ve sorunlarının ısrarla konuşulacağı, yazılacağı, çizileceği günleri umutla bekliyorum.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…