Önümüzde sıcak bir gündem var. Yaz sıcaklarıyla birlikte, yerel ve ulusal sorunlar, halkımızı meşgul etmeye devam edecek. Covid-19 salgınıyla birlikte, ekonomik ve toplumsal sorunlar, yakıcılığını artıracak…

Zamlar (fiyat ayarlamaları) durmayacak, devam edecek…Çalışanlar için yakıcı bir sorun var: Kıdem tazminatı…Başka bir deyişle “Tamamlayıcı Emeklilik”…Rahatlatıcı bir kavram gibi görünüyor…Tüm bu güzel sözler, çalışanları, neden tedirgin ediyor, korkutuyor?…Çünkü ortada, iktidara yönelik büyük bir “güvensizlik” var…Yankesiciyi, hisseden insanların elleri cüzdanında…Beyinlerindeki kaygı şu: ”Acaba hırsız, cebimdeki parayı, ne zaman ve nasıl çalacak? ”

Avukatların, her ilden Ankara’ya yürüyüşü niçin yapıldı? Baro seçimleri ve Türk Tabipler Birliği gibi meslek kuruluşlarının seçimleri için hazırlanan tuzaklar neler?…Neden insanlar tedirginlik, korku ve kaygı içinde? İşlemeyen demokrasi, tek adam rejiminin marifetleri, tüm çıplaklığı ile ortada? Güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışı, büyük bir blok içinde giderek genişliyor… Faşizm ile demokrasi arasındaki kutuplaşama, hızla netleşiyor, keskinleşiyor… Kitleler, tercihlerini yoğun şekilde, demokrasiden yana belirliyor…

Yakın geçmişte, halkın yaşadıkları ortada? Kızılay, halktan topladığı paraları ne yaptı? Deprem paraları, nereye harcandı?...15 Temmuz gazilerinin paraları, niçin ödenmedi? Toplanan sayısız yardımların akıbetini bilen var mı?

Karadeniz’in fındık üreticileri tedirgin… Üreticiler, fındık taban fiyatının 24 TL olmasını istiyor… Dönüm başı fındık desteğinin artırılmasını bekliyor. Tonyalı süt üreticileri, sütün kg fiyatının, 1 TL değil, en az 4 TL olmasını arzu ediyor. Tonya Süt Fabrikası, halktan yana, üreticiden yana böyle bir “fiyat ayarlaması” yapamaz mı ?… İktidar sözcüsü yerel yöneticiler, halkın bu acil destek talebini, Tarım Bakanlığına sunmalı ve ona göre “yeni bir fiyat politikası” geliştirmelidirler…

Her bölgede üreticiler, tedirgin… Corona ortamında, tarım ve hayvancılık, ne yazık ki, gerekli desteği göremiyor… Küresel ısınmaya bağlı, anormal iklim değişiklikleri, halkı perişan etmeye devam ediyor… Sel, fırtına, dolu, hortum gibi iklim olayları, depremler, orman yangınları karşısında halk, devletten acil yardım ve destek bekliyor… Sosyal devlet kavramı, güncel bir gereksinim olarak öne çıkıyor…

Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 1988 tarih ve K.1988/33 sayılı kararında sosyal devleti şöyle tanımlamıştır: “Sosyal hukuk devleti, güçsüzleri, güçlüler karşısında koruyarak, gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir.”

Temmuz sonunda, Ağustos başında, 4 günlük Kurban Bayramı tatili var. Kurban parası, emekli kurban ikramiyesi ne kadar olacak? Bizim önerimiz şu: “Günümüzün ekonomik koşulları dikkate alınarak, her emekliye 2000 TL, kurban ikramiyesi verilsin.” Verilecek ikramiye, ne zaman ödenecek? Corona ortamında, bayram tatili nasıl planlanacak?  Bu sorular ve sorunlar, hemen herkesi, yakından ilgilendiriyor…

Apaçık görünen bu ekonomik ve toplumsal koşullar altında, devlet yetkililerine önemli görevler düşüyor. Halkımızın, acil istem ve beklentileri yönünde adımlar atılması, devletin anayasal görevi olduğu unutulmamalıdır.