Kocaman ulu camilerin

yanan kandillerinden

en köhne mahallelere

ulaşan ezan seslerinden

geldim kapına

 

Bütün turnaları

çığlık çığlık topla başıma

kayaları yuvarla üstüme

gıcırdasın lastikleri

ıslak şoselerde

eski şavrolelerin

bir vapur düdüğü

eski bir liman

 

Ama sen çıkıp gelmelisin

boynuma sarılıp arkamdan

kafesini kırmış uçan

muhabbet kuşları gibi

yüreğim bir uçurtma

ve bir çocuğun elinde

acemi elinde ipi

 

Nasıl koyar insana

kendinin telli duvaklı yalnızlığı

kırılan asma kilitler

sandukaların eskimişliğinde

bulutlar yağmur biriktirir

özlem bahçelerine

Bir çocuk parmağına tutunur

birden annesinin

yıldırım mı düşer

mezarlıklarımıza ansızın

üşür yürek

yürekte kan

kanda ateş

ateşte yangın

ve bir değil

iki kişi kalır geriye

söyleyemediği sitemiyle

hayata dargın