İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini görür.

Dikkatlice bakınca adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı.

 İki gözü de görmüyordu.

 Vücudunda bir hastalık olduğu her halinden belliydi.

 Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu.

-Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun.

Hazreti İsa kötürüm adama yaklaştı.

Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor.

Bedenin de sıhhatli görünmüyor.

Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin.

Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?

Kapalı gözlerle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:

-Efendi, Allah bana öyle kalp vermiş ki, o kalple O’nu tanıyorum. Öyle bir dil vermiş ki, o dille de O’na şükrediyorum.

Hâlbuki dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde O’nu tanıma sevinci, dilinde O’na şükretme mutluluğu yoktur.

Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bir kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş.

İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:

-Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim.

Sana ağaçların yapraklarının sayısı kadar şükürler olsun, diye teşekkürden kendimi alamıyorum.

Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:

-Ver şu elini öyle ise diyerek, elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper.

Peygamberin dudaklarının değdi gözler anında açılır…