tonyahaber @ hotmail.com

Adana’nın Aladağ ilçesinde cemaate ait öğrenci yurdu yandı.

On iki can yandı.

Halkın yüreği de yandı.

Ekranlarda açıklama üstüne açıklama…

Belediye Başkanları, milletvekilleri, vali, bakanlar…

“Çocuklarımız…” diye başlayan cümleler döktürdüler.

Beyler!...

Onlar sizin çocuklarınız olsaydı, yanmazlardı, biliyor musunuz?

Sizin çocuklarınız, cemaat yurtlarında kalmaz. Servis minibüsüne binmez. Onlar okul taşıtının boğucu havasını solumaz…  Son model arabalarla giderler okullarına. Yanlarında özel şoförler, bir de korumaları…

Bırakın edebi cümleleri de görevinizi yapın!...

2008 yılında Konya’nın Taşkent ilçesinde aynı cemaatin/tarikatın kız öğrenci yurdu yanmıştı. 18 kız öğrencinin bedeni kavrulmuştu alevlerden…

Beylerin ağzından aynı cümleler dökülmüştü.

Sekiz yıldır dava sonuçlanmadı… Tutuklusu bile yok!...

Soma’da 301 madenci yandı…

Bu kez cümleler “İşçi kardeşlerimiz…” diye başladı.

Ya Ermenek’teki maden kazası…

Aradan iki yıl geçti. “İşçi kardeşlerimiz” in ölümüne neden olanlar hâlâ ceza almadı.

Zonguldak’ta yerin altında yaşamını yitirenler için “Güzel öldüler.” dediniz; alevlerde kavrulan, dumanlarda boğulanlar için “Güzel yandılar.” demek  aklınızdan geçti mi acaba?...

Her felaketten sonra, önlem alma aklımıza gelir. Bir süre sonra da unutup gideriz; taa ki yeni bir yıkımla karşılaşıncaya kadar…

Sekiz yıl önce Taşkent’te, şimdi Aladağ’da yaşananlar bizim yöremizde de yaşanmaz diye iddiamız olabilir mi?

Allah göstermesin, yaşanmaz diye bir şey yok.

Öyleyse rutini aşmak, olağanın dışına çıkmak, alışılmışın dışında önlemler almak gerekir.

Tonya’da da öğrenci yurtları var.

İkisi özel cemaat yurdu; biri devlet yurdu. Bir de yurt niyetine kullanılan Tonya Belediyesine ait otel. Burada yüksekokul öğrencileri kalıyor.

Ortaöğretim yurtlarının denetimi milli eğitimin sorumluluğunda, biliyoruz.

Neyi denetler milli eğitim?

Temizlik, düzen, yemek, etüt salonu… vs. Eğitimle ilgili konular…

Elektrik sistemi, kalorifer tesisatı, yangın tesisatı… gibi teknik konuları incelemek milli eğitimin işi değil. İncelese bile, uzmanlık alanına girmez.

Öyleyse, konuya ciddiyetle eğilelim. Konunun uzmanlarından, bilen kişilerden oluşan bir kurulla bazen haberli, bazen de habersiz denetlemeler yapılamaz mı?

Okullarda, öğrenci yurtlarında yangın için alarm sistemi çalışıyor mu? Küçücük kutunun camını kırıp düğmeye basıldı mı hiç?

Yangın tüpleri çalışıyor mu, yoksa göstermelik mi?

Yangın merdivenlerinin katlardaki kapıları ne durumda? Son çıkıştaki kapı, öğrenciler kaçak yollardan girip çıkmasın diye kilitli mi?

Bir de şu yangın merdivenleri…

Sadece yurt binalarına özel mi?

Tonya’daki iki okul binası hariç ötekilerde yangın merdiveni neden yok?

Hoş!... Hükümet Konağı’nda bile yok.

Tez zamanda projeleri yapılarak bu tür binalara göstermelik değil, işlevli yangın merdiveni yapılmalı.

Maliyet mi?... Hiçbir candan daha değerli değil para.

Okullardaki dersliklerin kapıları salona mı açılıyor, dersanenin içine mi?

Zorunlu bir durumda çocuklar kapının önüne yığılarak facia mı yaşayacaklar?

Sorular, sorular, sorular…

Yanıtları bulunursa felaketlerin önüne geçilir.

Başınızı yastığa koyduğunuzda, kendi çocuğunuzun böyle bir binada olduğunu düşünün, gerisi gelir…