İkimiz el ele verip gidersek

dal mı kırılır

mayısta çiçeğe durmuş

kar yangınını taşıyan

sular mı durulur

susar mı keklikler dağlarda

yas tutarak

Bizden sonra da yansın isterim

dağlarda ateşler

oynaşsın suların derinliğinde

kıvıl kıvıl balıklar

yaylalarda uçuşsun yine

sütsağan kuşları

kızarıp yansın

çoban çocuğun yüzü

patlasın tomurcuklar

davullar vursun halaylarda

sevdalansın delikanlılar

çiçekli genç kızlara

Biliyorum bizden sonra

ne kadar taş yuvarladımsa

çocukluğumda bayırlardan aşağı

taşıyacağım hepsini yerlerine

yokuş yukarı sırtımda

ve kitap aralarında kuruttuğum

kelebek ölülerinin renkleri

beyaza dönüverecek birden

barış beyazına

bizim göremeyeceğimiz belki

ama yarınlarda mutlaka