siz benim kadar

bilmezsiniz nazım’ı

nasıl bencildir orada

yattığı yerde

ve sevdiklerine karşı


oysa bütün aşık olduklarının

elini yine

dostları tutuşturmuştur

onun ellerine

karlı kayın ormanında

bata çıka yürüyen

tek o değildi

biri daha vardı

kendi ülkesinde

sürgüne gönderilen

Gulag takımadalarında

adı Dostoyevski


muhtemelen özlemiştir

rahatlığını konağın

ve paşa torunu olmanın

yabancı bir ülkede

sularken saksıdaki sardunyaları

vatan toprağının kokusu


ama şimdi

ondan da beter

seviyorsak bu yurdu

ve onun

on yıllar önce

söylediği gibi

“satılıyorsa bu vatan

haraç-mezat”

demek ki haklı değildi

sultana “naatlar” yazan

o kumarbaz, esrarkeş

şair denilen şarlatan zat

ve bir kere daha

doğru söylemiştir

başında bir çınar ağacı esirgenen

uzaklarda bir mezar

bir heybetli siluet

yani Nazım Hikmet