tonyahaber @ hotmail.com

“Siz Kimi Kandırıyorsunuz?”

Soner Yalçın’ın yıllar önce yazdığı kitabın adı…

Tam da bugün söylenecek söz işte…

Siz kimi kandırıyorsunuz?

  1. Filo’ya karşı namaz kıldığınız günler unutulmadı.
  2. Filo’ya defol diyenlere taşlı sopalı saldırıları yapanlar da unutulmadı.

Şimdi siz, yerli ve milli oldunuz, öyle mi?

Sevsinler sizin yerliliğinizi ve milliğinizi…

Telefon kırmakla…

Dolar yakmakla -o da gerçek dolar ise-…

Coca Cola fabrikalarını törenle açıp şimdi boykot yapma girişimleri hiç de inandırıcı değil.

NATO’cu milliyetçilikle…

Kovboy filmlerini izlememekle…

OLMUYOR…

İncirlik’i bıraktık,

Kürecik olduğu yerde dursun,

Şu Cargill konusunda ne diyorsunuz?

Bilmeyenler için söyleyelim:

Cargill, Türkiye’de mısır şurubu tekeli olan ABD Şirketi…

Şeker Fabrikalarının satılmasının/kapatılmasının arkasındaki güç. Zehir üretiyor tatlandırıcı olarak. Çocuklarınızı sevindirmek için ellerine tutuşturduğunuz cicilerin tatlandırıcısı. Baklavalarda, şöbiyetlerde, revanilerde, kadayıflarda, şekerparede… şeker mi kullanılıyor!...  

Cargill, ABD’li Monsanto’nun yan kuruluşu.

Monsanto mu?

Dünyadaki GDO’lu tohumların merkezi. Sertifikalı tohumların patronu…

Kapatın bakalım Cargill’i!…

YEMEZ!...

Ya Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği’nde ABD Büyükelçiliğinin attığı betonlara ne demeli?

Türkiye krizlere alışık…

Göklere çıkarılan liberal ekonomik sistem krizle yaşıyor.

Hani o ünlü pazar ekonomisi…

Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler anlayışı…

5 Nisan 1994 krizini yaşadık. Bir gecede ekonomi allak bullak oldu.

Bütçe açığı, cari açık, dış borçlar yüksek faiz… Ekonomi batmış, ardından 5 Nisan kararları.

Sonra, 2001 krizi…

Suç Anayasa kitapçığı mı?

Zaten 1994’te yaşanan ekonomik çöküş yaşanıyordu.

Dünya devleri ekonomiyi kurtarmak için Kemal Derviş’i görevlendirdi. Bütün yük, dar gelirlinin omzuna yıkıldı. İktidarlar değişti, sistem devam etti.

Geldik 2007-2008’e…

Yeni bir kriz daha… Mortgage kredilerinin geri ödenmelerinde sıkıntılar yaşanınca ABD’de başlayan ekonomik kriz dünyayı sarstı. Faiz artışları, bankaların iflas açıklamaları…

Şimdi de başımızın belası 2018 krizi…

Sanki sorun Rahip Aderson imiş!...

Nisan 2018’de alınan erken seçim kararının temel nedeni, alarm veren ekonomik çöküştü. 24 Haziran’a kadar pansuman tedbirlerle ertelendi. Seçimden sonra kriz patladı.

Seçim sırasında Dolar 5 lira olacak derken kıyamet kopuyordu. Dolar’ın ateşi yükseldi. 7 liranın üzerini gördü. Mehter marşı gibi iki ileri bir geri hareketlerle 6,5 lira dolayında durdu.

7 liradan altı liraya düşüşüne sevinenler, 3.80’den 6,5 liraya çıkışını görmüyor.

Ne akıl!...

Şaşı bakanların göreceği bu kadar olur.

Papaza bakarken yüzde 40 enflasyon geldi. Geri dönüşü de yok.

Büyük bir bankanın genel müdürü “Dolar, Ayşe Teyzeyi etkilemez.” açıklaması yapıyor.

Ayşe Teyze senin kadar maaş mı alıyor?

Ayşe Teyze pazaryerine gittiğinde lanet okuyor, haberin var mı?

Sokaktaki adam bile şaşarmış.

Ekonomiye dış güçlerin saldırdığına inanıyor.

İnandırılmış…

Doların yükselişi, dış güçlerin ekonomiye saldırması imiş…

Dolar yükseldiği için ekonomi batmıyor; ekonomi battığı için Dolar yükseliyor.

Siz kimi kandırıyorsunuz?

Kanan oldukça, kandırma da devam eder, ne diyelim…