Ülkemizin içinde bulunduğu bunalım en öndeki nedeni ahlak buhranı  ve toplumumuzu  saran manevi boşluktur..

   Türk Milleti’nin huzurlu olabilmesi ,  insanların  ve özellikle  siyasetçilerin ahlaklı  ve dürüst olmalarıyla mümkündür..

   Şimdi  soralım: Ülkemizde  siyaset yapanların büyük çoğunluğu dürüst  ve ahlaklı mıdır?  Bu sorumun cevabını  sizlere bırakıyorum..

  Şayet bir toplumun önde  yer alan siyasetçileri son derece güvensiz  ve ahlakı dejenerasyona meyilli iseler  o  toplumda  huzurdan  söz  edilemez..   Çünkü bir milletin en  sağlam dayanağı ahlaktır. Ahlakı  bozuk   hakka  saygısı bulunmayan ve  adaletsizlik içinde  kıvranan bir ülkede huzur ,güven ve hayır olmaz.. Böyle  bir ülke yıkılmaya, böyle  bir millet yok olmaya mahkumdur.. 

  Son günlerde  meydanlarda siyasilerin sözlerine baktığımda söyleyecek kelime bulamıyorum…Gözümüzün  içine  bakarak yalan söyleyen oldukça  çok  siyasetçi  var. Yalan  söylemeyi  marifet sayan  birisinin  ahlaklı olmasını ummak  çok  zordur..

   Bana  göre  ahlak bir  gaye,  bir insan vasfı olduğu kadar yaşanması ve yaşatılması  gereken  mutlak ameli  bir  sonuçtur. Hak  ve  adaleti  başka  türlü  sağlayamayız..  Adaleti  ve ahlakı mülkün temeli yani  devletin temel ilkesi saymak  zorundayız..

  Elbette devlet adaletsizlik  ve  ahlaksızlık  yapmaz, yapmamalıdır…Bu kavramları  kullananlar devlet  değil  ,devleti  yöneten siyasetçilerdir..

  Siyasetçilere  isim vererek “”AHLAKSIZ ADAM”” desem ellerindeki  gücü  kullanarak her türlü zalimliği  yaparlar. Bundan  dolayı  sözlerimi  dikkatli kullanmak  zorundayım..

  Bu gün ülkemizde  her türlü  ahlaksızlık sergileniyor. Her tarafta yolsuzluk ,rüşvet, adam kayırma, iltimas ve hak yeme ,adaletsizlik  var. Dürüstlük   toplumsal  bir  değer olmaktan çıkarılmıştır. Bu gidişatın  sonu  çok  pahalıya mal olacak hepimize..

   Ahlaksızlık karşısında ne  yapmalıyız?..

   Başta ülkemizi  yöneten siyasetçiler olmak üzere görevlileri ,sivil toplum kuruluşları ,odalar , dernekler siyasi  partiler kısaca   milletçe  hepimiz  yeniden  temiz toplum ve temiz  siyaset için ahlak inkılabı yapmak  zorundayız. Kaybettiğimiz  milli  ve manevi  değerlerimizi tekrar kazanmaya mecburuz. Bu değerlerimizi  okullarda çocuklarımıza mecburi  ders gibi anlatmalıyız..

  Ahlak yapımızı  ve adalet anlayışımızı  her işin temeli kabul eden  bir  ciddiyetle ülkemizi yeniden inşa  etmeliyiz..  Bunları hayat felsefemiz  olarak genç beyinlerin kafasına ilmik ilmik işlemeliyiz. Eğitim ve kültür yaşamımızı ahlak  ve adalet üzerine yeniden inşa  etmeliyiz..

   Ahlak dışı hiç  bir davranışa ve ya  eyleme fırsat vermemeliyiz.

   Yalan konuşmayı marifet sanan siyasetçilere itibar etmemeliyiz..

   Bir siyasetçi yalan konuşuyorsa ve ya söz ve   eylemlerinde  ahlaksızlık görüyorsak tepkimizi mutlaka  suretle göstermeliyiz. Yalanı  ve  ahlaksızlığı siyasetçilerin söylemi olmaktan çıkarmalıyız..

   Nasıl ki  bazı  siyasetçiler yüzümüze  “”YALAN”” ifadeleri söylemekten uzak durmuyorlarsa, bizlerde  o siyasetçileri yüzlerine “”YALANCI  VE AHLAKSIZ”” olduklarını korkmadan yüksek sesle ifade etmeliyiz.

  İnanç temelimizi oluşturan en önemli kavram ahlaktır. Burada sizlere Sevgili peygamberimizin bir hadisini  hatırlatmak istiyorum. Ne diyordu o yüce insan:

   ”BEN GÜZEL  AHLAKI TAMAMLAMAK ÜZERE GÖNDERİLDİM.. ”Şayet inanıyorsak bu sözden ne anlamalıyız? Ayrıca  İslamiyet’in temelini  ahlak oluşturduğunu  niçin unutuyoruz?

  Müslüman bir insan ahlaksızlık yapabilir mi?

  Müslüman bir insan yalan söyleyebilir mi?

  Müslüman olmayan ülkelere baktığımızda ahlak anlayışlarının bize  göre ne kadar ileri  olduğunu görüyoruz..

   Sözlerimi  merhum MEHMET AKİF ERSOY’UN   şu sözleriyle  tamamlamak istiyorum. Yaşadığı Avrupa’nın nasıl olduğu sorulduğunda “”Onların bir dini var bizim iş  hayatımız gibi ,onların bir iş hayatı  var  bizim  dinimiz  gibi..”” Adaleti ve  ahlak anlayışını bu kadar net ve açık anlatan başka bir ifade yoktur..

  Siyasetçilerimiz umarım yalan söylemekten ve ahlaksızlık yapmaktan uzak  durmayı  erdemlilik sayarlar..

  Hiç kimseye  hakaret ya da iftira etmek için bu yazıyı yazmadım. Sokaktaki  vatandaş ne düşünüyorsa aynısını sizlere aktardım. 

  Birileri  kızacak ya da   üzülecek  diye gerçekleri  saklamanın ne  zamanıdır ne de  yeridir. Hak bildiğimiz yolda  tek başımıza da kalsak doğruları  söylemeye ve yazmaya devam  etmeliyiz. Çünkü bizler yaratılmışların en mükemmeliyiz..