Her zamandan daha çok  birlik  ve beraberliğimize  ihtiyaç  duyduğumuz  günleri  yaşıyoruz.

        Ülkemizin dört tarafı  ateş çemberi.Dış  düşmanlar ,emperyalist ülkeler,Orta Doğu’da hesap yapan  güç ve güç otakları kısa  ve uzun  vadeli  planlarını  hazırladılar.Bu planların hedefine ulaşması  için bölgemizde  en büyük  engel olarak  gördükleri Türkiye üzerinde  oyunlar oynuyorlar.

       Kardeş  gözü  ile   baktığımız  İSLAM DÜNYASI’NIN  yöneticileri gizli toplantılarla  Türkiye’nin bu bölgede  etkisizleştirilmesi için Türk düşmanı  gibi davranıyorlar.Üstelik Müslüman  dünyası  halkları  her zor duruma  düştüklerinde  yanlarında  Müslüman Türk Millet’inden başka destekçileri  olmamıştır.. 

      

       Müttefikimiz olan değişik   uluslar arası  kuruluşlarda birlikte olduğumuz,iş birliği  yaptığımız,sırtımızı  dayadığımız  NATO gibi  bir çok kuruluşun üyeleri  de söz  konusu  Türkiye ve Türk Milleti olunca  düşmandan  bir farkları  yoktur.

       Siyasi  İktidarın  yanlış ekonomik  kararları  nedeniyle de  ülkemiz  tam  bir  ekonomik kriz  altında.Milletimizin   nerdeyse  yarısı  açlık  ve sefalet  içinde  yaşıyor.

       Köylümüz,çiftçimiz,sanayimiz,hayvancımız,esnafımız  ekonomik  kriz  nedeniyle  şaşırmış  durumda.Bir kaç yıl önce ,kendi kendine  yeten bir tarım ülkesi  iken ,bu  gün marketlerde ,pazarda, çarşıda  neredeyse  her şeyi  dışarıdan ithal  eder durumdayız.

      Ülkemizde  işsizlik oranı çok  yüksek.Üniversite mezunu  yüz binlerce  genç  işsiz  ve geleceğe umutsuz  bakıyor.

      Yaklaşık  on bir milyon emeklinin  durumu içler acısı.Her nedense  ülkemizi  yönetenlerin özel harcamalarından sıkıntı  yok  ama  sıra  emekli  ve çalışanların ekonomik isteklerine  sıra  gelince  adeta  dilenci  gibi  yalvarır  durumları  var.

        En  çok güvendikleri  inşaat  sektörü çökme  aşamasında.Bir çok inşaat şirketi  iflas  bayrağını çekmiş    durumda..

           Özelleştirme  adı altında  cumhuriyet  dönemi boyunca  yapılan  ne varsa  satıldı ve ya  birilerine peşkeş  çekildi.

           Zamların  arkası  kesilmiyor.

           Pazarlarda  sebze  ve meyve  fiyatları  el yakıyor..

           Temel  gıda  maddelerinin yanına  yaklaşılmıyor.

            Hem üretici hem de  tüketici  mutlu  değil.

            Ülkemizde  huzur  ve güven  o kadar  endişeli   bir  hal aldı ki  aile  bireyleri  dahi  birbirlerine  güvenmiyorlar.

             Ekonomik  sıkıntı  bütün  ahlak-i değerlerimizi  yok  etti.

             Adaletin  sadece  adı  kaldı.

             Hak hukuk  aramak hayal  oldu.

             Gelir  -gider  dengesizliği  arasındaki  makas  felaket  büyüdü.

             Bütün bu  olumsuzlukların  yanında  bir de  siyaset  yapan şahısların  özellikle  üst  düzey  yöneticilerinin kullandıkları  ayrıştırıcı,ötekileştirici,düşmanlaştırıcı ,kamplaştırıcı bir nevi  bölücü  ve  ayrımcı  dil endişe  verici  bir  seviyeye  ulaştı.

            Torunum  var on  bir yaşında ..bazen  benimle Salı günü  sallamaları  dinlemek  zorunda kalıyor..Gözlerine  bakıyorum.Liderlerin konuşmalarından çocuk  ürperiyor.Ürpermemek  mümkün mü?

              İnsan  olarak   siyasetçileri  bir çağrım var..

               Milletimizin  ruh  sağlığını bozan sizlersiniz.

               Bu büyük  millete  yapacağınız  en  büyük iyilik adam  gibi  konuşmanız olacaktır.Şayet huyunuzdan  vaz geçmek  istemiyorsanız,çekilin  evinize  ,emeklilik  hayatınızı  yaşayın.Göreceksiniz  ki  siz  olmadan  Türkiye’de  her şey düzelecek,ülkemize barış,huzur,güven ,sevgi  ,dostluk  ve kardeşlik  hakim  olacaktır...