ABD Başkanı Trump, dünya siyasetinde oynadığı oyunda mars oldu, ama oyun devam ediyor. Hani, tavlada olduğu gibi, daha üç oyun var. Son oyununda bu denli açık verince  marsı hak etmişti zaten.
        Birleşmiş Milletler olmasaydı, kim bilir ne horozlanmalar yapacak, mazlumlara kafa tutup kovboyluk taslayacaktı, Allah bilir ancak...
        Çok şükür dünya bu badireyi atlattı.
        Ama şunu iyi bilmek gerekir ki;  Başkan Trump yaşadığı bu son hezimeti hiç unutacak değil elbet...
        Çünkü, kendisine teslim edilen ABD'nin prestijini öylesine sarstı, öylesine berbat etti ki; tekrar eski durumunu kazanmak için şimdi ne yapacağı merak ediliyor.
        Başkan Trump'un önünde iki seçenek var: Ya bildiği sertlik politikasını sürdürecek, "inadım inat" diyecek; ya da  demokraside gösterilen ülkesinin prestiji için insancıl uygulamalarla dünyada oluşan yaraları sarmaya koşacak...
        İkinci yol elbette tercih edilsin, kim istemez. Ama bu yol ABD ekonomisinin işlerliğine belki istenen hızı vermez, ama saygınlık kazandırır.
        Bizim iyimserliğimiz, ikinci yol tercih edilsin ve  ABD ekonomisi sorun yaşamamasından  yana...
        Birinci yol, aman tercih  edilmesin.
        Çünkü, bu yolda dünya barışı yok da ondan. 
        Mazlumların sömürülmesi var.
        Kan var, savaş var, geri kalmış ulusların gözyaşları var.
                                                          ***
        Başkan Trump'un BM'de Kudüs oylaması öncesi sergilediği tavır ve söylem, dünyamızın ne denli bir olumsuz, insancıl olmayan güçle karşı karşıya kaldığının işaretidir bizce...
        Elbette ki, Tramp'ın ülkesi  zengin/varsıl olabilir. Öyledir de... 
        Hatta silahlı gücüyle de; kalkınmamış ülkelerin başına iş de açabilir  bu açıdan. Ama böyle bir gücün  tek bir kişinin keyfine bırakılması/kullanılması ne denli insancıl olur hepimizin savunduğu demokrasi inancı yanında acaba?
        Başkan Tramp, son söylemiyle demokrasiye inanan dünyada büyük bir hayal kırıklığı yarattı maalesef... Şimdi böylesi bir yanlışın düzeltilmesi yolunun nasıl olması gerektiğini acilen ve de öncelikle Başkan Trump ve ABD'nin yönetim kademelerinde bulunanlar düşünmeli ve uygulamaya koymalılar.
        Yoksa, dünya bu son olayla içine düştüğü karamsarlıkla İkinci Büyük Savaşın öncesindeki havayı soluyup yeniden kamplara/kutuplara ve düşmanlıklara doğru yol alacak.
        Allah insanlığı böyle bir gelişmeden korusun.
        Türk ulusunun önderi Mustafa Kemal Atatürk, ne güzel "Yurtta barış, dünyada barış" demiş...
        ABD'nin barış ve mutluluk için dünyada atacağı her adım, kendi topraklarındaki huzuru ve refahı  da büyüteceğini bilmesi gerekiyor.