Dikkatinizden kaçtığını hiç sanmıyorum. Yıllardır bu ülkede gündem neredeyse günaşırı değişiyor. Gündem üzerine gündem geliyor. 

Geliyor değil, yeni oluşan gündem bir öncekini bastırıyor. Sonuçsuz bırakıyor.

Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı bunların sonuncusu oldu.

 

Ülke gündeminde ekonomideki olumsuzlukları konuşurken, birden orta yere bu "Gazeteci Kaşıkçı" olayı düştü. 

Kaşıkçı aşağı, Kaşıkçı yukarı...

Sanki başka bir sorunumuz yokmuş gibi...

Bu köşede ben de daha önceki bir yazımda Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın kaçırılmış olabileceğini akla daha yakın görmüş, yazmıştım. Benimkisi daha çok bir iyi niyet beklentisi idi. 

En kötüsü olmuş meğer...

Şimdi Suudi yetkililerin olayla ilgili açıklamasına bakar mısınız?

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan İstanbul Konsolosluğuna işi için gitmiş, orada kavgada ölmüş!..

Dikkatinizi çekerim; "kavgada ölmüş!"

Vay anasını yahu!..

Konsoloslukta kavga çıkmış, Suudi  gazeteci kavgada ölmüş!..

Bu çocukça açıklamaya kargalar bile gülüyor, görüyorum.

Bir kişi, ülkesinin konsolosluğuna gidiyor, orada kavga oluyor, kavgada o kişi ölüyor.

Gırgırına sorarlar adama: Yahu, Suudili gazeteci oraya boks yapmaya gelmişse, cesedinden vazgeçtik, boks eldivenleri, tişörtü, menajeri, antrenörü nerede!..

 

Konsoloslukta cinayet işleniyor, iki hafta sonra olayın içyüzü aydınlanıyor.

Cinayet işlenmiş, ana gazetecinin cesedi nerede...

Çocukluğumuzda okuduğumuz Sherlock Holmes, Nat Pinkerton polisiye öyküleri gibi...

Ya da Türk Edebiyatının önemli kalemlerinden Peyami Safa'nın yarattığı Cingöz Recai kahramanının öyküleri gibi.

Ama, öykü olsun, kurmaca olsun Nat Pinkerton ya da Sherlock Holmes mutlaka polisiye olayı çözer, biz okuyucuların kafasında soru bırakmazdı.

Türk polisi bu olayı mutlaka çözeceğine inanıyorum. 

Ya da Suudi yönetiminin inkar etmeyip cinayeti kabul ettiğine göre, olayın nasıl olduğunu, nasıl cereyanı ettiğini de daha etraflı açıklar herhalde!

Nasıl olsa bir sorun vardı, ortadan kaldırıldı!  Eh şimdi olaya bir kılıf nasıl olsa uydurulur!

 

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, ülkesinin yönetimi hakkında olumsuz görüşler beyan edip, yazılar yazmışsa O'nun ülkesinin konsolosluğunda öldürülmesi -belki de- dünyada bir ilk olarak tüm çirkinliği ve de vahşetiyle önümüzde duruyor.

Keşke konsolosluğa işi için gelmiş bir kişi böyle vahşice katletilmeseydi.

Kimse bunun şeriatın gereği olduğunu söylemesin...

Bu bir görülmedik, işitilmedik vahşi bir cinayettir ve dinimizce de haramdır/yasaktır.

 

Peki...  Şimdi Suudi olsun, diğer ülkeler yurttaşları olsun, nasıl güven duyup Suudi Arabistan konsolosluklarına/temsilciliklerine gidecekler/girecekler?

 

Devletler hukuku bu olayla yeni bir boyut kazandı.

Ve mutlaka çözülmesi gereken bir sorunla karşı karşıya bulunuyor.