Şiir deyince, aklımıza Nazım Hikmet gelir. Türk şiirinin mavi gözlü devi Nazım Hikmet, 61 yıllık ömrüne sayısız dize, şiir sığdırmış, Türk edebiyatının en değerli isimleri arasında her zaman adı anılan usta bir kalemdir. Şiirleriyle ve eserleriyle hala içimizde yaşayan ve bundan yüzyıllar sonra da anılacak olan Nazım Hikmet'in, hayatını kaybettiği tarih olan 3 Haziran 1963'ün yıl dönümünde, kendisini saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyoruz. Bu duygularla, Haziran yazımı, şiir üzerine söylenmiş çeşitli düşüncelerden oluşturdum.

Şiir, bir esin ya da rastlantı ürünü değildir. Şiir, yetenekten çok, tasarım, araştırma, yazıp bozma, yeniden yazma ve yoğunlaşma işidir. İç ve dış gözleme dayalı, bitimsiz bir çabadır.

Şiir, insandaki derin, içten çağrıdır. Sürekli bir yaratıcılıktır. Başka bir deyişle, ruhun müziği, sözcüklerin dansıdır.
Zamanın rüzgârlarına dayanıklı dizeler
oluşturabilmek için, şiire bir esin (ilham) ya da rastlantı ürünü olarak değil, yaratıcı bir üretim olarak bakmalıyız.
Şiirde, anlaşılmazlığa sığınmak, insandan uzaklaşmak, işin kolayına kaçmaktır. Halk, şairden aydınlıkta ve karanlıkta olduğu gibi, sokakta ve toplumsal mücadelede de yerini almasını ister.
Şiirin, bugüne dek, gerek şiir diliyle, gerekse düzyazı diliyle binlerce tanımı yapılmıştır. Ancak, bunların hiçbiri, onu tanımlamaya yetmemiştir.
Turgenyev: “Şiir, tanrıların dilidir” diyordu.
“Bilgisiz şiir, temelsiz duvara benzer” 
diyen Fuzuli, yadsınmaz bir gerçeği dile getirmiştir.
Ünlü Fransız şairi Aragon: “Özü fırtına olan şiirde, her imge bir tufan yaratmalıdır.” diyordu.
Neruda: “Şiir, şarkı ve berekettir. Şiir, boşuna yazılmayacak.” demişti.

Nazım Hikmet: "Şiir; barış, halkların kardeşliği, insanların mesut geleceği uğrundaki mücadelede yer alırsa, hepimizin inandığı üzere daima zafere götürecek bir silahtır." demiş ve şiirin toplumsal işlevine vurgu yapmıştı.

Bu düşünce ve duygular içinde, şiirin işlevini, şiir diliyle şöyle yansıtabilirim:

SÖZÜN TATLI ÖZÜ

şiir, gizemli bir güzelliktir
sevgiyi emekte süzmektir
gizli güzelliği bulma
ve yeniden yaratmadır

insan yüreği her zaman açtır
güzelliğin büyüsüne muhtaçtır
sözün tatlı özü şiir
ekmek ve su gibi
kutsal bir ihtiyaçtır