Sev  Kardeşim

                Sevgisiz  hayat  olmaz.

           Son  yıllarda  en çok  özlediğimiz  ,aradığımız  ,hasret  duyduğumuz  duygudur  sevgi.

           Sevmek tek  bir  sözcük  olarak  görülmemelidir.Düşündüğümüzde  o  kadar  derin  ve anlamlı  manası var ki  yüzlerce  kitap  yazsak sevginin anlamını  tam olarak  izah  edemeyiz..

           Sevgi konusunu bir çok  şair  duygu  ve düşüncelerini  şiirlerinde  mısralarına  dökmüşler.Sevgi  üzerine  yazılan  her  satır beni  çok  etkiliyor.

           Sevgi;iki  kişinin  birbirlerine aşk  seviyesinde  ilan  ettikleri   sade  bir  duygu  değildir.

           Mevlana’nın mesnevisinde  ki  ile  Yunus’un şiirlerindeki  sevgi  ,aşık  Veysel’in türkülerinde  sevgi ,Pir  Sultan Aptal’ın  şiirlerindeki  sevgi,düşündükçe  göz yaşı  döktürür hepimize.

           İnsan hayatında ihtiyaçlardan en önemlisi  olan  sevginin ,hayatımızda  çok  özel  bir  yeri vardır.Bazı  araştırmalarla da kanıtlandığı  gibi  ,her türlü  fizyolojik  gereksinimi karşılanan  bir çocuğun ,sevgiden  yoksun  bırakıldığında ,büyüme-gelişme  ve olgunlaşmasında  gecikme  olduğu net  olarak  ispatlanmıştır.

 

        Yine bu çocukların, sağlık sorunları ve kazalarla karşılaşma riskinin yüksekliği de sevgi eksikliğinin insan yaşamındaki olumsuz etkilerinin göstergelerdendir. Herhangi bir nedenle ihmal edilmiş olan ikiz eşi ile sevgi ve ilgi gösterilen diğer eş kıyaslandığında dikkati çeken farklılıklar, sevginin mucizevî etkisini somut bir biçimde ortaya koymaktadır.

       Ancak, sevginin beklenen etkisini sağlayabilmesi için sevgiyi eyleme dönüştürmek gerekir. Diğer bir deyişle sevilene zaman ayırma, ilgi gösterme, bakım verme ve onu koruma gibi eylemleri gerçekleştirme zorunluluğu vardır.

      Bilindiği gibi, çiçeklerle konuşmanın onların güzelleşmesini ve serpilmesini sağladığına inanılmaktadır. Ancak, bu gelişmeleri sağlayan etken, salt konuşma değil, sevgiden kaynaklanan ilgiye dayalı eylemlerdir. Çiçeğini, onunla konuşacak kadar seven bir kimse, onun toprağının havalandırılması, gerekiyorsa değiştirilmesi, ölü yapraklarından arındırılması, cinsine ve özelliklerine göre bulunduğu ortamın ışıklandırılması, nemlendirilmesi, ısısının düzenlenmesi, belirli zamanlarda suyunun verilmesi için zaman ayırır. İşte tüm bunlar, sevginin ürünü olan ilgiye bağlı eylemlerdir. Bu bağlamda sevginin fedakârlık gerektirdiği de söylenebilir.

 .

    Sevginin kedi, köpek, at gibi canlılara yöneltilmesinin insanları rahatlattığı bilinmektedir. Ancak, bu tür sevginin insanı, daha karmaşık bir ruhsal yapıya sahip olan insandan uzaklaştırdığını düşünenler de vardır. Ayrıca, diğer canlı varlıkların fazla talep ve beklentilerinin olmaması, onları sevmekle yetinen insanı diğer insanlara karşı duyarsızlaştırdığı ve hoyratlaştırdığı iddialar arasındadır. Bunlar gerçek olsa bile, sevgiye dayalı bu ilişkinin seven ve sevilene katkıları yadsınamaz.

 

      İnsanı  sevmek;çevreyi  sevmek,tüm  canlıları  sevmek,doğayı  sevmek,yaşadığımız  köyü,beldeyi,şehri,mahalleyi , hatta  evimizi ,yuvamızı,ailemizi,çocuklarımızı,kardeşlerimizi,arkadaşlarımızı,ülküdaşlarımızı,anamızı,babamızı,kısaca  mensup olduğumuz  milletimizi  sevmek hepimize  mutluluk verir.

      Sev  kardeşim; herkesi  sev..Seni sevmeyeni de  sev..Sana düşmanca  bakanları  da  sev.

         Sevgi beraberinde sabır ve hoşgörüyü de getirir. Bu nedenledir ki sevilenlerin kusurları daha kolay affedilir, bunların düzeltilmesinde sabır gösterilir ve çaba harcanır. Bu yorucu uğraşların sonucunda ulaşılan başarı ise sevene mutluluk getirir. Sevgi, yapılan işe ya da mesleğe yöneltildiğinde ise, işlerin daha özenle yapıldığı ve yapılanlarda gözle görülebilir gelişmeler olduğu dikkatleri çeker. Bunun yanı sıra, hizmetin sunulduğu bireylerden gelen olumlu geribildirimler, hizmeti sunanlara mutluluk ve başarı duygusu biçiminde geri döner ve onları daha iyi hizmet üretmeye doğru yönlendirir. İnsan yaşamında çok önemli bir yer tutan güven duygusu da yine sevginin ürünlerindendir. Sevgi ile büyütülmüş çocukların özgüvenlerinin ve özsaygılarının yüksek olduğu ve çevresindeki insanlara önyargısız, kuşkusuz, sevgi ve güven ile yaklaştıkları, daha doyumlu, mutlu ve gerek özel, gerekse mesleki yaşamlarında daha başarılı oldukları görülür. Sevgi güven ilişkisinin en belirgin biçimde gözlemlendiği yerler, sağlık kurumlarıdır. Sevgiden yoksun büyütülmüş, itilmiş ve örselenmiş çocukların sağlık kurumlarına yatırıldıklarında, apatik bir görünüm sergiledikleri, cilt ve gözlerinin ışıltısını yitirmiş, saçlarının cansız ve mat bir durumda olduğu görülür. Sevgisizlik davranışları da etkilediğinden, bu çocukların, çevresindeki insanlara karşı ilgisiz, güvensiz, tepkisiz, göz temasından kaçınma gibi davranışlar sergilemeleri olağandır.. 

Sevginin günümüzde en önemli gereksinimlerden biri olduğunu söylemek abartı olarak nitelendirilmemelidir. İlişkilerde hoşgörüsüzlük ve bunun yol açtığı aile içinde ve dışarıda neden olduğu olaylar, ayrıca, özgüven ve özsaygıdan yoksun çocukların karıştığı polisiye vakalar bu gereksinimin eksikliğini ortaya koymaktadır.

        Evimin kapısında iki  yavru  köpeğe  karşı yapılan  sevgi dolu  yaklaşımları,onların  gözlerinden okumak mümkündür.

     Özetle; sevgi, sevmek ve sevilmek insan yaşamında en öncelikli gereksinimlerinden biridir. Bu yüzden, özellikle çocukluk döneminde çocuklara sevgi göstermek için zaman ayırmak ve onlara sevildiklerini çeşitli yollarla duyumsatmak ebeveynin en vazgeçilmez sorumluluklarındandır. Bu konuda eğitimcilere de önemli görevler düşmektedir. Çocuğu hiçbir nedenle dışlamamak, özgüven ve özsaygısını zedeleyecek yaklaşımlarda bulunmamak ve kendilerine değer verildiğini duyumsatarak ve ona daima saygı göstererek yaklaşmak bu görevlerin başında gelmektedir.

       keşke  ülkemizde  faaliyet  yapan  tüm  siyasi  partilerimiz  sevgiyi  ön planda  tutsalar.Sevgiyi  anlasalar.Sevgi olmadan siyasetin  yapılamayacağını  şuuruna  varsalar..ne  güzel olur   değil mi?