tonyahaber @ hotmail.com

Seçimler gelir, seçimler gider…

Biz yine buradayız.

Son yıllarda, seçim üstüne seçim yapıldı.

2014 yerel seçimleri…

2015’te Haziran ve Kasım milletvekili seçimleri…

2017 Nisan’ında Anayasa için referandum…

2018 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri…

Türkiye, seçimle yattı, seçimle kalktı.

Şimdi de 31 Mart yerel seçimlerinde sandık yine geldi.

Hoş geldin sandık!...

Biz buradayız, sağ olursak yine gel, olur mu?...

Hiç belli olmaz!

31 Mart seçimlerinden sonra erken de gelebilirsin.

Biz, 31 Mart’a kilitlendik.

Yerel yöneticileri seçeceğiz.

Neler bekliyoruz seçileceklerden bir bakalım.

Dürüstlük mü?

Dürüstlük, ayırt edici bir özellik olmamalı. Herkesin dürüst olması gerekir.

Geçelim.

Sözünde durmak mı?

Sözünde durmayacak olan aday bile olmamalı. Yalancıyla işi olmaz toplumun.

Geçelim.

Yani kendi aklını beğenen, her şeyi ben bilirim havasında, vatandaşa tepeden bakanlarla işimiz olmaz.

Onu da geçelim.

Onu geçelim, bunu geçelim, neyi bekliyoruz?

Öncelikle ortak akıl.

Halka hizmet, halkla birlikte olur.

Halkın istekleri, onlarla birlikte görüşerek, danışarak, ortak karar alınarak gerçekleştirilirse anlam kazanır.

Böylelikle halka mal olur.

Halk da yapılanlara sahip çıkar.

Yıllardan beri siyaset, toplumu ikiye ayırdı.

Böldü.

Kutuplaştırdı.

Yolumuz yapılır.

Suyumuz akıtılır.

Kanalizasyonumuz yapılır.

Sokaklarımız süpürülür.

Kalkınma için girişimler yaşama geçirilir…

Hepsi olur, bugün olmazsa yarın olur.

Toplum huzurlu oldukça, ayakta kaldıkça bunların tümü olur.

Ama!...

Huzur bozulursa, bir daha zor elde edilir.

Huzurun bozulmaması için:

Önce hukuk.

Önce adalet,

Önce hakkaniyet…

Bizdendir, bizden değildir anlayışı insanları böldü.

Bizim partiden olmayana, iş yoksa…

Bizden olmayana, sınavda başarılı da olsa iş yoksa…

Bize kayıtlı olmayana, İŞKUR’un kapıları kapalıysa…

Bizden olmayan, mülakatta başarısız olacaksa…

Huzurdan söz etmek mümkün mü?

Görünen o ki, bu anlayışla gittikçe, kayıplar daha da artacak.

31 Mart, huzura doğru giden yolun, köprüden önceki son çıkışı!...

Halkın elindeki bu fırsat, bir daha gelmeyebilir.

Fırsatı hep birlikte değerlendirmeliyiz.

İşte, yine ortak akla sarılma sırası…

Yaşadığımız uygulamalardan memnunsanız, ne diyelim.

Yok, eleştirileriniz varsa, yaşamınızdan mutlu değilseniz, çocuğunuz iş bulamıyorsa, pazar yerinden eliniz boş dönüyorsa, ötekileştirilmişseniz akl-ı selim (sağduyu) öne çıkmalı.

Selim’in aklı yerine akl-ı selimi öne çıkaralım.

Ortak akılla düşünelim.

Çözümü ortak akılda bulalım.

31 Mart’ta yaratacağımız değişimle mutlu bir yaşama, huzura, aydınlığa, güzelliğe yelken açalım.

Mührü, duygularımıza değil; çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğine vuralım.