Seçim heyecanı her yeri kuşattı. 

Bir heyecan, bir heyecan...

Telaş... Nefes nefese koşuşma... Seçim öncesi yoğun kulis çalışmaları...

Tamamlanmamış işlere hızla el uzatmalar. 

Beş yıl geçmiş, vaadler unutulmuş, 31 Mart 2019 yerel seçimi kapıya dayanınca siyasilerin durumunu görüp; Şair Behcet Necatigil (1976-1979) merhumun "Kış Şarkısı" adlı şiirindeki;

             "Tam otların sarardığı zamanlar

              Yere yüzü koyun uzanıyorum

              Toprakta bir telaş, bir telaş

              Karıncalar öteden beri dostum." 

dörtlüğünü anımsadım. 

Yerel yönetimlerde görev almış arkadaşlara geçen beş yılı sorsanız "Yel gibi geçti" diyenler çok olur."

Doğrudur, zaman hiç durmaz, akar gider, yel olur gelip-geçer duyamazsınız.

Ama önünüze bomboş beş yıl gelir, elle tutulmaz, inkar edilemezse, sözünü ettiğimiz telaşa düşersiniz.

 

Şimdi gelip çatmış seçim zamanı.

Sırtüstü yere uzanmış uyumuşum.

Etrafımda bir telaş, pir telaş.

Dostlarımla hemen ayağa kalkıyorum.

Çevreye yeni renkler getirmeye çalışıyorum. 

Çöpçüler ellerinde faraşlar, toz kondurmuyorlar caddelere sokaklara.

Siyah gözlüklerimi çıkardım, kibiri attım bir kenara.

Candan olmaya çalışıyorum.

Pazar yerinde köylü kadınlarla, pazar esnafıyla hemdert oluyorum.

Vaad edip yapamadıklarım içimde bir dert, geceleri uyuyamıyorum.

Nerede o çiçekli, böcekli, ötüşen kuşlu park düşlerim, şimdi kabuslar görüyorum.

Ey zaman, sen ne vefasızmışsın diyeceğim, ihmali, ihaneti kendimde buluyorum.

Çaresizim, bir anaforun ortasına düştüm, çabalıyorum. 

Çabaladıkça bocalıyor, kendi içimde kayboluyorum.

 

Beş yıl yan gelip yatmış, çalışmamış ama yeniden aday olmuşların iç dünyasını anlatmaya çalıştım sizlere.

1970'li yıllarda Bülent Ecevit (1925-2006) ve Necmettin Erbakan (1926-2005) merhumlar kurdukları koalisyonu bozunca ülkede seçim fırtınası tüm hızıyla esmeye başlamıştı hemen.

Fırtına demişsem,  Erbakan merhum dağda-bayırda gördüğü boş alanlara fabrika temelleri atıyordu. Bu çabası basında alay konusu olmuş, muhalefet cephesi üç-beş çuval çimento ile atılan bu temelleri kamyonetlerle çekip söküyor, arabanın arkasına bağlayarak öteye-beriye taşıyor, alay ediyordu.

Zaman değiştiği gibi, Erbakan merhum da daha sonraları bu tarz propagandayı terk ederek daha gerçekçi bir yolu tercih etmişti. 

Gerçekten iç-dış siyasette, ekonomi ve sanayi alanında ülke gerçekleriyle örtüşen söylemlerle yurttaşları aydınlatır olmuştu.

O zaman... Bu zaman...

Köprünün altından çok sular akıp geçti.

Zaman da öyle ama... Siyaset dünyasından o günden bugüne çok aktörler gelip-geçti.

Seçmen profili değiştirildi. Bizim zamanımızda, yani 18 yaşımızda değil oy kullanmayı, askerliğimizi yapmadığımız için "adamdan sayılmama" derdini yaşardık.

Şimdi oy avcılığı yapalım heyecanıyla seçmen profili gençleştirildi.

Seçme-seçilme yaşı değiştirildi.

Yaşadığım kentten biliyorum, yerel yönetimin başına bu alanda  deneyimi olmayan gençler siyaseten doluşturuldu. Bir tür siyasal istimlak yapıldı.

Sonuç ortada... 31 Mart 2018 şafağı söktü ya, bir telaş, bir heyecan...

Yerel yönetimlerde başarısızlıklar.

 

Behçet Necatigil merhumun dediği gibi "Yere yüzükoyun uzanıyorum" dönemi geçti.

İlçede ANAP döneminden beri (Yirmi yıldır) YAPILACAK olan Organize Sanayi Bölgesi alanını her seçim öncesi olduğu şimdiden ziyaretler başladı.

Bol nutuk, bol vaad... Çokça ziyaret ve çokça güleç bir yüz...