Hani, derler ya; "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" diye... Tıpkı onun gibi.

        Sanal ortamda yazma-çizme yapılıyor ya, mertlik de gitti, adap da, terbiye de...

        Ayrıca Türkçe'nin ırzına tecavüz ediliyor her saniye...

        Cümle kurgu yanlışı mı ararsın, sözcüklerin yazımındaki hata mı?

        "Ağzı olan konuşuyor, kalemi olan yazıyor" hevesliliğinin bir yenisi türedi şimdi.          

        "Akıllı telefon"u, tableti olan döşeniyor mesajları birbiri ardına...

        Hani, insan "bilmiyor, okumamış, o kadar olur" hoşgörüsüyle dil, yazım hatalarını geçiyor, üzerinde durmuyor.

        Ama üzülmeden de edemiyor sonuçta... 

        Bu konuda yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak isterim.

        Sanal ortamda bir sayfam var. Oraya günaşırı paylaşımlar yaparım, çizdiğim güncel/sanatsal karikatürlerimi arkadaşlarım için paylaşırım.

        Karikatür bu... Yorum getiren bir sanat türü... 

        Özellikle üzerinde yorum yapabilmek için; öncelikle dünyada/yurtta neler olup bittiğini, yani güncel olayları bilmeniz gerektiği gibi, genel kültür konusunda da donanımlı olmanız ön koşuldur bu konuda.

        Hayır, öyle yapılmıyor.

        Karikatürün ya da paylaşılan yazının özünü/içeriğini  anlamadan ve yorum yapan kişi arkadaşınız da değilken; bodoslamadan ortaya çıkıp sizinle yazışman  arkadaş grubunuzun arasına dalıyor.

        Tabii ki büyük saygısızlık... Görgüsüzlük...

        Yazdığı cümlelerde mantıksal açıdan tutarlılık olmadığı gibi haddini aşan bir küstahlıkla itham, aşağılama ve küfüre varan bir tutum da sergiliyor üstelik.

        Tam bir dengesizlik.

        Hani, derler ya,  "iki kişi konuşurken, üçüncüye dinlemek düşer" diye... 

        Bu saygı kuralı sanal ortam yazışmalarında maalesef hiç dikkate alınmıyor.

        Fi tarihinde yaşadığım kentte bir yazarlar derneği kurma girişimimiz olmuştu.       Baktım, kuruluş safhasında -yazar değil- hevesli takımı kuruculardan oluşturuldu, bir kenarda durmayı tercih ettim. Sonraları arkadaşlar kırgınlığımı anlayıp mazeretler ileri sürüp üyeliğimi derneğe yaptılar. Bir-iki genel kurul sonrası bir baktım, yazarlıkla ilgisi olmayan kişileri de üye yapmışlar. Bu durumu  gördükten sonra yapılan ilk genel kuruldaki konuşmamda "mektup yazan sokaktaki kişilerin yazarlar derneğine üye yapıldı"ğı sitemimi belirtip istifamı vermiştim.

        Sanal ortam bu bakımdan bir alem... 

        Kimileri fahri "toplum avukatlığı"na soyunma hevesinde...

        Kimileri iki sözcüğü yanyana yazmaktan aciz, döktürüyor mesajları...

        Yeni bir dert oldu kafamıza...

        Dikkatli olmak gerekiyor.

        Onun için, bu ortamdaki arkadaşlık seçiminde "kılı kırk yarmak gerekiyor." Bu biiir!

        İkincisi, yaşadığım olaydaki gibi, arkadaşlarınızla olan yazışmalarınıza dışarıdan girip ukalalık yapanların saygısızlığını hemen önlemek en doğrusu...

        Fırsat tanımamak gerekiyor.

        Başınız ağrımaz en azından... Sinirleriniz bozulmaz üstelik.

        Bunlar insani ilişkiler açısında yapabileceğimiz önlemler.

        Amaa... Güzel Türkçemiz konusuna iş gelince, "akan sular duruyor."

        Yapılabilecek hiç bir şey yok geliyor bana...

        Türkçemize yazık oluyor.