Dünya sağlık emekçileri, pıroflar, doktorlar, teknisyenler, hemşireler, fabrikalar “covid-19” a kilitlenmişler; bilim insanları, farmakologlar, ar-ge çalışanları, laboratuvarlar, tüm yöneticiler, siyasiler, askeri birlikler ve güvenlik güçleri bu virüsü yenebilmek için savaş açmışlar, çareler arıyorlar. Bu, tüm insanlığın ortak bir savaşıdır. Fetih, yağmalama, talan, ganimet, sömürme ve öldürme gibi bir anlamı olmadığı gibi, tek amacı YAŞATMAKTIR. Bunun için bu zamana kadar yapılan savaşların en anlamlısı, en kutsalıdır.

Otomobil, beyaz eşya ve tekstil gibi fabrikalar da destek vererek, mücadelede kullanılmak üzere solunum cihazı, eldiven, giysi-tulum, maske, diğer fabrikalar da dezenfektan ve kolonya üretiyorlar. Ülkeler birbirlerine gücü ve katkıları oranında yardım elini uzatıyorlar.

Tüm dünya bir yana, ırk, dil, din, mezhep, sınıf-fakir-zengin, silah, ordu tanımayan korona virüsü bir yana. Bilimin ve iletişimin bu denli gelişmediği 19. Yüzyılın başlarında veba, kolera, çiçek, verem, 20. Yüzyılın başlarında tifo, tifüs ve İspanyol gribi milyonlarca insanı öldürmüştür. Veba Avrupa’nın üçte birini götürürken İspanyol gıribi yüz milyon civarında insanın ölümüne neden olmuştur. Bunlar yetmezmiş gibi bir türlü akıllanmayan insanoğlu Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında “paylaşmak, bölüşmek, sömürmek, egemen olmak” istek ve arzularını tatmin için -sonradan ölenler hariç- seksen milyon insanı öldürmüştür.

Bu, ne canavarlıktır. Tüm gelişmeleri yok sayarak insanı öldürmek… Açlığı, hastalıkları, umarsızlıkları görmezden gelmek ve doğa ile birlikte insanı yok etmek… Bu, canavarlıktır.

Belki bu virüs, daha niceleri gelmeden, insanlığı ortak bir düşüncede, ortak bir inançta birleştirir, tüm olanaklarıyla orduları, silahları ortadan kaldırarak “açlığa, hastalıklara ve umarsızlıklara” karşı birliktelik sağlatır; yaşam koşullarını güzelleştirmeye ve dünyayı yaşanılır kılmaya neden olur ve cehenneme çevirtmez. Tüm çabalar, harcamalar, savaşa değil sağlığa yapılır. Açlık, hastalık ve kötü yaşam koşulları ortadan kaldırılır.

Kutsal savaş yaşamak ve yaşatmak için yapılan savaştır. Nasıl bundan önceki salgınlar yenilmiş ve tarih olmuşsa bir gün “korona” da yenilecek ve tarih olacaktır. Her ne kadar kimileri evrime inanmıyorsa da “mutasyona-değişime” uğrayarak daha farklı bir yapıya bürünecek, bağışıklık sistemi güçlü olanlar hayatta kalacak, zayıf olanlar elenip gidecektir. Hastalıkların, mikropların, bulunan ilaçlarla, aşılarla durdurulabilmesi mümkün olurken, asıl ilacı, aşısı bulunması gereken virüs “savaş düşüncesidir, savaş inancıdır”; asıl durdurulması gereken budur. Çünkü insanlığın var oluşuyla birlikte genlerimize, kanımıza, canımıza işleyen öldürme, yakıp, yıkma, yok etme düşüncesidir. Asıl bu düşüncenin, bu inancın, sömürünün, yağmanın, talanın aşısı, ilacı bulunmalı ve yok edilmelidir.

İnsanı öldürmek için ordular kurduk; insanları radyasyonla yok etmek için atomu parçaladık, hidrojen bombasını devreye soktuk. Kıtalar, yıldızlararası savaşın senaryosunu uygulamaya koyduk. Ülkeleri, kentleri çökertecek, toplu ölümlere neden olacak kilometrelerce uzağı hedef alan füzeler, nükleer silahlar yaptık. Denizaltıdan kara hedeflerini vuracak silahlar geliştirdik. Dünyayı cehenneme çevirecek, hatta yok edecek silahlar ürettik. Bunlar için bilim insanları, mühendisler, gelecek bilimcileri, bilim kurgucuları gece gündüz demeden çalıştı. En çok insan öldürene kahraman dedik. Savaş sanatını çok iyi bilen subaylar, kurmaylar, generaller yetiştirdik. Zırhlı araçlar, savaşçı gemiler ve uçaklar yaptık. Salt sömürmek, düşüncemizi ve inancımızı kabul ettirmek için dünyayı kan gölüne çevirdik.

Oysa asıl kahramanlar hastalıkları, mikropları yenen, insanlara, çocuklara uygun yaşam koşulları, sağlıklı günler ve gelecek hazırlayan sağlık emekçileri, doktorlar, Pastörler, Robert Kohlar, Turan İtiller, Cemil Taşçıoğullarıdır; bu yüzden sağlık çalışanları kutsal savaşçılardır.

Başımız, dişimiz, midemiz, kalbimiz ağrıdığında, gözümüz seyirdiğinde ilkin size koşarız, “evvel Allah, sonra siz” deriz. Sizler bizim yarı tanrılarımızsınız. Kan kadar can kadar muhtacız size.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…