Tüm dünyanın korona virüsü salgını ile mücadele ettiği şu günlerde ilginç bir makale okudum. En azından bana ilginç geldi.

Çağla Üren tarafından The İndependent Türkçe yayın organında 11 Kasım 2020 tarihinde yayınlanan makaleyi özetleyerek, buraya alıntı yapıp yorumsuz olarak aktarıyorum sizlere.

Yüzde 90 etkili korona virüs aşısıyla ses getiren ilaç devinin skandallarla dolu geçmişi.

Firmanın geçmişinde, gizli anlaşmalarla milyonlarca dolar ödediği tüyler ürperten skandallar var. Bunlar arasında yasadışı deneylerle ölüme neden olma ve ruhsatsız ilaçların satışı gibi suçlamalar yer alıyor.

ABD’li ilaç devi Pfizer ve Alman biyoteknoloji firması BioNTech ortaklığıyla geliştirilen korona virüs aşısının yüzde 90 etkili olduğunun açıklanması, dünya genelinde büyük heyecan yarattı.

BioNtech’in Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci tarafından kurulması nedeniyle aşı adayı, ülkemizde de övgüyle karşılandı. 80 kadar bilim insanının kanser, HIV ve tüberkülozla ilgili araştırmalar yaptığı BioNtech’in ve kurucularının başarısı, korona virüs aşısına yönelik umutları da tazeliyor.

Öte yandan ortaklığın diğer tarafındaki ilaç devi Pfizer’ın sabıkası kabarık. Dünyanın en büyük ilaç firmalarından, yıllık kârı 50 milyar dolar civarındaki Pfizer, karıştığı skandallarla da ünlü.

1849’da kurulan ve Türkiye dâhil 175 ülkeye yatırım yapan şirketle ilgili çok sayıda dava mevcut. Bunlar arasında patent ve rüşvet davaları ağırlıkta. Öyle ki ilaç devi hakkında 8 ülkede rüşvet iddiaları bulunuyor. Pfizer'ın doktorlara ve yetkililere rüşvet vermekle suçlandığı ülkeler arasında İtalya ve Avrasya ülkeleri yer alıyor.

ABD Adalet Bakanlığı'nın yetkili isimlerinden Mythili Raman, “Pfizer; Bulgaristan, Hırvatistan, Kazakistan ve Rusya'daki hükümet yetkililerine milyonlarca dolarlık rüşvet vererek, Avrasya’daki işlerini kısa yoldan halletmeye çalıştı” diyor.

Öte yandan ilaç devinin kabarık sicili, rüşvet suçlamalarından ibaret değil. Zira firmanın geçmişinde, gizli anlaşmalarla milyonlarca dolar ödediği tüyler ürperten skandallar da var. Bunlar arasında yasadışı deneylerle ölüme neden olma ve ruhsatsız ilaçların satışı gibi suçlamalar yer alıyor.

1996 Nijerya Skandalı

Pfizer’ın Nijerya’da karıştığı skandal, 2007’de Nijerya hükümetinin açtığı davayla dünya gündemine oturdu. Hükümet, ilaç devinin 1996’da Trovan isimli deneysel bir menenjit ilacını yasadışı yollarla çocuklar üzerinde denediğini, birçok çocuğun ölümüne ve sakat kalmasına yol açtığını iddia etti.

İlaç devinden 7 milyar dolar tazminat talep eden Nijeryalı yetkililer, yerel makamların onayı olmadan 200 çocuğun Trovan deneyine katıldığını, bunun sonucunda 11 çocuğun öldüğünü ve diğerlerinin de beyin hasarı ve felç gibi rahatsızlıklar geçirdiğini savundu.

Çocukların ilaçtan değil, menenjitten öldüğünde ısrar eden Pfizer, 2009’da Nijerya’nın Kano eyaletiyle dostane çözüme vardı ve 75 milyon dolar karşılığında dava geri çekildi.

İlaç devinin ismi, WikiLeaks'in 2010’da yayımladığı belgelerde de geçiyordu.