tonyahaber @ hotmail.com

Gazeteci Mehmet Y. Yılmaz diyor ki: “Gazeteci, halk adına iktidarları sorgular, çıkar çevrelerini sorgular, araştırır. Yaptığı iş için muhalifmiş gibi görünür.”

İki cümlede özetlemiş, açık ve net.

“Muhalif gibi görünür.” demiş.

Doğru söze ne denir!...

Biraz muhaliflik de bizden.

Etrafımıza bakalım, araştıralım, sorgulayalım…

Geçen yılın sonlarında bir altyapı çalışması başlatıldı Tonya’da. Kanalizasyon projesi belki de geç kalmış bir projeydi.

Başladı ya, ne güzel!...

İlçeye girişteki köprünün yanında başladı kazı çalışması.

Biraz sıkıntıları olacak elbette. Zahmet olmadan rahmet olmaz, değil mi?

Kazı işlemleri başladı, parkeler söküldü, betonlar kırıldı, asfaltlar tarumar edildi. Olacak o kadar, bu işin yolu bu…

Olacak da, şehrin, bir ötesinde, bir berisinde çukur kazmanın alemi ne? İşin sırası yok mu? İlçe merkezindeki caddeler, sokaklar bitirilmeden mahallelerin ötesinde berisinde kazılan kanalların, döşenen büzlerin sırası mı?

İhalenin birinci bölümündeki güzergah, Livalobo’ya kadar uzanıyor mu?

Kulağımıza gelen, ihalenin 30 km olduğu. Bunun 3 km’si de arıtmaya bağlanacak ana taşıyıcı…

İlçe merkezi ve yakın çevresi tamamlanmadan, mahallelerin bilmem neresine kadar uzanan, merkezden kopuk kanalizasyon hattı sisteme bağlanacak mı?

Yoksa, nasıl olsa projenin genelinde var, bir gün ora da kazılacak anlayışıyla kolaya mı kaçılıyor?

Dikkatlerden kaçmayan bir konu da şu: Aynı cadde üzerinde, aynı nokta bazen 3-4 kez kazılıyor. Bu işin teknik kontrolünü yapanlar, işin başında mı acaba?

İller Bankası elemanları mı yapar kontrolü, TİSKİ elemanları mı? Yoksa arada bir mi gelip giderler. İyi oluyor, devam edin diye…

Muhaliflik ya bizimkisi, bir şey beğenmeyiz, her şeye karşı çıkarız ya!…

Ama sormak, bilgilenmek, öğrenmek hakkımız değil mi?

Çamurdan, tozdan hakkımız var da bilgiden yok mu?

Gelelim sökülen parkelere…

İlçe merkezindeki cadde ve sokaklardaki parkeler kanalizasyon nedeniyle bozuldu. İşin doğal sonucu bu. Söylenecek bir şey yok.

İyi de yeniden yapım çalışması evlere şenlik!...

Şu Büyükliman Caddesi…

Ramazan Bayramı’na zor yetiştirildi. Hâlâ da eksikleri var. Olsun, tamamlanır.

Bayramdan sonra, sadece spor salonuna uzanan caddenin parkeleri serildi. Caddenin kenarları beklemede.

Sıra geldi Dr. Dilaver Yıldırım Caddesi’ne. İlçenin en önemli caddelerinden biri. Bakalım kaç günde biter!... Haaa!... Bu arada Kalınçam Caddesi de kazılıyor…

Dr. Dilaver Yıldırım Caddesi’nde yaya kaldırımları genişletiliyor, araç trafiği için kullanılacak alan daraltılıyor. Tek yön olacakmış…

Ortamahalle’nin, Büyükmahalle’nin alt kolundan acil bir hasta gelirse, hangi yoldan hastaneye ulaşacak? Ş. Ayhan Güner’in yanından Folderesi köprüsüne, oradan Büyükliman Caddesi ve hastane… Nerden bakarsanız üç dakika… Bir de trafik yoğun olmazsa. Bir kalp krizinde üç dakika değil, saniyeler önemli…

Parke işinin ihalesi yapılmış, yüklenici firma hızlı bir şekilde işini yapmalı. Yağmurda çamura, güneşte toza mahkûm olmaya bir son verilmeli.

İŞKUR tarafından iş verilenler de parke döşüyor…

Ne güzel!...

İŞKUR elemanları, yüklenici firmanın elemanı mı, belediyenin mi?

Ne kanalizasyon çalışmasında ne de parke döşemede planlama var. Caddeden caddeye, sokaktan sokağa dalıp çıkıyorlar.

Elli yıl önce siyaset erbabı, “Millete plan değil; pilav lazım!” diyordu ya, bu işte ne plan var, ne de pilav!…

Gazeteci için, “muhalifmiş gibi görünür” diyor Mehmet Y. Yılmaz.

Siz ister gazetecilik sayın, ister muhaliflik…