tonyahaber @ hotmail.com

Vah vah!...

Milletvekilleri geçinemiyormuş…

Ne üzücü şey!...

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, televizyon ekranını ağlama duvarına çevirdi.

Başkan, “Milletvekili maaşını asgari ücretle ifade ederseniz, milletvekillerine de asgari ücret maaş verilsin, yaşayabilen varsa gelsin milletvekilliği yapsın o zaman.” dedi.

Haydaaa!...

Milletvekilinin net maaşı 22 bin 200 lira.

Asgari ücret 2 020 lira. Bir vekil maaşı 11 asgari ücrete denk.

Vekillerin başka gelirleri var mı?

Orasını karıştırmayalım.

Başkan Şentop, “Meclis’te milletvekillerini ziyarete gelenler harcamalarını kendi ödemiyor. Biliyorum ki birçok arkadaşımız seçmenleri otellerde misafir etme, hastane masraflarını ödeme gibi harcamalar yapıyor.” diyor.

Yapmayın Başkan!...

Ziyaretçiler, Meclis lokantasında yediğinin parasını öder. Siz sıkıntı çekmeyin.

Onlar, yaşadığı yerlerde bir tabak kuru fasulyeyi 15 liraya yemeye alışmış. Sizin lokantanızda iki lira verseler de dokunmaz.

Lokantanızda kaç çeşit yemek çıkıyor, bir de onu açıklayın.

Sizden önceki TBMM Başkanı Yıldırım, 550 çeşit yemek çıktığını söylemişti.

Bizce az…

En azından 600 çeşit yemek yapılmalı.

Her vekil, ayrı yemek isterse ne olacak?...

Gelelim seçilmiş ve atanmışlara…

Yeni seçilen belediye başkanları bir alem!...

Şu partili, bu partili önemli değil.

Kimileri yakınlarını ballı börek görevlere atıyor.

Seçmen, yakınlarınız iş bulsun diye mi oy verdi size?

Kimileri de pek çok görevi üzerine toplamış. Bilmem nerenin yönetim kurulu üyesi, bilmem hangi belediye şirketinin müdürü…

Yeme de yanında yat!...

Biraz da “edepsizlik” yapalım:

Eski TBMM Başkanı, yeni Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın alacağı maaş kamuoyunda tartışılınca, zat-ı muhterem, tartışanları “edepsizlikle” itham etmişti.

E, adam haklı… “Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor.” diyen kendisi değil miydi? Maaş da geldikçe geliyor…

Yetmedi…

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının maaşı ile ilgili sorusuna Genel Sekreterliğin, “kamuoyunu ilgilendirmez” yanıtı geldi.

Doğru ya!...

Siz verginizi verin, susup oturun. Biz istediğimiz şekilde harcarız. Sizden akıl mı alacağız?

Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, emeklinin ay sonunun getiremediği, işçinin emeğinin değer görmediği, köylünün, çiftçinin, üreticinin ürününün tarlada kaldığı bir memleket manzarası ile karşı karşıyayken vekilin maaşının azlığında söz etmek abesle iştigal değil midir?

1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tüm hızıyla cereyan etmekteydi. Paris’teki yoksullar ayaklandılar, çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. 16. Lui’nin karısı Kraliçe Marie Antoinett’in, “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” söyleyişi tam da bizimkilerin ağzına yakışır.

Emeklilikte yaşa takılanlar, atanamayan öğretmenler, 3600 ek gösterge bekleyenler ve daha nice sorun çözüm beklerken sırça köşklerinde oturup maaşları konu edilince, tepki gösterenlere yazıklar olsun!

Çalışanın, emeklinin maaşına zam yapılırken bindelik oranlarla hesap yapanlar, elektriğe, doğalgaza, tekel ürünlerine, akaryakıta zam yaparken aynı hesap yapmıyorlar.

Vekili 22 bin liraya geçinemeyen bir ülkede, asıllar 2-3 bin liraya nasıl geçinsin…