“Düşün adamı” görünümlü kimi şarlatanlar, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yaparken en çok kullandıkları sözcüklerden birisi de “paradigma”aydı. Yazılarının ve konuşmalarının ortasına “paradigmayı” oturtup Atatürk’e ve Cumhuriyet’e küfrediyorlardı. “Gelişen ve değişen dünya koşullarına ayak uyduramayan Atatürkçülük ve Cumhuriyet yeni değerlere ve açılımlara muhtaçtır. Onun için bir an önce Serbest Piyasa Ekonomisini uygulamalı, devlet korumacılığını kaldırmalı, sıtatükoyu yerle bir etmeliyiz” kindarlığında devlet düşmanlığı yapıyorlardı.

Paradigma, Fıransızcadan Türkçeye geçen konuk bir sözcük. 60’lı yıllardan buyana kullanılmaktadır. Değişik tanımlamaları vardır: “Bireyin iç ve dış dünyasını (kendisini ve etrafını) yorumlama, algılama ve bilme süreçleriyle ilgili tüm etkenlerin yarattığı örgütlü ve dinamik düşünsel sistem, düzenek.”

Paradigma, Türkçe Sözlükte “değerler dizisi” demektir. / “Model ya da kuramsal çerçeve”, “göstermek, anlaşılır kılmak, örnek teşkil etmek, sınırları belli olan ön bulgu, genel anlamda da dünya görüşü” demektir. Kimileri de “bir bilim çevresine belli bir süre için, bir model sağlayan, evrensel olarak kabul edilen bilimsel başarıların” altını çiziyorlar.

Paradigma “izlenen ve kontrol edilen yol” diye tanımlanırken “kuram-teori, paradigma değildir” diye de itiraz edenler var. “Paradigma olması için, yeni ve benzersiz olması, yeniliğinin gelecekteki çalışmalara kaynaklık edecek türde olması gerekir.”

“Olağan paradigma, olağan bilim etkinliği kuramıdır.” “Kıriz döneminde bilim insanı, yeni paradigma oluşturmak zorundadır. Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur. Kavramların yerli yerine konması için belki bütün teori baştan alınır ve yeniden kurulur.”

“Paradigma, bir disipline belli bir süre hakim olan model veya kuramsal çerçevedir.” “Bir gurup bilim insanı tarafından ortak kabul edilen görüşlerdir.”

“Yeni bir görüşün paradigma olabilmesi için hem kendi alanında ortaya çıkmış sorun veya sorunlara uygun çözüm bulabilme potansiyeline, hem de çağını aşarak ileriye dönük yeni açılımlar yapma özelliğine sahip olması gerekir.”

Cumhuriyeti yetersiz görmek, eksiklerini gidermek, daha iyisini getirmekle olur. Bunu yapmıyor, eksikleri gidermiyor, yanlışları düzeltmiyor, ama Cumhuriyet’i kökten yıkmak istiyorlar. Kimler bu yıkıcılar ve Cumhuriyet’in paradigmasına neden “yetersiz ve çöktü” diyorlar? Bunlar emperyalistlerle işbirliği içerisinde olup, İkinci Cumhuriyet’i kuracak olanlar, Neo liberaller, yobaz solcu ve dinciler, Fetöcüler, Arap, Amerika, Avrupa ve Osmanlı hayranı olanlar, Türkiye’nin güçlenmesini istemeyenler, yetersizliklerini örtmek için Türkiye’nin, Cumhuriyet’in kazanımlarını-ülkeyi özelleştirmek adı altında satmaktan başka çıkar yol görmeyen, teknolojiyi, sanayiyi, fabrikayı, bilimi anlayamayanlardır. Cumhuriyet’in paradigmasını “çözümsüz görürken”, yeni olan hiçbir “değerler sistemi” getirmeyenlerdir.

Küreselleşmenin emperyalizm olduğunu görmek istemeyenler, “paradigması çöktü” dedikleri Cumhuriyet’in değerleri yerine “Neo liberalizmi-vahşi kapitalizmi” getirenlerdir. Vatandaşın cebindekini alarak “büyüyen”, yurttaşını ezerek “yükselen”, “uçtuk, uçuyoruz, kıskanıyorlar bizi” yalanlarıyla “kendilerini” avutan, kendilerinden başka kimseyi inandıramayanlar, tüm uygarlık parametrelerinde Türkiye’yi dip sıralara indirenler, eğitimi çağdaşlıktan ezberciliğe oturtan, fizik, kimya bölümlerini kapattıran, sayısız imam hatip okulları açarak müspet bilimlerin önünü kesenler, en iyi bildikleri din eğitimi konusundaki başarısızlıklarından ötürü gençleri “deizme” itenler, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu kaldıran, Anayasa’yı, Medeni Kanun’u çıkarlarına göre değiştirenler, çocukluğu 18’de 12’ye indirmeye uğraşanlardır… Hangi paradigmayı getirdiler dersiniz?

Tüm insani erdemleri yok ederek parayı tanrı-put yapan paradigmayı getirdiler.

Sağlık ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalın…