Eskiden yazarlarımız/çizerlerimiz bugüne göre çok kısıtlı olanaklar içinde mesleklerini yaparlardı.

Yazar takımı gazete/mecmua yazılarını kalemle yazarlardı. 

Çizerler de öyle... Elleriyle çizdikleri resimleri, karikatürleri şekillendirir/renklendirirler, ondan sonra gazete/mecmua yönetimine verirlerdi.

Çok sonraları yazarlar, muhabirler daktilo ile makalelerini, haberlerini yazmaya başladılar.

1957 erken seçimi idi, o zamanların çok okunan gazetelerinden Yeni Sabah, birinci sayfasında seçimi izleyecek muhabirlerinin fotoğraflarını yayımlamıştı. Her muhabirin elinde portatif birer daktilo makinesi... Her muhabir gittiği yerlerden haberlerini daktilo makinesiyle yazacaklardı.

Yazarlardı da, acil haberler yine de telefonla yazdırılırdı gazetelerin haber merkezlerine.

Orası ayrı bir konu...

Benim de böyle bir makinem olsun, ne kadar  istemiştim o zamanlar.

1957 seçimini ben de "Hadiselere Tercüman" gazetesi adına Trabzon ve Giresun'da izleyecektim. Gazetenin birinci sayfasında seçimleri izleyecek 56 merkez ve yurt muhabirleri ile yazarların vesikalık fotoğrafları yayımlanmıştı.

Heves işte!.. Niçin bizim fotoğraflarımız da Yeni Sabah'taki gibi daktilosu değil  diye kıskanmıştım.

Zaman değişirken, insanoğlu da bulduğu yeniliklerle yaşamı hem renklendiriyor, hem de kolaylaştırıyor.

Bakınız, size hitap ettiğim bu yazımı "tablet" denen bir avucum kadar küçük bir tür bilgisayarda yazıyorum. 

Aynı aletle yazdığım kadar, karikatür çiziyor, yazdıklarımı, bana gelen yazıları, fotoğraflarımı daha pek çok ileride gerekecek yazılı belgeyi depoluyorum.

Her insan için büyük olanak ve de kolaylık...

Amaaa... 

"Her güzelin bir huyu vardır" derler ya, işte bu tabletin de dün huyu tuttu; bana, dolayısıyla da size/sizlere azizlik yaptı.

Gazeteye gönderdiğim, yayımlanacak yazımın başlığı "ABD, "Karilarunızla da yatamazsınuz derse..." idi. 

İçeriği de ABD'nin İran'a uygulayacağı, bugün uyguladığı yaptırımlarla ilgiliydi.

Aslında bu uygulama "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" benzeri Türkiye'ye de idi  ayrıca.

Yani, Atlantik ötesinden gelip Ortadoğu'da "rol kesme" sevdasına kapılan ABD Başkanı Trump, bu son çıkışıyla hem Türkiye, hem de İran'a ders vermeye kalkmış durumda...

İşte böyle bir yazı -ama keyif aldığım bir yazı- yazdım tabletimle...

Gazeteye gönderdim. Sonradan baktım, yazımın başlığı doğru, ama içeriği daha önceki bir yazıma ait... Hemen düzelttim. Yazı işlerinden özür diledim.

Rahatlamıştım, yanlışa anında müdahale ettiğimden...

Ancaaaak... Dün akşam eve geldiğimde ne göreyim. Gazetemizin internet sayfasında yazımın başlığı aynen kalmış, içeriği önceki yazım...

"Altı Şişhane, üstü kaval..." de...

Tıpkı onun gibi...

Yazdığım yazı metnini tabletimin hafızasının tüm bölümlerinde aradım. Bulamadım.

Uykum kaçtı. Keyfim de...

İşte bunca satırı bu derdimi anlatmak için yazdım. 

Gördünüz, teknolojinin yaptığını... 

Teknoloji ne kadar gelişse de yine insanoğlunu emrine ven onun  hatasını düzeltiyor. 

İşte örneği, yazımı yutan tabletim için ben özür dileme durumunda kaldım.

Esenlikler dilerim.