Öldüğünde 256 yaşındaydı. Time dergisine haber oldu. Günümüzde ortalama insan ömrü 80 yıl diye biliniyor ancak Çinli dövüş sanatları ustası ve uzun yaşam araştırmacısı olarak nam salan Li Ching-Yuen'in hayatı bunun aksini iddia eder cinsten. İşte uzun yaşamanın sırları...

Çinli bir bitki bilimci, dövüş sporcusu ve taktik veren olan Li Ching-Yuen, 1736'da doğduğunu söylese de kayıtlarda 1677 olarak gözüküyor. Bu doğum tarihlerine göre 1933 yılında öldüğünde ya 197 ya da 256 yaşında olması gerekiyor.

İki halde de dünyanın en çok yaşayan insanı. ‘Li Ching-Yuen 1677'de Chyi Jiang Hsie, Szechuan (Sichuan) köyünde doğmuş. Hayatının çoğunu dağların eteklerinde bitkiler toplayarak ve uzun yaşamın sırlarını araştırarak geçirdi.

Biz, bırakın araştırmayı, o zaman doğru düzgün yemeye bir şey bulamıyorduk; şimdiki neslin ömrü de hazırı yemek ve hazırda olanı tüketmekle geçiyor.

Li Ching Yuen, bitki bilimi kariyerine 10 yaşında başladı, burada dağ aralarında otlar topladı ve ömrü uzatma özelliklerini öğrendi.

Bizim 10 yaşında dünyadan haberimiz bile yoktu.

 Neredeyse 40 yıl Reishi Mantarı, kurt üzümü, vahşi ginseng gibi bitkilerle beslendi.

Şimdi biz, suni gıdalar, GDO’lu besinler, demir tozu katılmış zeytinler, peçete karıştırılmış hazır yoğurtlar, kiremit tozu karıştırılmış pul biberler, tohumu İsrail’den alınan lastik gibi domatesler, boru gibi hormonlu patlıcan ve biberler…

 Hakiki şeker yerine mısır şurubu, 40 günlük hormonlu iğnelerle şişirilmiş piliçler, buzdolabında boyu uzayan salatalıklar, içerisine domuz yağı katılmış margarinler…

 Üstü parafinli ve çok güzel görünümü olan çocuk kafası kadar büyüklükte olan elmalar, her çeşit tarım zehrinin sözde ilaç diye verildiği sebze ve meyveler…vs. ile besleniyoruz.

Say babam, say! Saymakla bitmez…

Rafine şekerler veya unlar veya böcek ilacı püskürtülmüş yiyecekler yemiyorlar. Standart Amerikan diyetinden uzak değiller. Yağlı et, şekerli tatlılar ve genetiği değiştirilmiş gıdalar yemiyorlar.

Biz, kemal-i afiyetle yiyoruz. Nasılsa hastanelerimiz çoğaldı, doktor sayılarımız arttı.

Antibiyotik yok. Alkol yok, tütün yok. Diyetlerinde abur cubur gıdalar olmadığı gibi organlarımız ve bağışıklık sistemimiz için steroidler içeren süper gıdalar ve otlar içeriyor.

Biz antibiyotik tüketiminde dünya birincisiyiz. Alkol, sigara tüketimi hak getire. Diyet mi, ne diyeti? Ne bulursak yiyoruz maşallah! Bahanemiz de hazır, dünyaya bir daha mı geleceğiz? Yiyen de ölüyor, yemeyen de.

Uzun yaşamın sırrı sorulduğunda Usta Li’nin cevabı her zaman şunlardı: “Temiz bir kalbin olsun, bir güvercin kadar hayat dolu ol ve düzenli uyu…”

Bizde uzun yaşamın sırrı dedikodu, kin, nefret, haset, çıkar, menfaat, üçkâğıtçılık, para, hırs, makam sevdası, yalan dolan, hile, aldatmaca, güvensizlik, kıskançlık, tembellik kavramlarıyla doğru orantılı.

120 yıl yaşayan Hunza Türkleri'nin yaşam sırrı!

Tamamı Müslüman olan Hunza Türkleri ortalama 110 ile 120 yıl yaşıyor. 65 yaş yolun yarısı sayılıyor... Kadınlar 65-70 yaş arasında anne oluyor.

Bizde, Cahit Sıtkı eskiden ‘’yaş otuz beş, ömrün yarısı eder’’ demişti.

 100 yaşında ölenlere genç öldü deniliyor. İçlerinde kanser olan yok. Peki, Hunza Türklerinin sırrı nedir?

Bizde, 100 yaşında ölenlerin yakında heykellerinin dikilmesi kararı alınırsa hiç şaşırmayın.