Ölüm, ne ilginç bir vaka.

Tarifi çok zor bir durum.

Çok sevdiklerinizi sizden ayıran, güzelim yemyeşil yaprakları dalından koparan bir durum.

Ölüm, bir son mudur, yoksa sonun yeni  bir başlangıcı mıdır?

İzahı olaya sadece bilimsel olarak bakanlara göre değişir.

İzahı olaya sadece dini açıdan yaklaşanlara göre değişir.

İzahı olayı hem bilimsel hem de dini açıdan değerlendirenlere göre de değişir.

Ruh, beden, can, ceset, toprak, kıyametin kopması vs. kafamız allak bullak olur.

İşin içinden bir türlü çıkamayız.

Fazla derinlere dalmamalıyız. Çünkü insanoğlunun ömrü çok kısa.

Yine de bu kısa hayatımızda moral ve motivasyonumuzu kaybetmemeliyiz.

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:

-Hocam, kıyamet ne zaman kopacak.

Hoca da: Ben ölünce, demiş.

Buna küçük kıyamet dersek, dünyanın yok olması da büyük kıyamettir.

Dünyada ömür kısa, sıkıntılar çok.

Çalışır çabalar didinir durursunuz, çoluk çocuğun rızkı için karınca kararınca bir şeyler biriktirir tam da rahata ereceğinizi düşündüğünüz bir anda ölüm gelip kapınızı çalar.

Nereye gidiyorsunuz ya da gittiğiniz yeri biliyor musunuz? Şayet biliyorsanız oraya bir şey götürebiliyor musunuz?

Mal mülk, para pul, makam mevki vs.

Götüremediğinize göre orası için yani öteki dünya için bir hazırlık yaptınız mı?

Küçük bir Karadenizli çocuğun babasıyla arasında geçen ilginç ama bir o kadar da ibret verici konuşmasını aktarayım sizlere.

Babacuğum kolay gelsın.

Sağolasın oğlum, sağol.

Baba niyapayisun.

Ula, niyapacağum, çalişiyurum, görmeyi misun?

Çalişiyusun da nereye çalişiyusun.

Ula nasi, nere derkan anlamadum.

Dünyaya mi yoksa ahirete mi çalişiyusun?

Şu an dünyaya çalişiyuruk oğlum, sizın geleceğunuz için da.

Peki, ahirete ne zaman çalişiyusun Kıymetli Babacuğum.

Haa, oni da cumadan cumaya beraber gideyiruk ya, bilmeyimisın da sorayisın oni.

Haa, o zaman biz de cumadan cumaya Cennete gideceğuk di mi babacuğum?

Zor ya, bu işler çok zor.

Her iki dünya için de bir şeyler biriktirebilene ne mutlu.

O da daha zor…