Anayasa Değişikliklerini her zaman partiler üstü bir mesele olarak görmek lazım. Zira hepimizin ayrı düşünceleri, farklı yaşam tarzları ve ideolojileri olabilir. Dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımızda, Anayasa yapımında hep ortak akıl vardır. Anayasa, bir parti programı değildir. Tüm partileri, partili veya partisiz tüm halkı ve ülkenin geleceğini ilgilendiren temel hukuk metnidir.

Ülkemizde de yapılması planlanan Anayasa değişikliğinde, ortak akıl ve ortak karar alma varlığının olup olmaması en önemsenecek durumdur. Anayasa değişikliklerinin bir miktar çoğunluğu ele geçirerek yapılması sonrasında, başka derin sancılar oluşturabilir. Her çoğunluk, başka bir Anayasa yaparsa ülkemizin hali nice olur?

Türkiye’de iki turlu seçim olabilir. Buna çok fazla itiraz eden biri değilim, hatta 15 yıl önce daha kıt bilgilerimle bile bu konuda arkadaşlarımızla konuşurduk. Fransa gibi olsa nasıl olur diye. Burada en önemli mesele erklerin bağımsız kalabilmesidir. Altını çizmek isteğim durum; mesele sadece Cumhurbaşkanının kaç kişiyi, TBMM’nin kaç kişiyi atayacağı bir durum değildir. Mesele özgür düşünce ve karar alabilme halidir. İnce ayrıntı kurumların bağımsız kalması ve kanununlar çerçevesindeki karar alabilme özgürlüğüdür. Günümüzde tartışılması gereken en önemli mesele budur.

Genel Başkan milletvekili listesini yaparak Meclis’e seçtirdiğinde, evet seçildiğinde değil seçtirdiğinde, milletvekilinin başkanın aldığı karara (Cumhurbaşkanına) hayır deme şansı yoktur. Hayır derse bir daha kadroya giremez, yedekte kalır. Oysa bir uzmanın, bir konudaki muhalefeti, hayır demesi hepimizi kurtarabilir. Hatta an gelir ülkeyi kurtarır. Bu konuda ülkemizin hem yakın hem uzak tarihinde pek çok örnek vardır.

2003 yılındaki 1 Mart Tezkeresini hatırlayalım, TBMM Amerika Birleşik Devletleri’ne, hatta dünyaya bir duruş göstermiştir. Bu karardan Türkiye’nin büyük bölümü memnun kalmıştır. Bugünkü durumda, Başkan 1 Mart Tezkeresini tek başına geçirse veya TBMM’ye bu yasa kabul edilecek deseydi, karara kim itiraz edebilir? İşte bu gibi gerçek örnekler yasama erkinin, yani TBMM’nin kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Ergenekon günlerini hatırladığımızda, bağımsız bir yargının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlarız. İnsanoğlu, hepimiz iç gücümüze yani kişiliğimize (nefis)  yenilebiliriz. İnsanın doğasındaki nefis yenilmeye ve aldanmaya müsaittir.

Dış politikada çok önemli bir argüman vardır. Zorlanarak hayır deme durumuna düştüğünüz kabul edilmez talepler karşısında, devleti yönetenler iki temel güce, Meclis’e ve muhalefete sarılır. Yani şöyle cevap verirler: “Bizim için olabilir, ancak Meclis bu kararı onaylamaz, bu karar parlamentodan geçmez.” diyerek ülke başkanı, bu yolla karşı tarafa hayır diyebilir.

Trabzon’da, Tonya’da tüm kararları bir kişinin aldığını düşünün, tüm dükkanların, dolmuşların, kurumların bir kişinin elinde olmasını gözlerinizi kapatarak bir anlığına hayal ediniz. Gözlerinizi açtığınızda hepiniz hayır diyeceksinizdir. Kimse tüm yetkinin bir kişide olmasını istemez. Hatta evlerimizde bile tüm yetkinin annede veya babada olmasını istemeyiz. An gelir babamıza itiraz ederiz araya iknacılar koyarız tüm bunlar istişarenin bir parçasıdır.

1946 seçimleri açık oy gizli sayımla yapıldı. Bu seçimi hepimiz kabul etmeyiz. Neden? Çünkü seçimin en temel ilkesi olan gizliliğe aykırıydı. Yani her ne kadar ilk seçim 1946’da yapılsa da, biz Türkiye olarak ilk seçimin 1950 yılında yapıldığını kabul ederiz. Oy veren milletvekili, 2017 yılında açık oy veriyorsa, o zaman 1946 yılındaki uygulamayı nasıl eleştirecek.

Diğer önemli bir husus, hayır verecek onların terör örgütleri ile yan yana sayılması tam bir talihsizliktir.  Böyle bir açıklamayı, bir parlamentere hiç yakıştıramıyorum. Ben şimdi hayır demeyi planlıyorum. Yapılan açıklamaya göre ben neredeyim? Bu açıklamaya tek kelime ile teessüf ediyorum, demeyi ancak kendime yakıştırabilirim. Çünkü ben, Anayasa değişikliğini siyaset dışında görüyorum. Bir ahbabım bana katılmayabilir. Benim ona bir yakıştırma mı yapmam lazım? Bu açıklama biraz idraksiz olmuştur.  Politikacı yaptığı açıklamada toplumu düşünmelidir. Hepimiz birlikte yaşıyoruz.

Teknik birkaç konuya geleceksek:

5. Madde ile TBMM'nin yetkileri değiştirilmiş TBMM'nin "Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetleme" yetkisi kaldırılmış oluyor. TBMM'nin yetkisi yok. Çünkü artık 'Bakanlar Kurulu' yok. 'Bakan' sıfatı taşıyanlar, TBMM'ye değil, sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumlu oluyor.

6. Madde ile TBMM'nin Anayasanın 98. Maddesinde var olan denetim yolları sınırlanmış. Milletvekilleri artık sözlü soru soramıyor, gensoru veremiyor. Parlamenter, halkın sorusunu soramayacak.

7. Madde ile, bir kişinin hem Cumhurbaşkanı hem de Parti Başkanı olmasına imkan veriliyor. Türkiye gibi etnik ve inanç farkları olan bir ülkede ihtiyaç, cumhurbaşkanının taraf olması değil, birleştirici olması önemlidir.

8. Madde ile Bakanlar Kuruluna ait olan tüm yetkileri tek başına bir kişiye, Cumhurbaşkanına veriyor. Çünkü değişiklikle artık Bakanlar Kurulu kalmıyor.

9. Maddeye göre Cumhurbaşkanı tek başına -tüm üst yöneticileri atar -kararname ve yönetmelik çıkarır -milli güvenlik politikalarını belirler.

10. Madde ile, seçime girmeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Bakan olarak atananların yargılanması için de Cumhurbaşkanı gibi 301, 360 ve 400 sayıları gerekir. Görevi bittikten sonra da ancak aynı usulle yargılanabiliyor.

12. Madde ile Bakanlar Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu'na ait olan OHAL ve Sıkıyönetim tüm yetkileri artık Cumhurbaşkanı tek başına kullanacaktır.

14. Madde ile Hakimler Savcılar Kurulu'nun üye sayısı 22'den 13'e iniyor. 4'ünü Cumhurbaşkanı, 7'sini TBMM seçiyor. Bu seçim yöntemiyle siyasetin ağırlığı artmaktadır.

15. Madde ile halen Bakanlar Kurulunca TBMM'ye sunulan Bütçe ve Kesin Hesap Kanunları, bakanlar kurulu olmadığından Cumhurbaşkanınca Meclis'e sunuluyor.

16. Madde ile, Anayasanın 8. maddesinden ‘Bakanlar Kurulu’ ibaresi çıkarılmış. Yürütme Yetki ve Görevi artık sadece Cumhurbaşkanınındır der, yani Bakanlar Kurulu yoktur. Bu değişiklikler onaylanırsa bakanlar kurulu olmayacak. 'Bakanlar', TBMM ve halkla seçim ilgisi olmayan 'danışman' konumunda olacaklardır.