Eğitim  milli ve  yerli olmalıdır.

Eğitim  yerli midir, milli midir? Önemli  bir soru. Bu günkü  yazım  bu konuyla ilgili  değildir.

Ülkemizin  en önemli  meselesi, eğitim ve  Öğretimdir. Eğitim ve Öğretim alanında sorunlarına kalıcı  ve bilimsel çözüm bulamayan Milletler, ne geçmişini ne de  geleceğini inşa edemez.

Eğitim sorununun başında öğretmenin sorunları yer alır. Çünkü bu alanda öğretmenin maddi  ve manevi  sorunlarını halletmeden ülkemizin geleceğini kalıcı olarak planlamak mümkün değildir.

Türkiye’de  hala okullarda  görev  yapacak  öğretmenin sorunlarına çözüm bulabilmiş  değiliz.

Dünyanın modern ve Demokratik ülkelerinde olduğu gibi öğretmenlerin  içinde bulundukları sorunları çözebilecek eğitim  yöneticilerini  yetiştirmiş değiliz.

Okullarda  statülerini anlayamadığım birçok  görevlendirme  düzeni var.

Kadrolu öğretmen,

Geçici  görev verilen öğretmen

Ders  ücretli öğretmen,

Sözleşmeli  öğretmen,

Vekil  öğretmen.

Bu kadar yanlış  bir yolla genç  evlatlarımızı  eğiterek geleceğe  hazırlamak asla  söz konusu değildir.

Demokratik ülkelerde  öğretmen görevlendirilmesi çağın  gereklerine uygun olarak  tek bir sistem üzerinden yapılır. Bilimsel manada hiçbir açıklaması  olmayan çarpık  ve çağ dışı bir yöntem ile öğretmenlere  görev verilmez. Yıllardan beri yapılan uygulamalar maalesef akla  ve bilime ters devam ettirilmektedir.

Türkiye’de öğretmene ihtiyaç var mı? var.

Bu ihtiyacı  karşılayacak  görev bekleyen  öğretmen adayları  var mı? var. Bu konuda  eksik tek şey; eğitim yöneticilerinin  bilimden ve akıldan uzak  Yaklaşımları.Öğretmen sorununun çözümünü  halletmek  çok kolay.Çağımıza  uygun ,bilimsel değerlere bağlı yöntemle  öğretmen  ataması sorunu çok kısa süre içinde halledilir.Tek bir yol yeter.Yeter ki  çözüme  odaklanılsın.   

Mevcut  görevde  olan  öğretmenlerin  sorunları yok mu?  Elbette var.

Bu sorunlar saymakla bitmez.

Eğitim  alanındaki  dallara  göre  sorunlar var. Her branşta öğretmenin malzeme  eksikliğinden  ve  araç gereç eksikliğinden kaynaklı sorunları var.

Hala  ülkemizde  birleştirilmiş sınıf sorunu var.

İkili  eğitim ve öğretim  sorunu var.

Sınıflardaki öğrenci  sayılarından kaynaklı  sorunlar var.

Aynı eğitim bölgesinde  okullar arasında eğitim  düzeyi nedeniyle  sorunlar var.

Okullarda mekân sorunları var. Hiç bir okul bahçesi  öğrencilerin rahat hareket  etmelerine uygun değildir.

Bireysel  yetenekler  alanında  öğrenci  yetiştirme  sorunu var.

Yabancı  dil öğretme sorunu  var.

Özel yeteneklerin  geliştirilmesi  sorunu  var.

Bireysel  hak  ve özgürlükler sorunu var.

Güven sorunu  var.

Okullarda  görev  yapan yöneticilerin  öğretmenlere, öğretmenlerin yöneticilere, Yöneticilerin yönetilenlere hemen  hemen her alanda güvenleri kalmadı.

Güven eksik olunca  ne meslek sevgisi ne de  bireylerin birbirilerine karşı saygı ve sevgisi yok.

Eğitim çalışanlarının  iç ve dış  görüntüleri kelimenin tam anlamıyla  BERBAT.

Sorunlardan  kaynaklı kişilik  bozuklukları ne yazık ki  öğretmenlerde  de  görülüyor.

Yüzüm kızararak söylemek zorundayım: 

Yalan söyleyen öğretmen  var.

Ahlakı bütün değerleri çökmüş öğretmen var.

Onursuzca davranış sergileyen öğretmen  var.

Öğrencilerinin saygı duymadığı, hatta nefret  ettiği  öğretmenler var.

Öğrenci  velilerinin iki  dudağı  arasında sakız  olan  öğretmen  var.

Şahsi kişilikleri bozuk  siyasilerin emrinde  olan öğretmen  var.

Eğitim  yöneticilerinin  liyakat ve ehliyetten uzak  oluşları öğretmenlerinde  davranışlarındaki  bozukluklarının  sorumlusu olarak  karşımızda  duruyor. 

Öğretmenlerin  bu durumda  oluşlarının başında ekonomik  sorunları   var. Öğretmenlere  verilen ücret  onların  toplum arasında  itibarlı  bir hayat sürmelerine  engeldir.

Burada  bir olayı  hatırlatmak istiyorum:

Devletimizin  kurucusu  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e cumhuriyetimizin  kuruluş  aşamasında sorulan  bir soruya  verdiği cevap çok manidar  değil midir?

“”paşam  öğretmenlerin  maaşlarını  belirleyeceğiz. Sizce  öğretmenlerimizin  maaşları  ne kadar olsun?”

Atatürk cevap veriyor.””En az  milletvekili maaşı kadar  öğretmenlerinin maaşları olsun.””diyor.

Mevcut görevde  olan milletvekillerinin  maaşlarının yanı sıra  hortumlayarak  götürdüklerine  bakılırsa öğretmen  maaşları  insan yaşamına  asla uygun olmadığını  görürsünüz.

Öğretmenler  sadece  maddi  sorunları mı var?

Elbette  hayır.   

Son yıllarda  eskiye  göre  öğretmenler  “”kusura bakmayın  argo  sözcükle  tanımlamak zorundayım.””  Şamar oğlanına  döndürülmüştür. Gelen  vuruyor, giden  vuruyor. Öğretmenin   bu durumda  olmasının  baş  sorumlusu  yine  öğretmendir. Ne demek  istediğimi  düşünen  her öğretmen  anlar.

Sonuç  olarak diyorum ki öğretmenin içinde  bulunduğu  durum ne  olursa olsun görevini  layıkıyla yapmalı. Meslek  onurunu, kendi özel  haysiyet  ve  şerefini  muhafaza  etmelidir.Kaybolan  itibarını tekrar  kazanmak  uğrunda mücadele  etmelidir.