“”Cumhuriyet sizden fikri Hür,Vicdanı Hür,İrfanı Hür Nesiller ister”” Mustafa KEMAL ATATÜRK...

Türkiye büyük mücadeleler içinde olan bir ülkedir..Mücadelenin en büyüğü geri kalmışlık,yoksulluk,yolsuzluk ve Eğitimsizliktir..Bu mücadeleyi kazanmak için eğitimle bireylere ihtiyacımız vardır..

Türkiye;tarihi itibarını korumak,ilimde ,teknikte,sanayide en yüksek dereceye ulaşmak için çağın gereklerine uygun eğitim sistemini planlamak zorundadır..

Gelecekleri,hedefleri,değerleri,fikirleri ,düşünceleri Milli olmayan toplumlar yok olmaya mahkumdur..Büyük devlet ,güçlü Millet olabilmemizin tek yolu eğitimden geçer...Eğitim  düzeni süreklilik arz etmeyen milletler asla çağa uygun kalkınmayı başaramazlar...

Ülkemizde iki bakanlığın adının başında “”MİLLİ”” kavramı var...Birisi Milli Eğitim,ötekisi ise Milli savunma..Eğitimimiz Milli midir? Sorusunun cevabını maalesef “”HAYIR”” dır..Milli eğitim sistemimizde çok partili düzene geçildiğinde yabancıların yer alması ,eğitimin Milli olmadığını gösteren en önemli belgedir..

Eğitimde var olan sorunları başlıklar altında izah edersek daha anlamlı olur...Önce iyi bir öğretmen nasıl olmalıdır? Sorusunun cevabını verelim....

Çocuk ruhundan ve psikolojisinden anlamalı,Her hareketiyle öğrencilere örnek olmalı,öğretimden çok eğitime  önem vermeli,etkileyici ve akıllı konuşmalı,çağdaş,sosyal ve günlük olaylara uygun davranmalı,Öğretmeyi seven ,sevdiren kişi olmalı,Öğrencilerle uyum içinde,demokratik kişiliğe sahip olmalı,Yapmacık davranışlardan uzak durmalı,ön yargılı olmamalı ,öncelikle öğretmenlik mesleğini çok sevmeli,öğrenciler arasında her ne şekilde olursa olsun ayrım asla yapmamalı,demokrasiye ve hukuk kurallarına bağlı olmalı,düşünce hürriyetinden yana olmalı, görev yaptığı okulu samimiyetle sahiplenmeli,öğrencilerini asla küçük düşürücü ifadeler kullanarak aşağılanmamalı,,eğitimde disipline önem vermeli, ve son yıllarda özgürlük adı altında dış görünüş şeklinin ,yani kılık kıyafetin serbest olmasından dolayı eleştirileri dikkate almalı , Cumhuriyet değerlerini yaşamalı ve öğrencilerine yaşatmalıdır..

Öğretmen ahlakı değerlere uygun mekanlarda bulunmalı,asla öğrencilerine yalan söylememeli,her zaman dürüst ve inandırıcı olmalıdır..Şahsi çıkarlarını kesinlikle sınıflarda ön plana çıkarmamalı,toplumsal yararların yanında yer almalıdır..

Öğretmen her durumda kendisini yenilemeli,çok okumalı,örnek bir kişilik olduğunu özellikle öğrencilerine hissettirmelidir...Çevreyle ve öğrenci velileriyle sıcak bir diyalog kurmalı,özü ve sözü bir olan kafa yapısına sahip olmalıdır..

Öğretmenim İtibarı:

Üzülerek belirtmeliyim ki Türk Öğretmenlerinin saygınlığı,değeri,itibarı,şahsiyeti,kişiliği ayaklar altına alınmıştır..Öğretmenlik;sıradanlaştırılmıştır..Öğrencilerin ve Halkın öğretmene bakışı çok üzüntü vericidir.

Meslek itibarı korumak ve eğitimde temel ilke haline taşımak için Başta Milli Eğitim Bakanlığımız olmak üzere,taşra teşkilatlarının hiç bir gayreti yoktur...Öğretmen sahipsizdir..Eğitim Yöneticilerinin hiç birisi bu kutsal mesleği  icra eden öğretmeni korumamaktadır...

Halbuki her kademede görev eğitim yöneticileri mesleğe öğretmen olarak başlamışlardır..Yönetici konumuna geçdiklerinden sonra ,geçmişlerini unutmuş gözükmektedirler..Üstelik bir ilde Milli Eğitim Müdürü ya da okullarda okul Müdürü veya diğer yöneticilerinin aldıkları unvanlar onlar için kalıcı değildir.. Bu makamlarda oturanlar   bir sabah uyandıklarında sınıflara geri gönderilecekleri sanki mümkün değilmiş gibi.. Bu nun tek nedeni var..Koltuklarda oturanların liyakat esasına göre görevlendirilmemiş olduklarıdır..

Milli Eğitimi Yönetenlerin bir çoğu yönetici olma vasıflarına haiz olmayanlardan oluşmaktadır...Adamcılık,yansızlık,tarafsızlık ilkleri unutulmuş vaziyettedir..Siyaset eğitim kurumlarımızın işliklerine kadar taşınmıştır..Bundan dolayı öğretmenlerin saygınlığı neredeyse sıfırlanmıştır..

Öğretmen maddi olarak özgür değildir...Bir sendikamızın yaptığı bir ankette görevde olan öğretmenlerin % 78 ek iş yapmaktadır..Bu ek işler arasında eğitim işinin dışında her şey var...Pazarlarda,işporta meydanlarında,seyyar satıcıların arasında,emlak bürolarında,otellerde,gazinolarda,kahve köşelerinde ,alış veriş merkezlerinde karsonluk dahil olmak üzere her alanda  öğretmenleri görmek mümkündür..Bu kutsal mesleğin mensupları olan öğretmenlerin bu tür işlerde çalışmak zorunda bırakılması vicdanımızı kan atmalarıdır..Öğretmenlere ailesiyle birlikte normal hayatını sürdürecek ücret mutlaka ödenmelidir...Öğretmenler diğer devlet memurları arasında en az ücret alan konuma getirilmiştir..Öğretmenlere özür dileyerek ifade ediyorum...Toplum “”DİLENCİ”” muamelesi yapılmaktadır..Bu tablo utanç bir vericidir..

EĞİTİM ALANINDA YAPILAN ADALETSİZLİKLER..

Hatırlatmak istiyorum...Bir kaç yıl önce “”UZMAN ÖĞRETMENLİK “”sınavı yapıldı..Branşlara göre bazı öğretmenler Uzman Öğretmen oldu..Sınavda dahi haksızlık oldu...Örnek MATEMATİK Öğretmeni 70 puan ile UZMAN ÖĞRETMEN oldu,ANCAK Sosyal Bilgiler Öğretmeni 85 puan almasına rağmen UZMAN ÖĞRETMEN olamadı..Uzmanlık alanında bir başka adaletsizlik daha oldu..UZMANLIK SINAVI bir daha yapılmadı..Bu nasıl bir uygulamadır,anlayabilmiş değilim..

Bir başka adaletsizlik de idareci sınavlarında yapıldı..Adamı  olan ve ya siyasi kişilere yakın olanlar idareci oldu..Diğerleri  ise havasını aldılar..Daha önce yönetici konumunda olan 35.000. kişi olduğu söylenen eğitim yöneticilerinin görevlerine son verildi...Bazıları mahkemeye baş vurdular..Bir çoğu göreve dönme kararı aldırdılar,ancak mahkeme kararları uygulanmadı..

Bir başka ADALETSİZLİKTE “”MÜLAKATLA ÖĞRETMEN ALIMINDA “” yapılıyor..BURADA DA adaletsizlik olduğu söyleniyor..Yine adamı olan öğretmen olarak atanıyor,adamı ol mayan ise havasını alıyor..

Sözleşmeli Öğretmen görevlendirilmesi ise ayrı garabet..Demokratik değerlerin olgunlaşmadığı ülkelerde sözleşmeli öğretmen almak asla ahlaki değildir..Sözleşmeli öğretmen siyasilerin emrinde olur ki asla verimli bir eğitim yapması söz konusu olmaz..Yine adamı olanların sözleşmesi yenilenir,adamı olmayanlar havasını alırlar..

Bana göre en büyük adaletsizlik görev bekleyen yüz binlerce genç öğretmenlere yapılıyor..Bin bir çile ile okullarına bitiren öğretmenlere ihtiyaç olduğu halde iş verilmemektedir...Bu durum onlarca genç öğretmenimizin intihar etmesine neden olmuştur..

Liyakat ve yeterlilik esaslarına uygun olmayan yönetici atamalarında da adaletsizlik en üst düzeyde ..

Bir başka garabette 147 nolu ihbar hattıyla kurulan sistemde yaşanıyor..Öğretmene kızan öğrenci ya da öğrenci velisi bu hattı kullanarak öğretmeni şikaayet ediyor..Ertesi gün bu öğretmen hiç haberi yokken soruşturmaya tabi tutuluyor...Bir başka garabette BİMER denilen şikayet hattında yaşanıyor..Söylenenlerin doğru olup olmadığını öğrenmek amacıyla internet kahvelerinden bimer e girin ve her hangi bir öğretmeni şikayet edin de o öğretmenin başına neler geldiğini görün..

Mutlaka 147 alo hattı kapatılmalı ve Bimer denilen kuruma imzasız ,kimliksiz kişilerin girmesi engellenmelidir..

12 eylül darbesinden sonra 24 KASIM tarihi her yıl “”ÖĞRETMENLER GÜNÜ “olarak kutlanmaya başlanıldı..Özellikle siyasilerin o gün geldiğinde söyledikleri sözleri tamamen boş olduğu anlaşılmıştır..24 Kasım ,öğretmenler için hiç bir anlam ifade etmemektedir..24 Kasım ya adam gibi ÖĞRETMENLER GÜNÜ olarak kutlanmalı ya da hemen kaldırılmalıdır..Öğretmenler ellerine çikolata verilerek kandırılan çocuklar değillerdir..Elbette çocuklar bile olsa kandırılmamalıdır..

Yıllardan beri söyleniyor..Madem ki öğretmenleri çok seviyorsunuz,sayıyorsunuz,saygınlığını korumak istiyorsunuz her yıl 24 Kasım geldiğinde ,neden tam bir maaş ile ödüllendirmiyor sunuz? Yalılara bolca para bulan bu yüce devleti yönetenler sıra öğretmenlere geldiğinde neden susuyorlar? Çünkü sözlerinde samimi değiller de ondan..

Sonuç olarak diyorum ki önce tüm öğretmenler kendilerine çeki düzen vermelidirler..İnsanı sevmeyen bir kişnin öğretmen olması mümkün değildir..Her öğretmen mesleğini  aşık olma derecesinde önemsemelidir..Her durumda öğretmen olduğunu unutmamalıdır..

Devleti yöneten kurumlar da öğretmenlerin sosyal,ekonomik,kültürel durumları mutlaka düzeltmeli ve HİZMET İÇİ”” eğitim çalışmalarına büyük önem verilmelidir..

Kılık kıyafet sorunun mutlaka yeniden ele alınmasında fayda var..Sınıflarda öğrencilerine örnek olması gereken öğretmenlerin dış görünüşleri en az bilgi seviyeleri kadar önemlidir...Kılık -kıyafet konusunda çok aşağılayıcı ifadeleri   meslekdaşlarıma olan saygımdan dolayı yazmak istemiyorum..Her öğretmen öz güvenini yeniden inşa etmek  için,itibarını geri kazanmak için,meslek onurunu kurtarmak için kılık -Kıyafetine dikkat etmelidir...

Emekli öğretmenlerin unutulduğu,yok sayıldığı,adeta ölüme terk edildiğini bir cümle ile olsa söylemek zorundayım. Emekli öğretmenler maalesef sahipsizdir..Yetim bırakılmışlardır..Eğitim alanında % 80 lere varan düzeyde sendikalaşan eğitim görevlileri ve bu sendikaların yöneticileri emekli öğretmenleri unutmuşlardır..Hatırlamak istememektedirler...Halbuki yarında onlarda bizimle aynı yerde olacaklardır..

HER ŞEYE RAĞMEN TÜM MESLEKDAŞLARIMIN 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNLERİNİ KUTLUYORUM...