tonyahaber @ hotmail.com

Gazeteci Sabahattin Önkibar’ın “Mehdi’nin Darbesi-Eşikteki Kıyamet” adlı kitabı yayımlandı.

Önkibar, gazeteci duyarlılığı ile 15 Temmuz darbe girişimi öncesi ve sonrası ile ilgili pek çok konuyu yeni kitabında irdeliyor.

Mehdinin Darbesi’nde, FETÖ’cü darbenin siyasal ayağı ve siyasi işbirlikçilerinin kimler olduğu-olacağı yolundaki çok sansasyonel iddialar yer alıyor.

Deneyimli gazeteci-yazar Sabahattin Önkibar, Fethullahçı Terör Örgütü-FETÖ'nün 15 Temmuz darbe kalkışması ekseninde, Türkiye'nin kurtulmak zorunda olduğu karanlığı anlatıyor…

İddia ya da istihbari bilgi midir kitapta yer alanlar?

Böyle ise de incelenmeye değer.

Önkibar’ın iddiaları önemsenir, incelenirse çok kişinin uykularını kaçırır. Belki de pek çoğunun uykusu kaçmıştır…

Kitaptaki bölüm başlıklarından bazı alıntılar şöyle:

CIA'nın maşası olan 78 yaşındaki meczup Fethullah, mutlaka final yapmaya, yani intikam almaya çalışacaktır. Artık FETÖ için sûr üflenmiş, kıyamet günü başlamıştır.

15 Temmuz'un siyasi kanadı, FETÖ'nün cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri…

Darbe gecesi "Sivilleri vurun!" emrini kim verdi?…

"Özal'ı ABD'de Hocaefendi ameliyat etti." diyen gazeteci kim?…

Fethullah, kime "Allah için fahişelik yap." dedi?…

FETÖ'nün Tayyip Erdoğan'ı öldürme planı…

Erdoğan'ın amacı FETÖ yerine ÇETÖ mü?…

Hakan Fidan'ın kıyamet koparacak sırları…

Karısı FETÖ'cü olup kendisi kayyum atanan eski bakan kim?...

Ve daha birçok konu…

İlginç başlıklardan biri, darbenin cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri.

Kitaptaki hükümet üyeleri listesi, basında da yer aldı.

Darbecilerin Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Başbakan adayı Kemal Derviş, listede adı yer bulan daha birçok siyasetçiden tık yok…

Sadece, Maliye Bakanı olarak düşünülen eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’dan tepki geldi…

Başka ses yok…

FETÖ mücadelesi yapanlar da üç maymunları oynuyor.

Kitaptaki iddiaların gerçek olup olmadığını araştıran kimse yok.

Önkibar’ın kitabını bir yana bırakalım…

İki kişinin sohbeti sırasında, cemaate destek veren siyasetçilerin adları konuşuluyor. Bunların kim olduğunu hükümet yetkilileri bilmez mi?

Arşivler, cemaati göklere çıkaran siyasetçilerin konuşmaları ile dolu.

Hiçbir yerde yoksa, TBMM tutanaklarını alın, son on-on beş yılda Meclis kürsüsünde kimlerin FETO’yu savunduğunu görürsünüz.

Bilmem hangi karakolda görevli polis memuru, bilmem hangi sendikaya üye olan öğretmen, bilmem ne bankasından havale yapan on binlerce insan mı 15 Temmuz darbesini gerçekleştirdi?

Cemaate destek verenler, yaptıkları eyleme uyan cezaya katlanmak zorundadır. Buna kimsenin diyeceği yok, olmaz da…

Bir de suyun başındaki siyasetçilerin, belediye başkanlarının söylediklerini, yazdıklarını, cemaate verdikleri destekleri inceleyin, araştırın!

Pensilvanya’daki malikâneyi ziyaret eden, FETOŞ’un önünde diz çöken, karşısında ellerini bağlayan siyasetçileri hesaba çekmeden adaleti gerçekleştiremezsiniz.

Efendim, onlar 17-25 Aralık’tan önceydi deyip olayın üstünü kapatamazsınız. Böyle bir anlayış sakattır, birilerini korumaktır.

Bırakın herkes yaptığının karşılığını görsün…

Hakkaniyetle yürütülmeyen görevden almalar, açığa almalar, tutuklamalar “birlik ruhu”na aykırıdır.

Bir yandan “Yenikapı ruhu” diyeceksiniz, bir yandan da, ben ne yaparsam bana uy diyeceksiniz.

Sana uymayanı, eleştireni de Yenikapı ruhuna karşı çıkmakla suçlayacaksınız.

Yok öyle yağma!...

‘Asıl, ben bilirim, ben yaparım, ben ne yaparsam doğrudur’ anlayışı ruhsuzluktur.

Yenikapı ruhu diye anılan şey, aslında ruhsuzluğa dönüştürüldü.

Ülke içinde, huzur, birlik, bütünlük isteniyorsa 15 Temmuz’un öncesinde olsun, sonrasında olsun cemaatle flört edenlerden hesap sorulmalıdır.

Yoksa, birkaç ilçe ya da belde belediye başkanını görevden almakla kimse kendini temizleyemez.