tonyahaber @ hotmail.com

Türkiye ekonomisi, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11.1 oranında büyümüş.

Yani, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında ekonomimizdeki büyüme yabancı ülkeleri sollamış!

Uzun zamandır böyle sevindirici haber duymadık!...

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre durum bu.

Peki, sokaktaki insanın cebi ne diyor?

Çalışanın, emeklinin, küçük esnafın, çiftçinin… cebi TÜİK’le kavgalı.

Vatandaşın cebi mi doğruyu söylüyor TÜİK mi?

TÜİK doğru söylüyorsa ekonomimiz büyüyor demektir.

Ekonomisi büyüyen ülkelerde neler olur?

Enflasyon düşer.

Biz de çıkıyor…

İşsizlik azalır,

Bizde artıyor…

Ülkenin parası değer kazanır.

Bizim TL değer kaybediyor…

Vergiler düşürülür.

Bizde vergi üstüne vergi konuluyor…

Halkın refahı artar.

Bizde halkın borcu artıyor…

Çalışanlara, emeklilere yüksek zam beklenir.

Bizde ise fedakârlık bekleniyor…

Kalkınmanın, büyümenin bir ölçüsü de ulusal gelirden kişi başına düşen ortalama pay…

Yetkililerin açıklamalarına göre, ulusal gelirden kişi başına düşen miktar 11 bin dolar.

İyi para!...

İyi de para nerde?...

Şimdi bir örnek:

İki nüfuslu emekli bir aile. Aylık geliri iki bin lira. Yıllık gelir 24 bin lira.

İki kişilik ailenin 11 bin dolardan yılda 22 bin dolar geliri olması gerekmez mi?

Bu ailenin geliri, Türk lirası cinsinden kabaca hesaplarsak, 22 bin dolar, 80 bin lira eder.

80 bin lira nerde, 24 bin lira nerde?...

56 bin lira kimin cebinde?

Bu para nereye uçtu?...

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin daniskası değil mi?

Bir örnek daha:

Asgari ücret konusu… Yani geçinmek için temel ücret. Nereden nereye gelmiş, bakalım:

Ocak 2016… 1 Avro 3,21 TL; asgari ücret 1 300.- TL, yani 403 Avro…

Ocak 2017… 1 Avro 3,72 TL; asgari ücret 1 404.- TL, yani 377 Avro…

Geldik bugüne…

Ocak 2018… 1 Avro 4,55 TL; asgari ücret 1 603 TL, yani 352 Avro…

Ulusal gelirden kişi başına düşen payın arttığı, ekonomik büyümenin yüzde 11,1’e yükseldiği iddia edilirken asgari ücretle geçinen vatandaşın geliri Avro bazında azalıyor. Dolar cinsinden hesaplasanız da sonuç değişmiyor.

Açıklanan rakamlar, gerçeklerle uyuşmuyor.

Pazardaki fiyatlar, TÜİK’in enflasyon hesaplamaları ile taban tabana zıt.

Enflasyon sepetine tenis topunun fiyatı giriyorsa, bize ne?

Ekmeğin, domatesin, bulgurun, çayın… fiyatı nerelerde geziyor, ona bakmak gerek.

Bir yıl önce bir bardak çay 75 kuruştu, şimdi 1 lira…

Bir yıl önce ekmeğin kilosu 3,75 TL idi, şimdi 4,5 TL…

Geçen yıl bir çuval unun, bir çuval yemin, bir çuval kepeğin fiyatı neredeydi, şimdi nerelerde geziyor?

Yetkililer, dolara yatırım yapan yaya kalır, yastık altındaki dolarları, altınları bozdurun, TL değer kazanacak dediler, ama tam tersi oldu. Yastık altına elini uzatan oldu mu bilmem…

2018’e girerken bir de genel duruma bakalım:

Büyüme rakamları ne derse desin, dışarıya sattığımız maldan gelen para, satın aldığımızın fiyatını karşılamıyor.

Geleceğe yönelik ciddi bir planlama yok. Ekonomi, günü kurtarmanın peşinde.

Liyakat değil, sadakat sistemi var. Bu durumda ekonominin iyiye değil, kötüye gideceği ortada.

Özal’ın “orta direk” dediği kesim bile yok oldu. Alttakiler ve üsttekiler kaldı. Makas gittikçe açılıyor.

Olan ülkeye olacak, yazık!...