Bilirsiniz, eskinin kurmalı masa saatleri vardı... Zemberekli... Aklı eren-ermeyen bu saati işine geldiği zaman ya da durduğunda kurup çalıştırırdı. 

Güzel ülkem böyle oldu mu desem!..

Günaşırı gündemi değişen bir ülke...

Bozgunculuk, nifak, huzursuzluk yaratmak isteyenler mi var?

Onu bilemem... Orası istihbarat örgütlerinin işi...

Ama görünen köy kılavuz istemez diyor Atalar...

 

Ülke birliğinin/bütünlüğünün temel taşlarından biri de Atatürk'ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı'dır bilirsiniz.

Bu kurumun başındaki kişi tam da Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün vefatı arefesi 9 Kasım günü (Yarın 10 Kasım) elinde Diyanet'in hediye kitaplarıyla bir ziyarete gidiyor.

Kime?.. 

Mustafa Kemal Atatürk'e herkesin önünde alenen aşağılayıp hakaret eden bir şaşkına...

Ne tesadüf değil mi? 

Tam da Atatürk'ün aramızda sevgi dolu gönüllerimize göç edişinin arefesinde... Yarın (10 Kasım) gazetelerin Atatürk'ü özlem haberleri/makaleleri ile dolu dolu olacağı günde Diyanet Başkanı'nın  bu ziyareti de aynı sayfalarda yer alacak.

Bilemeyiz, -böyle düşünülmüşse-  tam da şeytani bir eylem...

Hani şeytana uyulmayacaktı?

Düşünülmeden yapılan bir ziyaret... Kime ve ne için... Ve ne zaman?

Ayıptan öte görevini kötüye kullanma eylemi... Diyanet İşleri Başkanı'nın nasıl bir ruh halindeyken böyle nezaketsiz ziyareti yaptığını aklımız almıyor.

Ey Yüce Rabb'im ne günlere kaldık?

 

Ne günlere kaldık da günler bitmiyor ki...

Aynı günlerde CHP'nin içinden  -tam da seçim sath-ı mailine girildiği günlerde- akortsuz bir ses yükseliyor.

"- Ezan Türkçe okunmalı..."

Bu da nereden çıktı demeyiniz hemen...

Bizde, özellikle de siyaset dünyasında adından söz ettirip bir yerlere ulaşmak isteyenler bu yolu seçerler çoğunlukla...

Siyasetin iflas etme noktasına geldiği bir dönemde CHP yönetimi görüşüne ters düşen söylemlerde bulunan milletvekili  Öztürk Yılmaz, şimdi bu çıkışının hesabını verecek.

Kime?  CHP yönetimine...

Ama Öztürk Yılmaz'ın hedefinde Genel Başkan Kılıçdaroğlu var. "Gez-Göz-Arpacık yapmış," veryansın ateş ediyor Kılıçdaroğlu'na...

Ama görünen o ki, gözdağı veriyor: Siz böyle yaparsanız, ben de şöyle yaparım, blöfü...

Hani, silahlı kuvvetlerin manevralarda gerçek mermi kullanmamaları örneği...

CHP'deki bu zamansız, kişisel çıkış da akıl ölçeğine vurulduğunda mantıklı bir yanı/yönü yok aslında... 

Ezan konusu yıllar önce tartışılmış, bitirilmişken "damdan düşercesine" ülke gündemine gelişine ne diyelim.

Dengesiz, akortsuz, gereksiz, zamansız...

O zaman bu konunun "CHP'nin iç sorunu" denilmesi gerekirken kimi parti sözcülerinin bir işmiş gibi konuya sarılıp siyasal karalama yarışı yapmalarına ne demeli?

Akıl ehli boşuna demiyor, "siyaset iflas etti" diye...

 

Fırıncılıkta "Bu un bu kadar suyu kaldırmaz!" diye bir deyim var. Ülke siyasetinin bu denli kayganlığı olayların ayarsız/tutarsız/saygısız sulandırılmasınlar kaynaklandığını 

bilen yok ne yazık ki...

Siyaset dünyamıza nezaketi tekrar getirecek kadrolara öylesine çok ihtiyaç/gereksinim var ki...