tonyahaber @ hotmail.com

2019 yılının sonuna geldik.

Zorlu bir gelip geçti.

Kimine göre ekonomi güllük gülistanlık; kimine göre kriz içinde kriz yaşanıyor.

Nereden baktığınıza bağlı…

Tuzunuz kuru ise ekonomi de tıkırında…

Ay sonunu getirmekte zorlanıyorsanız başınız belada.

Geçen yıl bu aylardaki pazar fiyatları ile 2019’un sonundaki fiyatlar hiç de benzemiyor.

Elektriğe, suya, doğalgaza, akaryakıta… gelen zamlar dudak uçuklatacak cinsten.

İnandırıcılığını yitiren rakamlara baktığınızda, onlar da sıkıntıları gösteriyor. Hem de apaçık…

Rakamları yazanlar, ekonomik durumdan övgüyle söz edenler, 2019 yılında 0.9 büyüme olduğunu söylüyor.

Bu rakamın gerçek olduğunu düşünelim. Ancak kazın ayağı öyle değil.

Nüfus artışı %3, dışarıdan gelen göç %2. Toplarsak %5’lik bir büyüklük önümüze çıkıyor. Bu durumda bile %4’lük bir küçülme söz konusu.

Büyüdük mü, küçüldük mü?

2019 yılının ilk altı ayı sonunda kişi başına düşen milli gelir 8 bin 811 dolar.

2008’de kişi başına milli gelir 10 bin 931 dolardı.

Ekonominin daraldığı, hatta gerilediği bu rakamlarla net görünüyor.

Rakamları ben söylemiyorum, resmi açıklama bunlar.

Yine de bugüne dönelim.

Kişi başına 8 bin 811 dolar gelirimizin olduğunu söylüyorlar.

Peki!...

Ben, iki nüfusum, devlet bana diyor ki, senin yıllık gelirin 17 bin 622 dolar.

Eh… İyi para…

Bir Dolar 5.75 TL.

Hadi çarpalım. 17.622x5.75=101 bin 326 TL.

Yani devlete göre benim 101 bin 326 lira gelirim var.

Gerçek ne?

Bir emekli maaşı olarak yıllık net gelirim 37 bin 200 lira.

Eeee!...

Aradaki 64 bin 126 lira fark nerede? Kimin cebinde?

Asgari ücretlinin, çalışanın farkı nerede?

Birkaç ay çalışabilen İşkur’lunun, işsizin dolarları nerede harcanıyor?

Kimin cebinde, kimin mutfağında, kimin keyfine göre harcanıyor?

Ne güzel söylemiş şair:

“Allah'ın bir pulunu bekleyedursun on kul,

Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul,

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa,

Yaşasın kefenimin kefili karaborsa…”

Başka söze ne gerek!...

***

Zaman zaman herkes çevreci kesiliyor karşımızda.

Hatta “çevrecinin daniskası” diye niteliyorlar kendilerini.

Ormanları mahvedenler, “ağaç” diktiklerini söylüyor.

Yahu siz, hâlâ dikilecek olanın ağaç olmadığını; fidan dikilebileceğini bilmiyorsunuz!

Okulun, caminin, parkın, yolun… kenarına birkaç fidan dikerek ormandan söz ediyorsunuz.

Ormanın, bir ekolojik sitem olduğunun farkında bile değilsiniz. Sizin fidanlar, birkaç yıl içinde gölge veririler ama orman olmazlar.

***

Meclis’ten geçen bir yasa termik santrallere filtre takılmasını iki buçuk yıl erteledi.

Sonra?

Cumhurbaşkanı bu maddeyi veto etti.

Güler misin, ağlar mısın?...  AKP Genel Başkanı “Evet” dediği bir maddeyi Meclis’e sevk ediyor. Aynı maddeyi sonra veto ediyor.

Merak ediyorum: Bu maddeye evet oyu veren vekiller, yasa yeniden Meclis’te görüşülürken ne diyeceksiniz?

Sizi gidi çevreciler (!) sizi!....